“Yas, kaybettiğimiz sevdiklerimize içimizde bir yer açmaktır; onları içimize sığdırmak için kendimizi büyütmektir.”
Herkes yitirir sevdiklerini. Bazen depremde, savaşta, salgın hastalıklarda; bazen bir hastane odasında, sıralı ya da sırasız ölümlerde. Yitirdiklerimizle birlikte yaşamaktır hayat.
Kimi zaman da yitirilen bir yurt olur; kimi zaman bütün düşlerin saklandığı bir ev; ocağı tüttüren bir iş; aşina olanın verdiği güven ve sıcaklık…
Yitirdiklerine dönüp bakmak ister insan, yitip gidenin ardında bıraktığı boşluğa atılacak bir son bakış, söylenecek bir son söz vardır hep. Yas, şair Orpheus gibi Yeraltı’na inip sevdiklerimizi geri getirme çabası ve bu çabanın beyhudeliğini anlama sürecidir belki de… Uzun bir yoldur; hayat boyu dönüp dönüp geriye bakılan, yitirdiklerimizi yanımıza alıp yürüdüğümüz, adına hayat denilen uzun bir yol.
Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu’nun kişisel deneyimlerinden, yas terapilerinden ve evrensel örneklerden süzerek oluşturduğu bu yaşama rehberini, içinden geçtiğimiz zor zamanlarda başucunuzdan eksik etmeyeceksiniz.
Bu kitap annemi kaybettiğim günden beri başucumda duruyor, yaklaşık 2 yıldır… Bitireli de bir 10 gün kadar oldu ama okuduklarımı sindirmem buraya da bir yorum yazmam biraz zaman aldı.
Kimi zaman gözyaşlarımı tutamadım, işte bu benim, aaa bu da benim dediğim, altını kalemle değil kalbimle çizdiğim satırlar okudum.
Yas uzun, zorlu ve biricik bir yolculuk… İnsanların çoğu zaman dışlandığı, konuşmalarının susturulduğu, gözyaşlarının görmezden gelindiği ve insanı gerçekten kalabalıklar içinde yapayalnız bırakan bir yolculuk. Daha çok konuşulmalı, daha çok anlatılmalı, yasın bir hastalık değil bir yolculuk olduğu anlaşılmalı.
Bir spoiler değil ama kitaptan şu alıntıyı doğrudan aktarmak isterim.
“Gerçek şu ki, sonsuza dek yas tutacaksınız. Sevdiğiniz birini kaybetmenin üstesinden gelemeyeceksiniz; ancak kayıpla yaşamayı öğreneceksiniz. İyileşeceksiniz ve yaşadığınız kayıp etrafında kendinizi yeniden inşa edeceksiniz. Ancak asla aynı olmayacaksınız. Aynı olmamalısınız ve zaten siz de bunu istemezsiniz.”Elizabeth Kübler-Ross
Yas tutan, kaybıyla yaşamayı öğrenmeye çalışan herkese önerimdir. Ağlanacak sıcak bir omuz niteliğinde…
Yas surecinde eslik edebilecek bir başucu kitabi. Ayni süreçleri yasayan yazar, ne hissettiğimizi, hangi süreçlerden geçebileceğimizi bizden iyi biliyor ve acıyı dindirmiyor ama yalnız olmadigimizi gösterip, acıyı biraz da olsa hafifletiyor.
Tedden hocalarımın Kayıp ve Yas Psikolojisi betiği ile paralel okudum ve gerçekten ben kısa hem de her yas türüne değinilmiş ve gerçekten akademik değil de bir tık daha samimi biraz da terapiden havasi var gibi bunun yanında bir de psikolojik dayanıklılık hakkında okumayla bir tık terapiye kendiniz kendinize yaparken (ki daha etkili bence) 2 kitap parasına denk getirisiniz 🫠
Yașananlarin üzerinden yola çıkıp yazdigi için sanırım beni çok etkiledi. Açıkçası yas üzerine hiç boylesine dusunmemistim. Yas deneyimini hayatin akisi içinde, cogalarak yasamak ve onu kabul etmek dusunce si bir nebze olsun insana nefes alma sansi taniyor. Severek okudum.
Annemin kaybindan sonra, babamın da demansin sisinde hizla kaybolmasina tanik olurken, okumasi zor ama bir yandan elinizden de tuttugunu hissettiren bir kitap. Bir kayip yasayan insanlarin ve o insanlarin yaninda olmak isteyenlere onemli cumleler iceriyor.