Vajinismus, yani kadının bedenindeki kimi tepkiler nedeniyle cinsel ilişkinin “tamamlanamaması”, genellikle tıp alanında ele alınır. Ülkemizde sıklıkla kadının “evlilik kurumu içindeki görevi”ni yerine getirememesi üzerinden tanımlanır ve beden parçalarına odaklanmış tedavilerle, kadının ihtiyaç ve taleplerine pek de kulak verilmeksizin, acilen çözülmeye çalışılır. Oysa cinsel ilişkinin verilmiş roller uyarınca kolayca gerçekleştirilmesi gereken "doğal" bir şey olduğu ön kabulü, toplumun cinsellik üzerindeki yoğun etkisini göz ardı eder.
Cinselliği çevreleyen kültürel, kişilerarası ve içsel senaryolara odaklanan Yatak Odasındaki Kalabalık, sözü vajinismus deneyimi yaşamış kadınlara veriyor ilk kez. Katılımcıların aile hayatları, partnerleriyle ilişkileri ve tıbbi çözüm ararken karşılaştıkları sorunlar üzerine anlatılarını aktarıyor.
ismiyle beni oldukça cezbeden bu kitap, içeriğiyle de beni oldukça tatmin etti. vajinismus'un yalnızca biyomedikal olarak, şanslıysak da psikolojik açıdan ele alındığını görüyoruz. halbuki bu konunun tıbbi bir açısı yok. bu konu bence oldukça psikolojikti, artık asıl sosyolojik benim için. çevrenin ve kültürün bize dayattıklarının yansımalarını psikolojik olarak görüyoruz. nasıl bir ilk gecen olması gerektiği, ilklerin nasıl yaşanacağına dair kesin görüşler ve dayatmalar, yapabileceklerin ve yapamayacaklarına dair inanışlar... sonsuz etmenden bahsetmek mümkün. ve tabii ki hepsi kadınlar için. erkeklerin de cinsel sorunları var. yok, konuşulmaz bizde. onlar hep bilir ve tecrübelidir. kadınlar vajinismus problemi yaşadığında, sorunun kendilerinde olduğunu düşünüyorlar hep, karşıdaki bireyin görev ve sorumluluklarından haberdar değiller. zira konuşulmuyor.
bu müthiş bir tabu toplumumuzda. çok net söyleyebilirim ki bu kitabı instagram hikayemde paylaşırken çokça gerildim. çünkü bu konular hakkında okuyan, araştıran biri olarak görülmekten de çekindim. sonra fark ettim, niye geriliyorum ki? yapılmaması problem olan zaten.
hem kadının hem erkeğin bilgisizliği yüzünden yaşanıyor tüm bunlar. hala kızlık zarının ilk gece yırtıldığında kanamayabileceğine dair bir bilgi yok, hem kadında hem erkekte. hem de kanamama oranı 50'nin üzerindeyken. bu yüzden kaç kadın ilk günlerinde “iffet” sorgulamasına maruz kaldı, tahmin bile edemiyorum.
kitap gerçekten bakış açısıyla beni oldukça tatmin etti. Gagnon ve Simon'un cinsel senaryo yaklaşımı baz alınarak hazırlanılmış ve hazırlanma biçimi okumayı inanılmaz kolaylaştırıyor. böyle akademik temelleri de olan bir kitabın, bu denli kolay okunabilmesi beni mutlu etti. ayrıca tıp biliminin sarsılmaz otoritesini bu kadar güzel sarstığı için yazara da çokça teşekkürler.
benim aslında en çok sevindiğim şeylerden biri, yazarın kitabın son kısmında, yazarın çok çeşitli kadınların gerçekliğiyle tanışması ve empati yeteneklerini geliştirmesi oldu. muhtemelen bazı kadınlar dini backgroundlara sahipti, onlarla empati yapabiliyor pozisyona gelmesine sevindim. umarım ki bu empatiyi yukarıdan bakarak yapmayacaktır hayatının sonrasında da.
