Nahid Sırrı Örik, “İlk eserim” dediği Kibar Fahişe Zeynep’i (Zeynéb la Courtisane) Fransızca kaleme almış, bu uzun öykü 1927 yılında Paris’te yayımlanan Les Ouevres Libres dergisi tarafından okuyucuya sunulmuştur. Sultan’ın Öfkesi’yse (Colère de Sultan) 1933 yılında İstanbul’da basılmış, yine Fransızca bir öyküdür. Bir Türk yazarının altı yıl arayla iki Fransızca eser yazması, daha da garibi ikincisini İstanbul’da bastırması ilginç, üstüne düşünülmesi gereken bir durum. Uluslararası bir şöhret mi kazanmak istemişti Nahid Sırrı, yoksa kendini yabancı hissettiği, dışına itildiği bir toplumda bu şekilde mi dışa vurmayı seçmişti aykırılığını? Birsel Uzma’nın çevirdiği Kibar Fahişe Zeynep ile Nahid Sırrı Örik bir kez daha Oğlak Yayınları’nda.
Writer and translator (b. 22 May 1895, İstanbul – d. 18 January 1960). After he finished Beşiktaş Secondary School, he studied at Galatasaray High School but discontinued his education.
He graduated from the Sun Education High School. He studied at Law School for some time (1913) and then educated himself.
He lived abroad for eight years in Tiflis, Berlin, Paris, Vienna, Rome and Copenhagen (1915-28). He worked as a translator at the Ministry of National Education.
He translated and wrote columns for various newspapers and journals beginning with Cumhuriyet. He traveled around many cities in Anatolia.
He published his first story, Zeynep la Courtisane (Zeynep the Courtesan), in the journal Les Oeuvres Libres in Paris (1927). He wrote many works in almost all kinds of literature except poetry in the following years. Generally, he was known for his stories, travel notes and research related to literature and history.
Selim İleri, in his novel Cemil Şevket Bey Aynalı Dolaba İki El Rovelver (Cemil Şevket Bey, the Mirrored Cupboard and Two Hand Guns), introduced the character Cemil Şevket, inspired by the personality of Nahid Sırrı Örik. His books were republished by Oğlak Publications since 1994.
WORKS:
SHORT STORY: Kırmızı ve Siyah (Red and Black, 1929), Sanatkârlar (The Artists, 1932), Eski Resimler (Old Pictures, 1933), Eve Düşen Yıldırım (Lightning That Hit the House, 1934).
NOVEL: Colere de Sultan (Anger of the Sultan, in French, 1932), Kıskanmak (To Be Jealous, 1946), Sultan Hamit Düşerken (While Sultan Hamit Fell, 1957, staged by Kemal Bekir with the name “The Fall”, 1976, adapted for the cinema, 2003), Kıskanmak (Being Jealous, 1995), Tersine Giden Yol (The Road Going in the Opposite Direction, 1995).
TRAVEL LITERATURE: Anadolu'da Yol Notları (Travel Notes in Anatolia, 1939), Bir Edirne Seyahatnamesi (A Travel Book of Edirne, 1941), Kayseri Kırşehir-Kastamonu (Kayseri Kırşehir-Kastamonu, 1955).
PLAY: Sönmeyen Ateş (The Undying Fire, 1933), Muharrir (Writer, 1934), Oyuncular (Players, 1938), Para Uğrunda (For the Sake of Money, performed at İstanbul City Theaters, 1949), Alın Yazısı (The Fate, performed at the State Theater, 1952).
ESSAY-RESEARCH: Edebiyat ve Sanat Bahisleri (Literature and Art Topics, 1932), Roman ve Hikâye (Novel and History, 1933), Tarihi Çehreler Etrafında (Around Historical Faces, 1933), Hayat ile Kitaplar (Life and Books, 1946), Yüzelli Yılın Türk Meşhurları Ansiklopedisi (Encyclopedia of Famous Turkish People of a Hundred and Fifty Years, 3 fascicles, 1953), Abdülhamid'in Haremi (The Harem of Abdülhamid, 1989), Bilinmeyen Yaşamlarıyla Saraylılar (People of the Palace and Their Untold Lives, prepared for publishing by Alpay Kabacalı, 2002).
