Jump to ratings and reviews
Rate this book

Mecburiyet

Rate this book
Paperback. 13,50 / 21,50 cm. In Turkish. 54 p. Yatak odasinin kapali atmosferinden yavasça çikip balkona çiktiginda ürperdi. Farkinda olmadan bedeninin sicakligina yakin olmak için dirseklerini içeri çekti. Asagidaki manzara halen sisin içine gömülüydü. Yogun, sütümsü buhar Zürih Gölünün üzerini kaplamisti. Bu tepeye tünemis küçük evinden göl genellikle bir ayna gibi dümdüz görünür ve gökyüzünden geçen her bir beyaz bulutu yansitirdi. Gözünün gördügü, ellerinin dokundugu her yer islak, karanlik, kaygan ve griydi.Agaçlardan su damliyor, evin kirislerinden asagi su siziyordu. Dünyanin sisin içinden uyanisi tipki üzerinden sular akarak nehirden çikan bir adama benziyordu.

54 pages, Paperback

First published January 1, 1920

57 people are currently reading
2325 people want to read

About the author

Stefan Zweig

2,255 books10.5k followers
Stefan Zweig was one of the world's most famous writers during the 1920s and 1930s, especially in the U.S., South America, and Europe. He produced novels, plays, biographies, and journalist pieces. Among his most famous works are Beware of Pity, Letter from an Unknown Woman, and Mary, Queen of Scotland and the Isles. He and his second wife committed suicide in 1942.
Zweig studied in Austria, France, and Germany before settling in Salzburg in 1913. In 1934, driven into exile by the Nazis, he emigrated to England and then, in 1940, to Brazil by way of New York. Finding only growing loneliness and disillusionment in their new surroundings, he and his second wife committed suicide.
Zweig's interest in psychology and the teachings of Sigmund Freud led to his most characteristic work, the subtle portrayal of character. Zweig's essays include studies of Honoré de Balzac, Charles Dickens, and Fyodor Dostoevsky (Drei Meister, 1920; Three Masters) and of Friedrich Hölderlin, Heinrich von Kleist, and Friedrich Nietzsche (Der Kampf mit dem Dämon, 1925; Master Builders). He achieved popularity with Sternstunden der Menschheit (1928; The Tide of Fortune), five historical portraits in miniature. He wrote full-scale, intuitive rather than objective, biographies of the French statesman Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935), and others. His stories include those in Verwirrung der Gefühle (1925; Conflicts). He also wrote a psychological novel, Ungeduld des Herzens (1938; Beware of Pity), and translated works of Charles Baudelaire, Paul Verlaine, and Emile Verhaeren.
Most recently, his works provided the inspiration for 2014 film The Grand Budapest Hotel.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
2,556 (38%)
4 stars
2,643 (40%)
3 stars
1,157 (17%)
2 stars
206 (3%)
1 star
40 (<1%)
Displaying 1 - 30 of 424 reviews
Author 2 books461 followers
Read
February 2, 2022
"İnsan bir halkın üyesi olabilir, fakat halkı çıldırdığında kendisinin de çıldırması gerekmez. Sen onlar için bir rakamdan, bir sayıdan ibaretsin, bir alet, anlamsızca ve vicdansızca ölüme gönderilen bir askersin yalnızca, oysa benim için kanlı canlı bir insansın..." (s.30)

Büyük Savaş'ın karanlığının çöktüğü Avrupa'da 1920 yılında yayınlanmış bu eseri okurken çok duygulandım. İnsanın devlet ve otorite karşısındaki korkuyla karışık hissiyatı öyle güzel anlatılmış ki! Hele Paula'nın sevgisi... Beni en çok etkileyen o oldu. Paula her konuştuğunda içimde bir şeyler parçalandı...

Zweig'in bu eserinin özellikle gençler tarafından okunması gerektiğini düşünüyorum. Onlara belki savaşın bir destan, bir kahramanlık olmadığını anlatır...

"Fakat sizler boyun eğdiğiniz, belki paçamı kurtarabilirim dediğiniz müddetçe, sizler sadece bir kölesiniz ve bunu da hak ediyorsunuz demektir." (s.33)

Hemen ardından okuyunuz: Tatar Çölü.