çünkü İslamî açıyı Müslüman olmayanlara dayatmak ile İslam'ın önermediği şeyleri Müslümanlara dayatmak arasında hiçbir fark yok. denklem aynı. burada kişilerin perspektifini iyi anlamak ve ona göre yargılar sunmak çok önemli. yazar da sonda eskiden böyle düşünmediğini itiraf etmiş, bu samimiyeti sevdim. hep dediğimiz gibi, tanışmak gerek. bilmiyoruz birbirimizi.
onun dışında da kitabı birçok kişinin okumasına vesile olduğum için çok mutluyum. bu ciddi bir sorun ve konuşmak zorundayız. konuşabildiğimiz için de bambaşka yargılara maruz kalmamalıyız. ben kitabı hikayeye atarken korkmamalı, bu konularda da haklarımı öğrendiğim için yargılanmamalıyım. zira üstüne bir de Müslüman çevrede bu konuları konuşmak çok daha büyük bir sorun. ped bile diyemezsiniz büyüklerin yanında, peygamber efendimize kadınlar gidip cinsel sorunlarını anlatmışken. bire birde bile anlatmışken.
dolayısıyla yazara teşekkür ederim. kitabı görüp ilgimi çekeceğini düşünüp hemen atan knurduman'a teşekkürler<3
Öyle kuşatıcı öyle müdahaleci bir toplumda yaşıyoruz ki. Bunun etkileri bireysel yaşantımızda ve kolektif ortak yaşam alanlarımızda, kamusal ve özel alanlarda yaşam deneyimlerimizde yoğun bir şekilde gözleniyor. Ataerkil kapitalist ve dini referansla kültürel ve toplumsal yaşamı örgütleyen bir sistemde toplumun en dezavantajlı toplumsal oznelerinden olan kadınların bedeninin nasıl kuşatıldığı, nasıl denetim altına ve tahakküm altına alınmak istendiği en bireysel sayılan yaşam deneyimlerimize, istek ve arzularımiza şekil verdiğini kadınların kendi sesleriyle anlatan değerli bir çalışma. Lütfen bekaret kızlık namus kavramlarına yüklenen çifte standart ve bölücü anlamlara kafa yorabilmek için okuyun. Vajinismus olan da olmayan da cinsel yaşamı aktif olan da olmayan da okumalı. Kadına ve bedenine yönelen nefret çok köklü. Çok derin. Çok sinsi. Toplumun cinsiyetçi kalıpları kadın bedeninin reaksiyonları da da kendini gösteriyor haliyle. Bu kitapla birlikte Bekaretin El Değmemiş Tarihi kitabı da kesinlikle okunmali. Önyargıları sinsilesmis kemikleşmiş cinsiyetçi kültürel normları kapitalizmle işbirliği yapmış ataerkinin popüler kültürde kadın bedenini pazarlama ve denetime tabi tutma çabaları. Tüm bunları anlamak için kesinlikle okunmalı.
son zamanlarda okuduğum en ağır kitaplardan biriydi. öyle ki normalde okuduğum her kitabı sosyal medya hesaplarımda paylaşırken bu kitabı paylaşmadım. çünkü hala bir tabu olduğunu biliyorum ve bu tabuyu kendi başıma yıkamayacağım gerçeğini biliyorum. yine de bu çalışmayı çok değerli buluyorum. yazarın çalışması ve çalışmasını aktardığı dil ve yöntem hem çok tatmin edici hem de çok başarılı. yıllarca vajinismusun biyomedikal bir problem olduğu gerçeği empoze edilmiş bir nesil içinde büyüdük çoğumuz. ve bu çoğunluk modern dönemde yaşamasına rağmen vajinismusu bir tabu olarak görmeye hala devam ediyor. zaten kitabı görünce en çok şaşırdığım nokta da kadınların açık bir yürek ve dille bu sorununu ve bu yöndeki tecrübelerini yazarla paylaşmaları oldu. yazarın "kara kutu" ismini verdiği ve kadınların kendi tecrübelerini paylaştığı bölümden çok etkilendim. ve bu bölümü okudukça vajinismusun sadece medikal bir problem, psikolojik bir rahatsızlık olmadığını aynı zamanda sosyolojik bir sorun olduğunu da anladım. kadınların bu rahatsızlıklarını çekirdek&geniş ailelerinden ve büyüdükleri toplumdan alarak adeta çeyizlerinde kendi evlerine götürdüklerini görüyoruz aslında bu kitapta. çünkü çok müdahaleci ve kısıtlayıcı bir dünyada yaşıyor kadınların çoğu. bu da kendi yatak odalarının içine kadar girilmesine sebep oluyor.
