İlhami Algör, Hisli Kirpi ’de katman katman yükselen anlatımı ve kendine özgü muzip diliyle duyguların ve gerçeklerin, var olmanın ve yok oluşun, anın ve geçmişin iç içe geçtiği bir hikâye kuruyor. Hem her gün sokaklarında gezdiğimiz hem de caddelerini ilk kez gördüğümüz bir yerdeymiş gibi heyecanla adımladığımız “Aziz Bura”nın gündüz ve gecesinin kokusunu duyduğumuz, ismiyle müsemma hisli ve sorularla dolu bir roman.
"1955 Suriçi istanbul doğumlu. 76'da Ankara'ya siyasal bilgiler basın yayın yüksek okulu'na (şimdi Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi) okumaya gitti. 83'te döndüğünde Suriçi'ni terk edip Beyoğlu'na çıktı. Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku adlı ilk kitabında, Galata Kulesi'nde Müzeyyen'e sarılırken atılmış bir tirad'da kahramanının ağzından Suriçi'nden özür diler. Süha Arın, Can Dündar ile belgesel filmler yaptı. Her yere burnunu soktu. Vietnam'a gitti geldi. Halk arasında "doktor" ve "projeci" olarak bilinir. 50 yaşına geldi, adam olamadı. Olacağı da yok." - İlhami Algör
Düşüncelerin düzensiz aktarımı gibi bir dille yazılmış olması, okumayı zorlaştırıyor. Yine sık sık dolar vs gibi güncel bazı meselelere dokunulmuş olması, biraz da olsa rahatsız etti. Çünkü kitapları, bu konulardan kaçışın simgesi olarak görüyorum. Bütün bunlara rağmen bazı satırların yüklü olduğu anlam, 4 yıldıza yaklaştırıyor.
İlhami Algör usta bir yazar. Daha önce okuduğum kitaplarını çok beğenmiştim. Bu yeni kitabını da büyük bir heyecanla aldım, ancak beklemediğim bir tarz çıktı. Bir yazarın belki pandemi döneminde belki de bir tür detoks periyodu için çekildiği inzivasındaki ruh durumunu yansıtan, muhtemelen otobiyografik unsurların ağırlıkta olduğu bir metin. Kitabın tanıtımındaki "katman katman yükselen anlatım" ifadesi gerçekten çok süslü olmuş. Çok okunan bir yazarın okurunu hayal kırıklığına uğratabilecek yeni kitabı için bir gizem yaratılmış, adete en baştan "Okudum ama anlamadım," diye düşünürsen o senin eksikliğin mesajı verilmiş gibi. İlhami Algör gibi başarılı bir yazar değil de yeni bir isim tarafından gönderilse basılmayacak olduğunu düşündüm maalesef.
Kötü yorumların nereden geldiğini bir türlü anlayamadım. İlhami Algör’ün okuduğum ilk kitabı oldu. Şahane ötesi bir dili var ve doğa/kasaba betimlemelerini aşırıya kaçmadan, çok akıcı bir şekilde metne yedirmeyi başarmış. Kirpi Saçlı Adam’ın düşüncelerine ve çekincelerine bir okuyu olarak tanık olmak çok keyifliydi, yazma deneyimi üzerine ikilemde kaldığı hususlar da o kadar nokta atışıydı ki kendim Nezihe Hanım’ın öyküsünü yaratmanın ve yazmanın sancısını duyuyorum gibi hissettim. Kısacası: harikaydı.
İlhami Algör yine usta kalemiyle sayfalarda dans etmiş adeta. Aşina olduğum o üslubu yeniden görmek güzeldi; ancak bu defa kurgu içinde gerçeklik, gerçeklik içinde kurguya tanık olmak ayrıca nefisti. Nezihe Hanım ile Hisli Kirpi'nin düşüncelerinde yolculuk ederken neredeyse tüm satırları çizmek istedim.