M.B.
Profile Image for Sevgi K..
82 reviews38 followers
September 1, 2020
İş Kültür tadımlık da olsa temiz Zweig çevirilerine devam ediyor. Bir tiyatro oyunu olsaydı keşke diye çok içimden geçirdim okurken. Sadece 50 sayfaya sığdırılan duygu ve düşüncelerin keskinliği harika.
Profile Image for Orçun.
66 reviews18 followers
December 21, 2017
Yine Zweig ve yine muhteşem bir psikolojik analiz öyküsü. Okuduğum Zweig öyküleri arasından edebi yönden en kuvvetlisi buydu sanırım. Tabii bunda çevirinin de etkisi olduğunu bildiğimden kesin konuşamıyorum. İş Bankası Yayınları'nın baskısını okudum.

Stefan Zweig'in ve hikayeye konu olan Ferdinand ve her ne kadar arka kapakta, önsözde veya incelemeler içerisinde ismini hiç görmemiş olsam da Paula'nın hikayesinin çok kısa bir kesiti. Zaman zaman Paula'nın hikayesini, tutkusunu ve bağlılığını düşünüp kurduğum hayaller yüzünden kendimi kitaptan uzaklaşmış bir halde buldum. Ferdinand yerinde değil de, Paula yerinde olsam ne yapardım, nasıl davranırdım diye düşünürdüm.

Kendimi Ferdinand yerine koymamış olmamın sebebi ise bu durumun bir benzerini kendi içimde yaşamanın yanında Ferdinand'ın çok aksi şekilde düşünüyor ve davranıyor olmam. "Askerliği ne yapacaksın?" sorusuna yanıt vermeyi bile kendime saygısızlık gibi görüyorum. Belki Ferdinand gibi gittiğimde kendimi savaşın içerisinde bulmayacağım ama Paula'nın da dediği gibi olay sadece savaşın olup olmaması veya senin ne yaptığın değil. Mesele, nefret ettiğin fikirler uğruna eline silah almak, canını, varlığını, düşüncelerini, her şeyini ortaya koymak.

Ve hayır, yapmayacağım. Ne yaşadığım, ne de bir başka ülke için. Gerçi, yaşadığımız dönem içerisinde artık bu konu çok başka bir boyuta taşındı ve benim bunu söylemem bu kadar kolayken, Ferdinand'ınki o kadar kolay değildi.

Okurken değil ama yazarken empati kurabildim Ferdinand'la, tam olarak şimdi. Yazmanın, notlar almanın önemine bir kez daha şahit oldum şu anda ve bu gayet doğaçlama oldu. Güzel oldu. Siz de kendi notlarınızı alın. Okumak tek taraflı bir eylem değildir.
Profile Image for Best Friend with Books.
168 reviews75 followers
December 10, 2018
"Paula: Yapman gereken tek şey, istemediğini göstermek. Tüm hayatın söz konusu: Unutma, hayatını, özgürlüğünü, sahip olduğun her şeyi istiyorlar. Buna karşı koymalısın!
Ferdinand: Karşı koymak! İnsan nasıl karşı koyabilir ki? Onlar herkesten güçlü, onlar dünyanın en güçlüleri.
Paula: Bu doğru değil. Dünya onlara izin verdiği sürece güçlüler. Tek bir birey herhangi bir kavramdan daha güçlüdür her zaman, fakat kendisine inanmalı, iradesine sahip çıkmalıdır. İnsan olduğunu ve insan kalmak istediğini unutmamalıdır, işte o zaman etrafını saran, beynini uyuşturan vatan, görev, kahramanlık gibi sözcükler, kan kokan, sıcak, canlı insan kanı kokan boş laflar olarak kalırlar. Dürüst ol, vatan hayatın kadar önemli mi senin için? Soylu hükümdarlarına bile kalmayan bir taşrayı resim yaptığın sağ elin kadar seviyor musun? Düşüncelerimizle, kanımızla içimizde oluşturduğumuz görünmez adalet dışında başka bir adalet olduğuna inanıyor musun? Hayır, cevabını ben vereyim, hayır! Bunun için gidersen eğer, kendine yalan söylemiş olacaksın..."