benim kitapta en çok beğendiğim kısım yazarın birçok bakış açısıyla empati kurabilmesi oldu. çünkü görüşme yaptığı kadınların hepsi farklı dünya görüşünden ve tecrübelerden geçmiş, çok farklı bakış açısına sahip olan insanlardı. bu yüzden hepsiyle aynı çatı altında buluşması çok zor olsa da bunun için çabaladığı gözle görünen bir gerçek. özellikle islami bakış açısını anlamaya gayret ettiğine inanmak istiyorum. çünkü bugün türkiye'de oluşturulmuş cinsel tabuların çoğunluğu islam'dan değil türkiye'de türk kültürü ile oluşturulmuş müslümanlık bakış açısından ve uygulamalarından geliyor. bunu kara kutu isimle bölümde de rahatlıkla anlıyoruz.
kitabın okuru etkileyeceğine inandığım bir diğer noktası ise bu cinsellik tabusunun nasıl sadece kadınları sıkıp çevrelediği ve erkekleri kendi halinde ve görece nasıl daha rahat bıraktığının açıklaması. bu durumun medikal ve/veya psikolojik yanının olmadığı bir gerçek. türkiye'de tabular sadece belirli bir kesime uygulanır. bu tabuların mağdurlarının çoğu kadınlardır. daha spesifik bir kesimde dile getirecek olursam da "mütedeyyin" ve "muhafazakar" çevrede büyütülmüş kadınlar. bu kadar büyük bir kitle olmasına rağmen, vajinismus olan kadınların hepsinin kendini bu süreçte çoğunlukla "yalnız" hissettiklerini gördüm kitapta. ve bu durum da daha büyük bir noktaya üzülmeye itti beni: kadınlar, birbirlerine anlatamayacak kadar korkunç bir tabu içinde büyütülüyor ve vajinismus deneyimlerini başka bir kadın arkadaşlarına dahi anlatamıyorlar. bu yüzden baskı, yazarın da üzerinde durduğu gibi, gittikçe artıyor ve başarısız cinsellik deneyimleri iyice kötü tecrübeler olmaya devam ediyor. hatta profesyonel destek alanlar dahi, hem kadın doğum uzmanlarının hem de psikiyatrların kendilerine karşı suçlayıcı, soğuk, özensiz ve duyarsız olduklarını söylüyorlar. peki, bu durumda kadınların "hastalık"ları nasıl iyileşsin ki? bu yüzden türkiye'de kadınların cinsel deneyimleri benim için tek bir kelime ile özetleniyor: ANLAŞILMAMAK.
türkiye'deki kadınların cinsellik deneyimleri üzerinde çalışmanın büyük bir "cesaret" gerektirdiğini tahmin etmek zor değil. ancak yazarın önsözde çalışmalarını yaparken vajinismus olan kadınlarla iletişim kurmaktan çok toplumda iletişime geçmesine yardımcı olabilecek insanlarla konuşurken zorlanması da neden cinsellik tabusunun yıkılmadığının bir işareti olarak görülebilir. bu nedenle sadece çalışmanın içeriğini değil, yazarın özverisini de ayrı bir parantez içinde tebrik etmek gerekiyor bence.
Yazarın da dediği gibi, "...bu kitap her ne kadar cinsellik ve vajinismus için yazılmış olsa da bu kitapta çok az bölüm doğrudan cinsel olanla ilgilidir. Cinsel ve cinsel olmayan alanlarda kadının kısıtlanması o kadar iç içe geçmiştir ki birini diğerinden ayırt etmek zordur... "
Bu sebeple kitabı okumak için vajinismus olmaya hatta kadın olmaya bile gerek yok. İçerisinde bulunduğumuz düzende kadınların düşürüldüğü dezavantajlı konumu görebilmek, benzer arka planlardan gelmediğiniz için normalde yargılayacağınız kadınlarla empati yapabilmek ve benzer kadınlık deneyimlerini paylaşabilmek için mutlaka okunulması gereken bir kitap. Hele ki son saydığım sebep, insanlarla açık açık konuşamadığınız durumları yaşayan kadınları görerek yalnız olmadığınızı hissettirecek. Fakat yalnız olmamanın, "normal" olmanın sevincini paylaşırken bir yandan da tüm kadınların bu kadar acı ve bu kadar ortak deneyimlere sahip olması farkındalığına varıp umutsuzluğa kapılmanıza sebep olacak. En azından bende öyle bir etkisi oldu.
