İdris Küçükömer peşine düşülmesi, her kitabının dikkatle okunması gereken bir isim olduğunu düşünüyorum. Neredeyse yirmi otuz yıl öncesinden bugünün meselelerine de ışık tutan analizleri, o kadar yıl içinde değişen pek de bir şey olmadığını gösterir nitelikte. Okuyanlar, lise yıllarında George Orwell'i ilk kez okuyan bir gencin heyecanı ve sarsıntısını hissedecektir.
Küçükömer Osmanlı'nın çöküş devrinden başlayarak ulema, bürokrat, halk gruplarını bir iktisadi tarih gözlüğüyle okuyor ve o zamanların batıcı-laik-bürokrat ve padişah-ulema-yeniçeri-tüccar karşıtlığının, bugün laik-islâmcı karşıtlığının aslında görünürde olduğunu; bunların iktisadi sebeplerin merkezde olduğu daha büyük problemleri örten ve emperyalizme hizmet eden karşıtlıklar olduğunu ortaya koyuyor. Padişah etrafında İslamcılık politikası sadece dini ve kültürel bir kaygı değil, ikinci bir Lale Devri başlatmak isteyen Batıcı-modernleşmecilerin politikasının iktisadi sonuçlarına karşı bir tepkidir. Burjuvazinin batıdaki gibi halkın içinden doğmayıp bürokrasi eliyle var edilmiş ya da var edilmeye çalışılmış bir tabaka olması Osmanlı'nın ve Türkiye'nin iktisadi tarihini Avrupa'nın tam tersi yönüne sürüklemiştir. Kapitülasyonların yerli ticareti, esnafı öldürmesi ile fakirleşen esnaf para kaygısıyla yeniçeri ocaklarına yönelmiş ve yeniçeri-esnaf birliğini meydana getirmiştir. Küçükömer eğer kırsal bölgelerle şehirler arası mübadeleler gelişebilseydi, bu ilişkinin mevcut manüfaktürü geliştirerek sanayi sermayesi birikimine yol açabileceğini ve böylelikle Osmanlı'nın da bir sermaye ve burjuva sınıfı yaratabileceğini dile getirir. Fakat gerek bürokratların halktan uzaklaşmış politikaları, gerek emperyalist devletlerin müdahaleleri böyle bir iletişimin kurulmasını engelemiştir.
Ona göre Türkiye siyaseti mütemadiyen devletçilik ile kapitalizm arasında salınmıştır. Sol partilerin ağırlıklı politikası devletçilik de sağ partilerin liberal politikası da emperyalizme hizmet etmiş, iktisatta ABD ağırlığını artırmış ve kolaylaştırmıştır. Temelli bir tarım ve iktisadi politikasının olmayışı, yapılamayışı ve iktisadi gelişim için dışarıdan yatırımcıların girişimlerine ve ham madde ihracatına dayanılması kendi özgürlüğümüzü kurmamızı engellemiştir. İktisadi gelişim için en hızlı fakat ve en geçici, kısa vadede kötü dönütleri olacağı aşikar inşaat ve ulaşım sektörlerinin geliştirilmesi teşviki iktisadı daha dışa bağımlı hale getirmekte, ayrıca tarım alanlarımızı yok etmektedir.
Eser üzerine söylenebilecek çok şey var, peşine düşülecek her noktanın insanı dehşet içinde bırakacak yeni kitaplara, yeni topraklara, yeni fikirlere yol açacağı aşikar. Ufuk açıcı.