Mecburiyet, savaş yüzünden kendi ülkesinden kaçarak İsviçre'ye yerleşmiş, savaş karşıtı evli bir çiftin hikayesidir. Sivil hayatında başarılı bir ressam olan Ferdinand'a o sıralar gelen bir posta kendisini askerliğe uygun olup olmadığı ile ilgili yeniden bir sağlık muayenesine çağırmaktadır. Bu çağrı aslında savaşa çağrıdır. Bu duruma karşı olan iradesi ile vatanına, milletine karşı yerine getirmek zorunda hissettiği görev bilinci arasındaki ruhsal mücadelesini işler. Gitmek mi gereklidir kalmak mı? Kararlarları hep bir avuç insanın verdiği sistem içerisinde yalnızca bir sayıdan ibaret olmak mı yoksa karısı ile kalıp kendi arzuladığı hayatı yaşamak mı? Hangi sorumluluktu yerine getirmesi gereken? Vatana karşı olan mı yoksa karısına ve kendine karşı olan mı?

Ferdinand'ın korkularını, birbirinin zıttı iki durum arasında yaşadığı gel-gitleri ele alan muhteşem bir psikolojik analiz. Arka planda ise kendi savaş karşıtı hayatından izler taşıyan, aslında yazarın kendisini yansıtan (bkz. çevirmenin önsözü) çok önemli bir yapıt. 100 yıl önce yazılmış olmasına rağmen konusu itibariyle bugün hala güncel.

İyi ki bu dünyadan geçtin Stefan Zweig.


Diğer Alıntılar:

"Oysa öbür tarafta her şey benim için daha kolay olacak, esaretin içinde de bir özgürlük vardır nasılsa. İnsan kendini kaçak hissettikten sonra hiçbir yerde özgür değildir, içeride ya da dışarıda olmuş hiç fark etmez."

"İtiraz etmeyen, karşı koymayan herkes suç ortağıdır. Ve sen itiraz edebilirsin, bu yüzden itiraz etmek zorundasın, karşı koymak zorundasın."

"İnsanlığın bugün korkunç dediği şey, yeryüzündeki on insanın iradesinden ibaret ve on insan bunu yeniden yıkıp yok edebilir. Bir insan, yaşayan tek bir insan onlara karşı durarak bu gücü yerle bir edebilir fakat sizler boyun eğdiğiniz, belki paçamı kurtarabilirim dediğiniz müddetçe, sizler sadece bir kölesiniz ve bunu da hak ediyorsunuz demektir. Erkek dediğin çaresizce boyun eğmez. 'Hayır' demek zorundadır, bugün yerine getirmek zorunda olduğunuz tek görev budur, hayvan gibi kendini öldürtmek değil."

"İnsan bir amaç uğruna kendinden vazgeçebilir, fakat başkalarının çılgınca fikirleri uğruna değil. Bırak vatan için ona inananlar ölsünler..."


T.
Profile Image for Ayşe.
124 reviews53 followers
November 7, 2018
Harika bir yolculuk kitabıydı benim için. O kadar etkiliydi ki, bitince uzun bir süre durdum düşündüm, empati kurmaya çalıştım.
Özgürlük ve mecburiyeti öyle iyi aktardı ki, Zweig’ın bu az ve öz yazma kabiliyetine hayranım. Savaştan kaçıp başka bir ülkeye yerleşen, ama bir mektupla savaşa çağrılan ve vatanı için buna kendini mecbur hisseden biri. Bir yandan da ailesi, özgürlük ihtiyacı, tüm bu savaşların anlamsızlığı.
İnsanların sadece bir sayı ve alet olarak görüldüğü savaşlar. Sonucunda ölmüş, yaralı, yarım kalmış aileler.
Tüm bunlara değecek mi savaşmak? teşekkür
-
“İnsan bir amaç uğruna kendinden vazgeçebilir, fakat başkalarının çılgınca fikirleri uğruna değil.”
-
https://youtu.be/GM_dQDblM_E
Profile Image for Hulyacln.
987 reviews569 followers
January 27, 2018
Stefan Zweig büyük bir dilemmayı anlatıyor belki biraz kendi hayatındaki parçalanmışlığı da..Paula’nın ağzından dökülenler de çok güzel özetliyor aslında olanları:
“Tüm bunlar,yani insanlığın bugün korkunç dediği şey,yeryüzündeki on insanın iradesinden ibaret ve on insan bunu yeniden yıkıp yok edebilir.Bir insan,yaşayan tek bir insan onlara karşı durarak bu gücü yerle bir edebilir.Fakat sizler boyun eğdiğiniz müddetçe,sizler sadece bir kölesiniz ve bunu da hak ediyorsunuz demektir.”

