Tanıl Bora'nın Cereyanlar’ını okurken medeniyet, modernizm ve batıcılık kavramları hakkında biraz düşünme fırsatı bulmuş, sonrasında bu kavramları biraz daha incelemem gerektiği sonucuna varmıştım. Ayrıca, Cereyanlar'da feminizm başlığı altında yazılanları okurken açık-kapalı kadın kutuplaşması ve türban meselesi gibi konularda benim de önyargılarım olabileceğini düşünerek, bu kitapta işaret edilen, Nilüfer Göle'nin "Modern Mahrem, Medeniyet ve Örtünme" sini okuma listeme dahil etmiştim. Bir yandan da toplumsal olaylara ilgili olmama rağmen sosyoloji okumada ne kadar zayıf kaldığımın zaten farkındaydım. Kitap sayesinde sosyoloji okumaya bir başlangıç yaptım ve hem yukarıda bahsettiğim kavramlara çok daha fazla yaklaştım hem de genelde İslami hareket özelde türban meselesi hakkındaki yargılarımı gözden geçirmiş oldum.
Temel bir sosyoloji bilgisi olmadan böyle bir kitabı okumak bana çok sağlıklı gelmese de hiç de fena bir tecrübe olmadı. Beni en fazla zorlayan kısım önsöz oldu aslında. İlk defa bu baskıda ingilizceden çevrilerek yer verilmiş önsözdeki ağdalı dil çok yavaş ilerlememe sebep oldu. Bu biraz da çeviriden kaynaklanmış sanırım. Çünkü kitabın geri kalan hiçbir kısmında aynı sıkıntıyı yaşamadım. Önsözden kitabın sosyolojik bir çalışma sonucunda oluşturulduğunu anlamış ve ilk defa böyle bir çalışma okuyacağım için heyecanlanmıştım. Psikolojik deney okumuşluğum az çok vardı ancak sosyolojik bir inceleme benim için bir ilkti. Metodu çok merak etmiştim. Heyecanla beklediğim araştırma öyküsü karşıma ancak kitabın üçüncü bölümünde çıktı. Buna rağmen, ilk iki bölüm de, okurun aklına gelebilecek her bir sorunun aşama aşama cevaplandırıldığı oldukça iyi bir giriş olmuş. Üçüncü bölümde anlatılan araştırma metodunu okumak çok keyifliydi. Katılımcı profili, sosyoloğun ve araştırmanın diğer katılımcılarının rolleri ve özellikleri üzerine verilen bilgiler, tartışma tutanaklarından verilen örnekler çok iyi bana göre. Önsözün en çok bu bölümle örtüştüğünü düşündüm okurken. Son bölümde çıkarılan sonuca bir yere kadar katılabildim. Çünkü ilk baskısı 1991'de yapılmış bir kitabın, son bölümde çıkarılan sonuç itibarıyla bugün ne kadar güncel olduğu sorusu geldi aklıma. Yani yazar “İslâmcı hareketlerin bireysel hakları kapsayan çoğulculuğa ve sivil topluma doğru mu evrileceğini, yoksa karşı-toplumlar (contre-société) üreten totaliter eğilimlerin hâkimiyetine mi gireceğini cinsler arası ilişkiler belirleyecektir” derken bugün itibarıyla hangi seçeneğe daha yakın bir toplum görüyor, bilmek isterdim. Belki de yazarın sonradan yazdığı kitaplarda merakımı giderecek açıklamalar vardır, bilemiyorum.
Kitap, özgürlüğün tanımının ya da kapsamının zamanla nasıl geliştiğini görmek açısından da faydalı oldu benim için. Bir zamanlar, toplumda sadece görünürlük kazanmak bir özgürlük ifadesiyken kadının yadsınmış cinselliği ve bireyliği pahasına kazanılmış bu özgürlüğün tanımının şimdi ne kadar da eksik durduğunu görüyor insan.
Merak ettiğim konulardan biri, türbanlı öğrencilerin türbanı sıradan bireysel bir hak gibi mi gördükleri yoksa siyasal İslamın bir parçası olarak mı algıladıklarıydı. Okuduklarım, kendi isteği ile örtünme eylemi ile kadınların en azından bir yere kadar özne olmayı seçtiklerini düşünmemi sağlarken, türbanlı öğrencilerin öğrenim amaçlarını açıklayan kısımlara gelince meselelerinin çok da özne olmak ile ilgisi olmadığını düşündüm. Tabii, feminist türbanlı kadınlar hakkında yazılanları okuyana kadar. Feminist türbanlı kadınların tabuları aşma konusunda geldiği noktayı okuyunca türban meselesinin gerçekten de korku ile abartılacak bir şey olmadığına ikna oldum diyebilirim. Bununla beraber, kadının dişiliğini reddeden hiçbir feminist hareket de kafama yatmıyor açıkçası. Dişilik meselesine gelince İslamcı feminizmin Kemalist feminizmden ya da sol feminizminden farkı olmadığını görüyor insan.
Ayrıca, söz konusu araştırma, türbanlı, feminist bir kadın doktor erkek hastasını tedavi etmek konusunda ne düşünür sorusunu cevaplayacak netlikte ve derinlikte gelmedi bana.
Kitap, kamusal ve özel alan, geleneklerin yeniden icadı, zayıf tarihsellik, geriye dönük ütopya, post-modernizm gibi konulara yaptığı vurgularla da ilginç geldi bana.
Bir sosyoloğun aracılığında gerçekleştirilmiş bir tartışmayı da kapsayan araştırmanın, genel olarak tartışma kültürüne kattıkları açısından da bir sonucu olmuş mudur, merak ettim doğrusu.
Radikal İslam kavramı gündelik hayatta sanki çok zıt anlamlarda kullanılıyor gibi de geldi bana bu kitabı okuduktan sonra.
Türban meselesi ve İslâmî hareket gibi konulara ilgi duyuyorsanız, okunmaya değer bir kitap bence.
Okunacaklar:
Sosyolojinin İlkeleri, Henri Mendras
Yaralı Bilinç-Geleneksel Toplumlarda Kültürel Şizofreni, Daryush Shayegan
İslam'ın Yeni Kamusal Yüzleri, Nilüfer Göle
Kamusal İnsanın Çöküşü, Richard Sennett