Geçenlerde terapistime kendimi kitaplarla iyi ediyorum ama şaşıracaksınız özellikle akademik kitaplar bana iyi geliyor, dedim. Akademinin içindeyken beceriksizin tekiyim ama kişilerin tezlerinde ele aldıkları kavram setlerini gündelik hayatıma batırıp çıkarmaya bayılıyorum.
Ve bu kitap birçok kişisel gelişim kitabına nazaran daha iyi geldi bana… Gamze Hakverdi’nin doktora teziymiş,
Kitabın son cümlesi “İdeale karşı vulnusu tanımak”… bence bütün kitabın en özet cümlesi… terapistim zamanında bana iyileşmek diye bir şey yoktur, yaraların içine dalıp onlara bakmak ve onlarla ne yapacağına karar vermek vardır gibisinden bir şey demişti. Bu yarası olanın yarasıyla olan ilişkisi üzerine bir söz. Kitap ise yarası olana karşı (bedensel olandan daha çok bahsetmiş kitap ama ben ruhsal da anlatmak istedim) ötekinin duruşu bakışı hakkında… kitap da şey diyor mesela siz bir yaraya bakarsanız aslında yara da size bakar. Kabaca Yara toplumda ideal olan şeyin eksikliği desek mesela, eksik olan şeye ister istemez daha yukarıdan bakarız ya işte orada sonsöz de yarayla aynı hizaya gelmenin önemini anlatıyor. “kusurlu, kilolu, çirkin, kısa, gibi nitelemelerin herkes tarafından bilinen, varlığına inanılan, yatırım yapılan ve yeniden üretilen bir idealin” varlığı aslında yarayı yara yapan şey, “Öteki ile aynı hizadan bakamamak”, yara ile aynı göz hizasından iletişim kuramamak diyor kitap… Yarası olana karşı bakış hiyerarşine dair… İdeale karşı vulnusu görmeyi becerebilmek…