*Bu kitabın ardından bir de François Ozon’dan Frantz’ı izlemenizi öneririm naçizane..Pasifizm ve sınırların şeffaflığı üzerine (Zweig’ın düşüncelerine de paralel olarak.)..
Profile Image for Gülşen Ç.Ç..
172 reviews164 followers
September 6, 2018
Günümüzde de güncelliğini koruyan ve savaş karşıtlığının manifestosu denebilecek muhteşem bir öykü. Zweig büyük adammış, bunca mükemmel eser veren birisi intihar değil de doğal ölümle bu dünyadan gitse, bi 20-25 yıl fazla yaşamış olsa neler neler yazardı insan hayıflanmadan edemiyor.
Profile Image for Emre.
290 reviews41 followers
December 30, 2018
"Hayır, hayır, hayır," dedi ayaklarıyla sertçe yere vurarak, "istemiyorum, istemiyorum, istemiyorum, içimdeki hiçbir şey de istemiyor, hiçbir hücrem istemiyor. Fakat kendi irademe rağmen gideceğim, onların güçlerinin korkunçluğu da bu değil mi zaten; insanın kendi iradesine, kendi inancına rağmen onlara hizmet etmesi değil mi, korkunç olan?" Sf:11

Burada, barışın içinden karşı tarafa, savaşa baktığında anlamsızlığı görmüyor musun? Sf:16

"Ben hiçbir şeyi bir yazı parçasına kurban etmeyeceğim, sonunda öldürmek olan hiçbir yasayı tanımıyorum. Herhangi bir makamın bana boyun eğdirmesine izin vermeyeceğim. Siz erkekler, hepiniz ideolojileriniz yüzünden çürümüşsünüz, sizler politika ve etik diyorsunuz, oysa biz kadınlar neyin ne olduğunu hissediyoruz. Vatanın ne demek olduğunu ben de biliyorum, fakat bugün ne anlama geldiğini de biliyorum: Cinayet ve esaret! İnsan bir halkın üyesi olabilir, fakat halkı çıldırdığında kendisinin de çıldırması gerekmez. Sen onlar için bir rakamdan, bir sayıdan ibaretsin, bir alet, anlamsızca ve vicdansızca ölüme gönderilen bir askersin yalnızca, oysa benim için kanlı canlı bir insansın, bu nedenle onlara katılmana izin vermeyeceğim. Onlar istedi diye senden vazgeçemeyeceğim. Şimdiye kadar asla senin yerine karar verme cüretinde bulunmadım, fakat şimdi seni onlardan korumak benim görevim; şimdiye kadar aklı başında, ne yaptığını bilen bir insandın,oysa şimdi dışarıdaki milyonlarca kurban gibi özgür iradesini kaybetmiş, ne yaptığını bilmeyen, yalnızca kendisine söylenen emirleri yerine getirmeye çalışan, bozuk ve hatta paramparça olmuş bir görev makinesisin. Seni kullanmak, istediklerini yaptırabilmek için aklını ele geçirdiler, fakat beni unuttular, ben bugün hiç olmadığım kadar güçlüyüm. Sf:30

