Buenos Aires, septembre 1930. Antoine de Saint-Exupéry, chef d’exploitation de l’Aeroposta Argentina, fait la connaissance de Consuelo Suncín Sandoval, la jeune veuve salvadorienne de l’écrivain Enrique Gómez Carrillo. Après quelques semaines de vie commune en Argentine, ils choisissent de se marier en France auprès de la famille de l’aviateur. Mais la vie conjugale du couple sera un parcours bien chaotique, malgré tout ce qui les réunit — et en premier lieu leur imaginaire commun, peuplé d’étoiles, de petits animaux et de toutes sortes de trésors. L’aventureux « Tonio » attend de son épouse une attention et un réconfort de tous les instants que le tempérament de celle-ci, éprise de liberté et douée d’une irréductible fantaisie, ne peut lui apporter continûment. Mais Antoine et Consuelo ne se délieront jamais de leur alliance, pourtant soumise à des polarités contradictoires. Sacrée à leurs yeux, elle les réunira dans les moments les plus difficiles, jusqu’à New York où l’écrivain se trouve exilé entre 1941 et 1943. Et la promesse réciproque d’un amour inconditionnel leur permettra de supporter, non sans souffrance, l’éloignement et l’inquiétude, lorsque l’engagement militaire de l’écrivain les rendra inévitables — jusqu’à la fin tragique de juillet 1944. Ces années sont aussi celles de l’écriture du Petit Prince — une fable qui illumine, en leur donnant son sens le plus profond, ces lettres souvent déchirantes d’émotion, où alternent la grâce et le désarroi, la défiance et la lumière. Un jeune prince voyageur, une rose et son globe : nous y sommes ! « Il était une fois un enfant qui avait découvert un trésor », écrit Antoine de Saint-Exupéry dans sa première lettre à Consuelo. « Mais ce trésor était trop beau pour un enfant dont les yeux ne savaient pas bien le comprendre ni les bras le contenir. Alors l’enfant devint mélancolique. »
Ouvrage publié avec le soutien de la Fondation d'entreprise La Poste.
People best know French writer and aviator Antoine de Saint-Exupéry for his fairy tale The Little Prince (1943).
He flew for the first time at the age of 12 years in 1912 at the Ambérieu airfield and then determined to a pilot. Even after moving to a school in Switzerland and spending summer vacations at the château of the family at Saint-Maurice-de-Rémens in east, he kept that ambition. He repeatedly uses the house at Saint-Maurice.
Later, in Paris, he failed the entrance exams for the naval academy and instead enrolled at the prestigious l'Ecole des Beaux-Arts. In 1921, Saint-Exupéry, stationed in Strasbourg, began serving in the military. He learned and forever settled his career path as a pilot. After leaving the service in 1923, Saint-Exupéry worked in several professions but in 1926 went back and signed as a pilot for Aéropostale, a private airline that from Toulouse flew mail to Dakar, Senegal. In 1927, Saint-Exupéry accepted the position of airfield chief for Cape Juby in southern Morocco and began his first book, a memoir, called Southern Mail and published in 1929.
He then moved briefly to Buenos Aires to oversee the establishment of an Argentinean mail service, returned to Paris in 1931, and then published Night Flight, which won instant success and the prestigious Prix Femina. Always daring Saint-Exupéry tried from Paris in 1935 to break the speed record for flying to Saigon. Unfortunately, his plane crashed in the Libyan Desert, and he and his copilot trudged through the sand for three days to find help. In 1938, a second plane crash at that time, as he tried to fly between city of New York and Tierra del Fuego, Argentina, seriously injured him. The crash resulted in a long convalescence in New York.
He published Wind, Sand and Stars, next novel, in 1939. This great success won the grand prize for novel of the academy and the national book award in the United States. Saint-Exupéry flew reconnaissance missions at the beginning of the Second World War but went to New York to ask the United States for help when the Germans occupied his country. He drew on his wartime experiences to publish Flight to Arras and Letter to a Hostage in 1942.
Later in 1943, Saint-Exupéry rejoined his air squadron in northern Africa. From earlier plane crashes, Saint-Exupéry still suffered physically, and people forbade him to fly, but he insisted on a mission. From Borgo, Corsica, on 31 July 1944, he set to overfly occupied region. He never returned.
