Ellerin Ellerimde, Handan ve Meral’in mesajlaşmalarıyla başlıyor. Nihayet buluşmalarının ardından yaşanan aşk, mutlu sondan öte, birbiri sayesinde kendini keşfedişin hikâyesi.
“Yetiştim sana. Turuncu bir günün tan kızıllığında. Eriyip biten günler üzerinde oturuyorum. Uçları batıyor ama bakışlarım ileride. Bakıyorum beni bekleyen geleceğe.”
Deniz Erkaradağ, 1989 Alsancak doğumlu. İstanbul’da yaşıyor. Sık sık şehrin sokaklarında yürüyor, yazıyor, çiziyor ve düşünüyor. Hayal kurmayı ve dans etmeyi seviyor, daha çok okuyabilmek için kendine iyi bakıyor.
2007 yılında Bornova Anadolu Lisesi’nden, 2012’de İstanbul Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden mezun oldu. Hâlen Anadolu Üniversitesi’nde Türk dili ve edebiyatı üzerine ikinci lisansını yapıyor. 2011 yılında Lambdaİstanbul gönüllüsü olarak başladığı aktivizm serüvenine devam ediyor.
2012’den beri profesyonel olarak çevirmenlik yapıyor. Altyazı ve dublaj yerelleştirmesi uzmanı. İngilizceden, Çizgi Düşler Yayınevi için William Gibson’ın Archangel, April Yayıncılık için Intan Paramaditha’nın The Wandering ve Avni Doshi’nin Burnt Sugar adlı kitaplarını; Fransızcadan, Uyurgezer Kitap için Jo Witek’in Y’a pas de héros dans ma famille! adlı kitabını Türkçeleştirdi.
Kayıp Rıhtım Öykü Seçkisi’nde öyküleri, çeşitli dergilerde şiirleri yayımlandı. Şiir ve şiirsel öykü/roman yazmayı sürdürüyor. Daha fazla kuir hikâye okumak ve yazmak istiyor. Ellerin Ellerimde ilk kitabı.
25 maddeden oluşan bir yıllık okuma challenge'ını tamamlamaya çalışıyorsunuz ve dilerseniz instagram'da da #bizimbuyukchallengeimiz hashtag'i ile paylaşıyorsunuz.
25'ten düşük bir hedef belirlemekte özgürsünüz -ve hangi maddeleri okuyacağınızı baştan seçmek veya sıralı okumak zorunda değilsiniz. kolay gelsin ^^
Ellerin Ellerimde, film izlemek için oturduğum koltukta bir 10-20 sayfa okumak için elime aldığım ve içimde hafiflik hissiyle bitirerek kapağını kapattığım bir kitap oldu. Deniz Erkaradağ, cümlelerini sanki vapurda, parkta otururken yanında taşıdığı defterine not alır gibi kısa, abartısız ve açık bir şekilde yazmış. Handan ve Meral'in mesajlaşmasıyla başlayıp ilk buluşmalarına adım adım heyecanla yaklaşan bir şiir anlatı olarak kurgulamış. Evin eşiğinden dışarı adım atmak ile evdeki miskinlikten mutluluk çıkarmak arasında gidip gelen ve şansını harekete geçmekten yana kullanan Handan gibi bir karaktere sahip bu kitap. Handan, belki de hayal kırıklığı yaratacak bir buluşma için hazırlanan, duvarlarını ören/yıkan kitabın kahramanı.
Post-pandemi edebiyatı varsa, olacaksa Ellerin Ellerimde bunu bilinçli, planlı olmadan, sessizce müjdesini veren anlatılardan biri olabilir. Kitabın bir yerinde Handan evden savaşa çıkar gibi dışarıya adım atarken sırt çantasının içine biraz halk düşmanlığı, konuşmama özgürlüğü ve yolun kenarından gitme hakkını sıkıştırıyor. Bu zamanları bu şekilde özetleyen coşkusuz bir sokağa çıkış hali. Onur Haftasının en güzel keşfi oldu bu ince kitap ve Onur Haftasında okumaktan mutlu olduğum bir ilk kitap.
Ya çoktan tuzağa düştüysek? bizi aşkla kandırıyorlarsa?
kuir edebiyat lubunyanın özgürleşmesinde çok önemli. söyleyecek güzel sözlerimiz, anlatacak bir sürü hikayemiz var. ayrımcılıktan sığındığımız yer olan edebiyat görkemli bir açılmaya da alan olabiliyor böyle kitaplarla. her cümlenin değeri var ve her kelime yeni bir dünya yaratıyor böylece.
Karakterlerin hikayesine eşlik ederken kendi iç dünyamda beklemdiğim kadar derin bir yolculuğa çıktım. İnsanı şaşırtan, sürpriz gibi gelen duygular ve fikirleri tetikliyor. Harika!