"Neden onların gücü var? Çünkü bu gücü onlara siz veriyorsunuz. Ve sizler korkak olduğunuz müddetçe onların gücü hep olacaktır. Tüm bunlar, yani insanlığın bugün korkunç dediği şey, yeryüzündeki on insanın iradesinden ibaret ve on insan bunu yeniden yıkıp yok edebilir. Bir insan, yaşayan tek bir insan onlara karşı durarak bu gücü yerle bir edebilir. Fakat sizler boyun eğdiğiniz, belki paçamı kurtarabilirim dediğiniz müddetçe, onları can evinden vurmak yerine, onlara itaat ettiğiniz müddetçe, sizler sadece bir kölesiniz ve bunu da hak ediyorsunuz demektir. Erkek dediğin çaresizce boyun eğmez, 'hayır' demek zorundadır, bugün yerine getirmek zorunda olduğumuz tek görev budur, hayvan gibi kendini öldürtmek değil." Sf:33
Profile Image for Jefi Sevilay.
795 reviews94 followers
September 6, 2021
Paula: "Üniforma giymeyenler daha bir insandır."

"Savaş" denen acımasız, insan yutan makinenin değişmeyen yüzü ve "kişilik" denen özlük hakkının, varolma hakkının vatanseverlik, görev duygusu, milliyetçilik, ulusçuluk gibi kavramlarla gasp edilmesi.

Mecburi askerlik hizmetimde elime koskocaman tüfeği verdikleri günü hatırlıyorum. Şöyle bir elimde çevirmiş, sağına soluna bakmış ve bunun benim elimde ne işi var demiştim. Artık bu tarz şeyler oyunlarda kalmalı diye düşünmüştüm. Mesela benimle birlikte ressam bir çocuk vardı. Bir ressamın elinde öldürmeye yarayan bir alet düşünebilir misiniz? Bir mimarın haykıra haykıra "7.62mm çapında 102 santim boyunda, şarjörle beslenen ve hava ile soğuyan, barut gazının geri tepmesi, icra yayının ileri itmesiyle yarı otomatik veya otomatik olarak atış yapabilen tek erin temel muharebe silahıdır." diye bağırdığını duyabilir misiniz? Yaşını başını almış bir uçak mühendisinin "sen ne boka yararsın lan" diye azarlandığına tanık olabilir misiniz?

İşte bu nedenle Ferdinand'ın ikilemini yüreğimde yaşadım.
Ve verdiği karar için de çok mutlu oldum.

Herkese keyifli okumalar!
Profile Image for Özgür Atmaca.
Author 2 books105 followers
November 26, 2017
Zweig'ın o muhteşem insan ve duygu durum resimleri çizen kalemine fazlaca alışmış olmalıyım ki bu sefer vatanseverlik, milliyetçilik gibi kaya konuların güçlü duruşu, karakterleri biraz gölgelemiş gibi hissettim. Düşünce ve konu aktarımında sorun yok ama daha uzun anlatımlarla konu, mekâna ve coğrafyaya yedirilebilirdi. Kadın karakterin uzun zaman boyunca ( spoiler vermemek adına genel anlatımla yazacağım ) eylemi için mücadele etmesi, karşısındaki karakterin derin duygu hallerine batması ve finalin 1,5 sayfada hallolması sanırım biraz havada bıraktı.

Yine de Zweig farkı olacak ki 50 sahifede insanı rahatsız edecek sorularını ortaya atıyor. İnsan özgürlüğü, toplumun biçtiği modeller, hümanizm gibi en temel sosyolojik sorunları soruyor cevaplar arıyor ve düşündürtüyor.
Profile Image for Cemre.
724 reviews564 followers
July 30, 2019
"Vatan ne, vatana karşı "görevler" ne, özgürlük ne, savaş ne, bağlılık ne, kime ya da neye bağlı olmalıyız" gibi sorulara cevap niteliğinde kısa bir öykü kitabı. Bu cevaplara katılınır katılınmaz, elbette buna kimse karışamaz; ancak bence etkileyici bir öykü.
Profile Image for R. Ar..
51 reviews11 followers
April 12, 2018
Çılgın liderlerin var olduğu bu taş kürede yakın gelecekte göreceğimize inandığım geçmiş dilimi. Yoğun olumsuz duygu karıştırıldığı için ekşi gelen ama lezzetli, klasik Zweig pastası işte.
Profile Image for Semih Eker.
129 reviews18 followers
March 20, 2019
Savaş karşıtı bir ressamın(Ferdinand), vatanını terk etmesi üzerine Zweig adeta kendi duygularını yansıtmış. Bence çok da başarılı aktarmış okura...