Aynı zamanda kadın cinselliğini depolitize ederek tüm sorumluğu kadına yıkmaya çalışan ve kadın sağlığına değil ataerkil düzene çalışan tıp sektörünün gerçek yüzünü görmüş olacaksınız. Öyle bir kadını silme çabası ki bu, cinsel terapi esnasında bekareti (!) bozabilecek hareketlerin sorun olup olmayacağını bile bedeninin sahibi olan kadına değil erkeğe soruyor, tecavüze uğrayan kadınlara mağdur suçlayıcılığı yapıyor.
"iyi ki vajinismus olmuşum" diyen Selin, "keşke olmasaydım" diyen Ebru ve vajinismus yaşasa da yaşamasa da cinsellikleri ataerkil düzen tarafından kontrol edilerek özgür iradeleriyle karar vermeleri kısıtlanmış tüm kadınların acısını paylaşıyorum.
Ayrıca kitabın sade ve kolay okunabilir bir dilinin olduğunu özellikle belirtmek istiyorum ve yazarın kitabı her kadının okuyabileceği bir dilde yazma çabasını çok değerli buluyorum.
Kitabı bitirmeden bir şeyler yazmamak için zor tuttum kendimi. Cinsiyetçi cinsellik kitaplarından sıtkımız sıyrılmıştı. Kadınları ve LGBTQ+ bireyleri ötekileştiren kadınlardan da. Keza tıbbın ötekileştirici ve üstenci dili hepimizi yormuştu. Bu kitap tam da bahsettiğim açılardan dolayı bir vaha… Dile gelecek olursak, malumunuz kurgu-dışı kitapların çoğu, hele ki Türkçe yazılmış kitaplar, oradan buradan çeviri, referans verilmeyen kaynaklardan alınan özetler vs.’lerden oluşan yamalı bir bohça gibidir. Cümleleri defalarca okur, çoğu şeyi anlayamaz veya yarım yamalak anlar, anlamış numarası yaparsınız. Bu kitap Metis’ten okuduğum birçok kurgu-dışı metne kıyasla, o kadar anlaşılır, o kadar sade bir dille yazılmış ki, her okuduğum kelimenin zihnimde karşılığını bulabiliyorum… Hepimiz biliyoruz ki bu bir nimet :) Kısacası, Türkiye düşün dünyasına koskocaman bir armağan… Bir bakın demeyeceğim, evire-çevire okuyun bence.
Kitap yalnızca vajinismus üzerine değil; çoğu kadının kadınlık, evlilik, toplumsal cinsiyet, eşitsizlik üzerine düşündüğü ve sorunlar yaşadığı pek çok konuyu ele alıyor. Kadın cinselliği, dünyanın her yerinde yüz yıllardır kadınlar üzerinde denetim kurmanın bir uzantısı olmuşken, kadın bedeni dini ve toplumsal olarak her noktada zincirlere vurulmuşken, özellikle de bizimki gibi ülkelerde, bu kadar çok kadının cinsellikte problem yaşaması veya problem yaşamasa dahi zevk alamaması çok doğal. Ne kadar "modern" bir ailede yetişseniz de, nasıl bir toplumda yaşadığınızı ve yanı başınızda kadınların ne kadar ağır baskılarla boğuştuğunu görünce, aslında hepimiz özgür olana dek hiçbirimizin tamamen özgür olmadığını daha derinden fark ediyorsunuz. Bu anlamda çok değerli bir okumaydı.