Antoine de Saint-Exupéry, 29 Haziran 1900’de soylu bir Katolik ailenin çocuğu olarak doğmuş. Dört yaşındayken babası ölünce “yoksul aristokratlar” statüsünde büyümüş. Deniz harp okuluna giremeyip mimarlık eğitimi aldıktan sonra askerdeyken uçuş eğitimlerine katılmış, pilot olmuş. Geleceğin romancısı Louise Lévêque de Vilmorin ile nişanlanmış, onun ailesinin ısrarıyla bir süre pilotluğu bırakmış, nişanlısından ayrıldıktan sonra yine pilotluğa dönmüş. 1926’da uluslararası posta uçuşlarının öncülerinden olmuş. 1929’da Arjantin’e transfer olduktan sonra Consuelo ile yolları kesişiyor. İlk romanının yayınlanması da aynı yıla rastlıyor. Onun dünya çapında ün kazanmasını sağlayan romanı Gece Uçuşu ise 1931’de Consuelo ile evliyken yayınlanmış. “Aslında ikisi de birer özgür ruhtu,” diye anlatılıyor ilişkileri. Her ikisinin kendilerine has evrenleri vardır. Antonie pilot ve yazar, Consuelo tanınmış bir ressam ve heykeltıraştır. Bu iki özgür ruh evlilik kurumunda bir arada yaşamayı denemişler ama pek başarılı olamamışlar. Birçok kez ayrılmış, birçok kez yeniden birlikte olmuşlar. Evliliklerine sık sık ayrılıklar ve başka ilişkiler karışsa da aşkları Antoine de Saint-Exupéry’nin 31 Temmuz 1944’te trajik bir uçak kazasında ölümüne kadar sürmüş. Antonie ve Consuelo’nun aşkları dünya tarihinin en hareketli dönemlerine rastlıyor. 1930’larda başlayan aşkları savaşın patlaması ile zor bir döneme giriyor. İkinci Dünya Savaşı'nın başlangıcında, Antoine, pilot olarak savaşıyor. 1940'ın sonunda, Fransa’yı Alman işgalinin ardından karısı Consuelo için vize almayı beklerken, New York'a gidiyor. Antonie ve Consuelo’nun mektuplaşmalarından ve telgraf metinlerinden oluşan “Mektuplar”da bu zor günlerin çiftin ilişkisini nasıl etkilediğini de kendi kalemlerinden izleyebiliyoruz. Resimlerle çizimlerle bezenmiş bu mektuplarda bir aşkın doruğundayken nasıl çözüldüğünü de görüyoruz. Consuelo ancak1941'in sonunda, ABD’deki Antoine'nin yanına gitmeyi başarıyor. Ama ayrılıklar onların peşini bırakmaz. Bu kez de Antoine, konferans vermeye gittiği Montreal’den vize sorunları nedeniyle ABD’ye dönemez. Consuelo ancak Mayıs 1942'de Montreal’de Antoine’la buluşabilir. Ama bu buluşmalar buruktur. Mektuplardan izlediğimize göre birçok ilişkisi ortaya çıkan Antoine, Consuelo’nun kalbini tekrar kazanmaya ve onu birlikte yaşamaya ikna etmeye çalışır. Bu yıllar aynı zamanda Küçük Prens'in yazıldığı yıllardır. Consuelo, ilham perisidir, Küçük Prens'in "Gülü"dür. Mektuplarda bu gezgin prensle dikeni bol gülünün gerilimli ilişkilerini izleriz. Antonie kendini affettirmeye, aşkını geri kazanmaya çalışır, Consuelo onu karşılıksız bırakmaz ama güvenemez de, kuşkular içindedir. Bu ikircikli hal Antonie’nin ölümünden sonra da sürmüş Consuelo’nun kaleme aldığı anılara ve diğer eserlerine de yansımış ama Antonie’ye olan aşkı hiç bitmemiş. Antoine de Saint-Exupéry ve Consuelo de Saint-Exupéry’nin yazışmalarından oluşan, mektuplardaki desenlere ve diğer basılı malzemeye de yer veren “Mektuplar” hem bu büyük aşkın öyküsünü tüm gerçekliğiyle anlatıyor hem de Antoine de Saint-Exupéry’nin eserlerini ürettiği en verimli döneminde neler yaşadığını öğrenmemizi sağlıyor.