Ayrıca Ferdinand'ın iç dünyasının aktarımını beğendiğim kadar, Paula'nın duruşuna da hayran kaldım.


Siz erkekler, hepiniz ideolojileriniz yüzünden çürümüşsünüz, sizler politika ve etik diyorsunuz,
oysa biz kadınlar neyin ne olduğunu hissediyoruz.
Vatanın ne demek olduğunu ben de biliyorum, fakat bugün ne anlama geldiğini de biliyorum:
Cinayet ve esaret!
İnsan bir halkın üyesi olabilir, fakat halkı çıldırdığında kendisinin de çıldırması gerekmez.
Sen onlar için bir rakamdan, bir sayıdan ibaretsin, bir alet, anlamsızca ve vicdansızca ölüme gönderilen bir askersin yalnızca, oysa benim için kanlı canlı bir insansın, bu nedenle onlara katılmana izin vermeyeceğim.
Profile Image for Ahmet.
71 reviews1 follower
February 6, 2018
Zweig'dan 3. kitabım. Bu adamın kaleminde sihirli birşeyler var.

"İnsan kendini kaçak hissettikten sonra hiçbir yerde özgür değildir, içerde ya da dışarda olmuş hiç fark etmez."

"Bir yerlerde bir çizgi, bir ayrım olmalıydı. Sınırda giderken, bir ayağı köprüde, bir ayağı toprakta olunca ne olacaktı - özgür mü, yoksa asker mi?
...
Peki ya su, nehir, savaş bölgesinde miydi, barış bölgesinde mi? Ve oralarda bir yerlerde nehrin dibinde bir çizgi var mıydı, ülkenin bayrağının renginde? Peki ya balıklar, balıkların savaş alanına yüzmelerine izin var mıydı?
...
Bunları düşününce kendisi de korktu, silkinip toparlandı. Sınırı kendi gözleriyle gördüğünden beri, bu köprünün ölümle yaşam arasında olduğunu anladığından beri, içinde bir şeylerin harekete geçtiğini hissetti."
Profile Image for Metin Yılmaz.
1,071 reviews138 followers
April 15, 2018
Savaş zamanı olsa, bazı insanların yaşacaklarını anlatmış bize Stefan Zweig. Ferdinand gibi bir duruma gelecek, belki geri dönebilecek belki de dönemeyeceğiz.
O günlerin gelmemesi dileğiyle...
Profile Image for Zeynepozmenunlu.
72 reviews11 followers
February 6, 2017
Yine mükemmel bir Stefan Zweig kitabı. Şu an askere gidenler okusa, sanırım askere gitmekten vazgeçer.
Gerçek psikolojiyi insanın önüne bir nesne olarak koyabilen bir kabiliyeti var. Okumak şart. Tüm mecburiyetlerinizi bir kenara bırakmak için.
Profile Image for Tülay Tellioğlu.
478 reviews46 followers
January 21, 2019
“5/5
İnsanı insana kırdırmamın gereği ne?” sorusunu her sayfada akla getiren ve savaşın inanın hayatını elinden nasıl aldığını derinden hissettiren bir eserdi. Çünkü Zweig ❤️
Profile Image for Arzu.
344 reviews
December 23, 2023
Stefan Zweig kelimelerle insana her şeyi yaşatıyor. Bu kitabında da ana karakterin çaresizliği, içindeki korkusu ve gitme arzusu içime içime işledi. Kısa ama etkili güzel bir kitaptı.
Profile Image for Kam Sova.
418 reviews11 followers
September 9, 2022
Mecburiyet'in teması ve üslubunu beğenmiş olsam da Stefan Zweig ile uyuşamıyoruz bir türlü. Zweig'ın gerçekten beğendiğim ikinci kitabıydı ama beğenmiş olsam da ona karşı bir samimiyet, sıcaklık hissedemiyorum.