MEMOIR: Eski Zaman Kadınları Arasında (Among the Women of Old, 1958).
iki uzun hikayeden oluşuyor bu kitap. biri nahid sırrı’nın yayımlanan ilk öyküsü, fransa’da yayımlanmış. kibar fahişe zeynep tam batılılar için yazılmış oryantalist bir öykü aslında. nahid sırrı kendisi âlüfte zeynep diye çevirmiş aslında türkçeye, serdar soydan söyledi, bence daha güzel olurmuş. zeynep bahtsız bir kadın. güzelliği başına dert. güzelliği yüzünden çerkez sanılmasını anlatırken nahid sırrı türklere bir güzel geçirmiş :) sonra zeynep’in tiksine tiksine yattığı adamları betimlerken de müslüman diyor :) böyle arkalardan fışkıran şeylere bayılıyorum. zeynep’in çocukluğu ve ana babasının bir göz odada çocukları yanında sevişmesi, o sefalet, erkek çocukların erginleşmesi ve memeleri büyüyen zeynep’i hemen baş göz etmeleri inanılmaz natüralist bir anlatım. değme yazarlarda bulamazsınız. ama sonra zeynep’in evlenmesi sonrası oryantalist unsurlar öyküye giriyor. tabii haremler, hamamlar, yeniçeriler… sonrasında ise yelkenleri romantizme kırıyoruz. onca zorluk yaşamış, feleğin çemberinden geçmiş zeynep bir aşık oluyor ki binbir gece masalları misali anlatılıyor. kıyafetler, takılar ve kadınların birbirine olan davranışlarıyla nahid sırrı bu ilk yayımlanan öyküsünde yolunu çizmiş bence. ikinci öykü sultan’ın öfkesi, avcı mehmet’in mutsuzluğuna odaklanıyor. aslında hakkaten bir padişahın psikolojisine bu denli odaklanmak nahid sırrı’nın kafasının nasıl çalıştığını bize biraz hissettiriyor. ve tabii burada da padişah ve adamlarının geçtikleri ya da konuk oldukları köylülere, kadınlara neler yaptığını tarih kitaplarında okuyamazsınız. bence bu öykü de sultan hamid düşerken’in nasıl bir beyinden çıktığını bize gösteriyor. nahid sırrı’yla tanışmak isteyenler için bir oturuşta hop diye bitiverecek iki öykü.
Nahid Sırrı Örik’ten okuduğum ilk kitap oldu Kibar Fahişe Zeynep. Kitap iki öyküden oluşuyor. Kitaba adını veren Kibar Fahişe Zeynep hikayesi Osmanlı’nın son döneminde İstanbul’da bir genelevde çalışan dünyalar güzeli Zeynep’in hikayesini anlatıyor. Kitaptaki ikinci hikaye ise Sultan’ın Öfkesi. Sultan IV. Mehmed (Avcı)’in bir av sürecinde yaşadıklarını anlatıyor.
İki öyküyü de beğendim. Kibar Fahişe Zeynep’teki dönemin kadınlarının yaşamları hakkındaki hikayeler hep merak ettiğim bir dönem hakkında bilgi verdi. En çok ilgimi çeken ise IV. Mehmed’in hikayesinin anlatıldığı Sultan’ın Öfkesi oldu. Osmanlı’da kadınların yönettiği bir saltanatta padişah olmak üzere akıcı ve güzel bir hikaye yazmış Nahid Bey.
Kendi dönemleri hakkında bilgiler içermeleri ve benim kendi adıma farklı bir yazım tarzı olması hoşuma gitti yazarın. Tabi ki çok erkek egemen bir bakışla yazılmış olsa da ilk hikaye, o dönem eserlerini anlamak açısından okunabilecek bir kitap.
Çok sevdiğim Nahid Sırrı'nın Fransızca olarak kaleme aldığı; çok merak ettiğim ve tahminimce Türkçeye ilk kez çevrilen meşhur öyküsü Kibar Fahişe Zeynep'i sonunda okuyabildiğim için mutluyum. Daha önce çoğu eserini basan Oğlak Yayınları'na kocaman bir teşekkür.
Kitabın kendisine gelecek olursak; içerik vasattı ve bir Pierre Loti öykünmesi olduğuna kuşku yok. O dönemde artık oryantalizm ilgisi sönmüş ve eski gücünü yitirmiş olsa da Örik'in bu eseri Fransız okurun ilgisi yakalamak için yazdığı belli.
Nahid Sırrı Örik'i seneler evvel Sultan Hamid Düşerken ile tanımış ve hayran kalmıştım. Çizdiği dönem tablosu, güçlü karakterleri beni etkilemişti. Bu kitapta iki uzun öykü var, severek okudum. Kibar Fahişe Zeynep'te kadın karakterlerin birbirleriyle ilişkileri, Sultan'ın Öfkesi’nde ise "koskoca" ve yalnız bir padişahın çalkantılı iç dünyası özellikle ilgimi çekti.