Bu kitap için ne söylesem az kalır gibi bir kere titizlikle hazırlanması ve bir tez çalışması olmasının yani sıra son sayfalarda yaşadıkları problemlerden ötürü konuşabilmek cesaretini gösteren- ki bunu toplumsal baskı yüzünden çok az kadın yapabiliyor- kadınlarla yapılan röportajları okuyorsunuz. Uzun süre etkisinden çıkamayacağıma eminim. Pek çok kadının çocukluktan gelen travmalarının ve yaşadıkları olaylarla da ilintili olan vajinusmus probleminin kökenine inilmesi olsun,bu durumu yaşayan kadınlarla bire bir konuşulması olsun inanılmaz bir çalışma olmuş herkesin okuması kanaatindeyim.
kendimi bir kitaptaki karakterlerle bu kadar empati yaparken hiç bulmamıştım. okuması zor bir kitaptı. ama bunu kitabın dili için değil de anlattıkları için yazdım. her kadının hikayesinde farklı noktalara üzüldüm. gerçekten bunu da duymuşlar/yaşamışlar mı dedim bir çok yerde. kendi büyüdüğüm ve yaşadığım ortama bir kere daha şükrettim her sayfada. herkesin benim kadar şanslı olmadığını da okudum tabi ki. ve bu konunun tıbbi değil de biraz psikolojik ama çokça sosyolojik olduğunu tekrar fark ettim.
yazar harika bir iş çıkarmış. böyle bir konuyu bu kadar düzenli ve temiz anlatabilmesi büyük bir başarı. kendisine teşekkür ederim bu hikayeleri okumamıza ve fark etmemize vesile olduğu için.
bir buçuk yıldır her yerde herkese bahsettiğim hayran olduğum bir kitap oldu. lisans hayatımda bu kitaba denk geldiğim icin çok şanslıyım. düşüncelerime, hissettiklerime bir yol bulamamıştım bana yol gösterdi; hem kişisel hem akademik açıdan. daha birçok kişinin de yolunu aydınlatacağına inanıyorum. çok teşekkür ederim.
Yunusoğlu çok kıymetli bir iş çıkarmış.Bunu orjinal dilinde okuyabildiğim için çok şanslı hissediyo-rum. İlmek ilmek işlemiş desek yeridir.Türkiye'de bu deneyimi yaşamış kadınlarla vajinismusu top-lumsal açısında değerlendirerek bunun bir rahatsızlık olmadığını özellikle vurguluyor.Esas sorunun bunun tedavisi olduğunu düşünen zihinler olduğunu belirtiyor. Kadınların vajinismusu aslında ta çocukluktan başlayarak evlenene kadar heybelerinde getiriyorlar. Büyüdükleri süreç boyunca cinsel ilişkiye öcü muamelesi yapan toplumun;vajinismusu eleştirmekten geri durmadığı gerçeği aslında sürekli olarak ülkedeki kadınların suratına bir tokat gibi çarpıyor. Kadınların zevk almadan yaptıkları sadece üreme amaçlı yapılan bir eylemmiş gibi ifade edildiği yetmiyormuş gibi,türlü yalanlar yüzünden kadınlar günümüzde cinsel ilişkiye girmekten korkar hale getiriliyor. Bunun en önemli sorumlularından biri de tıp sektörü.İlk gece kanamadığı için getirilen kadınlara yapılan bekaret testleriyle ataerkinin ekmeğine bal sürmekten öteye geçemiyorlar.Yine aynı şekilde fahiş fiyatlara yapmaktan zerre utanç duymadıkları kızlık zarı dikimi gibi operasyonlarla kadınların hayatlarını kolaylaştırdıklarını söylemekten de geri durmuyorlar. Kitabın sonra bölümde ise genç yaşta evlendikleri için ya da başka sebeplerle kendini,vücudunu keşfedememiş kadınların vajinismus deneyimlerini birinci ağızdan okuyoruz. Birçoğu bununla baş etmenin yolunu bulmuş,kimi bir haftada kimi bir ayda kimi de bir yılda.Sonunda cinsel ilişkiye girebilen kadınlar;hi zevk almadıklarını ama eşlerini sevdikleri için veya uğradıkları toplumsal baskı yüzünden öyleymiş gibi yapmaya devam ediyor.
Oldukca başarılı buldum, keyifle, hüzünle ve umutla okudum. Normal hızımda ilerleyemedim bazı şeyleri sindirmek zaman aldı kendi adıma. Ancak herkesin okumasını tavsiye ederim.