Ayrıca Ferdinand içimi baydın be.
Profile Image for Tuğçe Kozak.
278 reviews284 followers
August 9, 2018
Zweig’ın kitaplarında karakter genelde konunun önüne geçerken bu kitabında tam tersi konu karakterin önüne geçiyor. Kişinin savaşa karşı çaresizliğini anlatan daha iyi kitaplar okuduğum için açıkcası biraz yetersiz geldi.
Profile Image for Burak Kuscu.
564 reviews126 followers
July 4, 2018
Yine bir hikaye tadında ufak romanla karşımızda Zweig. Yaşamıyla, ölümüyle, düşünceleriyle, yazılarıyla, tarzıyla, kısacası her şeyiyle çok farklı bir yazar Stefan Zweig. 2. Dünya savaşıyla da kafayı bozmuş biri olduğunu sanırım artık hepimiz biliyoruz. Adamın ölümü bile bu düşünce yüzünden oluyor. En üzüldüğüm şeylerden biri, Hitler'in kaybettiğini görmeden ölmüş olması Stefan Zweig'ın.

Kitap da bu hayata paralel olarak işlenmiş. Savaş karşıtı bir yazardan savaş karşıtı bir konu. Kahramanımız Ferdinand ülkesi, vatanı adına bir şeyler yapmak istese de, insan öldürmenin esas olduğu "savaş" kavramıyla bir türlü barışamıyor. Karısının da devamlı katılmaması konusunda telkinlerde bulunduğu orduya ise katılıp katılmadığını kitabın sonunda öğreniyoruz..

Kısa, tatmin edici derecede yoğun fakat çok kafa patlatacak bir tarafı olmayan, ortalama bir kitap. Stefan Zweig kısa bir eserde çok fazla şeyi anlatabilen biri olduğundan bu kitaptaki basit konu beni tam anlamıyla tatmin etti dersem yalan söylemiş olurum.

Okunur mu, okunur(zaten başlayıp bitiyor 1 saatte)... okumazsak bir şey kaybeder miyiz? Zannetmiyorum.
Profile Image for Didem Gürpınar.
128 reviews34 followers
August 1, 2017
Başarılı bir psikolojik tahlil içeren kısa bir roman. Savaş döneminde çelişkilerle dolu insan ruhunu başarıyla yansıtmış. Kim bilir, belki de o dönemde kendi yaşadığı çelişkileri okuyucuya aktarmak istemiş olabilir...
Son olarak yine muhteşemsin Zweig.
Profile Image for Elif  Yıldız.
243 reviews19 followers
December 9, 2017
Aksini düşünmene rağmen dünyanın işlediği bu en büyük suça ortak olacak mısın, olmayacak mısın? Çünkü itiraz etmeyen, karşı koymayan herkes suç ortağıdır. Ve sen itiraz edebilirsin, bu yüzden itiraz etmek sorundasın, karşı koymak zorundasın.

Ferdinand adında ülkesinde ki savaştan kaçmış bir karakterimiz var. Özgürlük için. Ferdinand'ın eşi ise Paula. Son zamanlarda okuduğum en şahane kadın karakter. Ülkelerinden kaçan bu çift bir yaşam yolu bulup, her şeyi rayına oturtmuşken Ferdinand'a ülkesinden bir kağıt gelir ve geriye çağrılır. Ve olay burada başlar.

Tüm dünya yerle bir olurken, insanın kendisi için çalışması bir suç. Günümüzde artık hiç kimse sadece kendisi için hissedemez, kendisi için yaşayamaz.

Ülkesi ile kaçtığı ülke arasında sadece betondan bir köprü var. Bir taraf savaş bir taraf özgürlük. Bir tarafta inanmadığı, köle olmak adına kurulmuş savaş diğer tarafta ise eşi. Bir seçim yapmak zorunda. Bu süreçte de özgürlüğünü bulmak zorunda.

Hak! Hukuk! Bugün dünyanın neresinde hak kaldı? İnsanlar onu katletti. Herkesin hakları var, fakat onların, gücü var ve bugün güç demek her şey demek. Neden onların gücü var? Çünkü bu gücü onlara siz veriyorsunuz. Ve siz korkak olduğunuz müddetçe onların gücü hep olacaktır. Tüm bunlar, yani insanlığın bugün korkunç dediği şey, yeryüzündeki on insanın iradesinden ibaret ve on insan bunu yeniden yıkıp yok edebilir. Bir insan, yaşayan tek bir insan onlara karşı durarak bu gücü yerle bir edebilir. Fakat sizler boyun eğdiğiniz, belki paçamı kurtarabilirim dediğiniz müddetçe, onları can evinden vurmak yerine, onlara itaat ettiğiniz müddetçe, sizler sadece bir kölesiniz ve bunu hak ediyorsunuz demektir. Erkek dediğin çaresizce boyun eğmez, 'hayır' demek zorundadır, bugün yerine getirmek zorunda olduğunuz tek görev budur, hayvan gibi kendini öldürtmek değil.

Tek kelime ile kusursuz bir kitap. Bu yıl okuduğum en iyi kitaplardan birisi. Zweig benim için çok değerli aynı zamanda da çok başaralı bir yazar. Bu kitabı ise muhteşem! Bugüne kadar okuduğum en iyi kitabı bu olabilir.
Profile Image for C.
304 reviews67 followers
September 20, 2018
Taşıdıkları Şeyler adlı kitaptaki bir hikayeyi anımsattı bana. Sonuçta duygular aynı, savaş ortamı aynı... Askerliğin yüceliğini, şehitliğin şanını kim bilmez ki? Savaş kötüdür ama vatan uğruna savaşmak iyidir; en azından bireysel psikolojiden uzak düşünüldüğünde iyidir. Fakat herkes aynı düşünceye sahip midir? Herkes bunu bir vatan hizmeti olarak mı görür? Belki de bazıları için mecburiyet çağrısıdır, toplumun vicdanda yarattığı baskıdır. Çünkü gitmezsen vatan hainisindir, sana imkanı veren vatana karşı nankörsündür, "adam" yerine konulmayabilirsin. Korkmaman gerekir, öldürmeye hazır olmak gerekir. Belki ben, sen, çoğunluk bunu severek azimle yapacaktır da, ama yapamayanlar, kişisel ilkesine uyduramayanlar da vardır. Mecburiyet bu tür bir baskı altında karar vermeye çalışan bir/binlerce adamın hikayesi.

"Fakat kendi irademe rağmen gideceğim,onların güçlerinin korkunçluğu da bu değil mi zaten; insanın kendi iradesine, kendi inancına rağmen onlara hizmet etmesi değil mi, korkunç olan?"
Profile Image for McODAL.
68 reviews23 followers
August 2, 2017
Okurken içim daraldı. Duygular, düşünceler, insanların içine düştükleri zor durumlar, ikilemler, savaş,... Bu kadar kısa bir yazımda bu kadar mı güzel anlatılabilir. Zweig yine okuyucuya tüm duyguları aktarmayı bilmiş. Ferdinand ile askere gitme stresini yaşıyor, Paula ile Ferdinand'da karşı koyuyor, aşkınızı savunuyor, her ikisi ile birlikte üzülüyor, veeeeee Zweig'a istisna olan bir son ile yine bu ikilinin duygularını paylaşıyorsunuz. Alttan alta da Zweig'ın savaş hakkındaki görüşlerinin tadına bakıyorsunuz. Müthiş bir kitap... Keşke dünyayı iyi insanlar yönetse...
Profile Image for Münevver.
383 reviews86 followers
November 7, 2018
Son Zweig okuyuşumun üzerinden bir yıl süre geçti muhtemelen ve kalemini ne kadar özlediğimi fark ettim :')
Profile Image for Nizami Alisoy.
178 reviews16 followers
April 27, 2020
Ah, Svayq.

Müharibə bizi, insanlığı məhv edir. Məcburiyyət qarşısında qalan Ferdinandın yerində əsla olmaq istəməzdim. Svayq onun yaşadıqlarını şübhəsiz ki, özü də yaşamışdı. Məhz elə buna görə də intihar etmədimi ki... Təssüf ki, Ferdinand məcburiyyət qarşısında qalıb seçim edə bildi, amma Svayq yox...
Profile Image for Bülent Ö. .
296 reviews140 followers
October 21, 2021
Yine etkileyici cümleler. Lakin ortada bir hikaye yok. Savaş karşıtı bir makale olarak müthiş.
Displaying 1 - 30 of 424 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.