Paperback. 13,50 / 21,00 cm. In Turkish. 144 p. Edited by Devrim Çakir Psikanalitik yazi her seferinde yeniden baslanan bir maceradir. Bu yolla analistler aktarim üzerine kurulu, yani analitik deneyime ait bir seyleri iletmek isterler. Bu sekilde aktarima kayitli olan ve onun sayesinde ortaya çikan bir varolusun tekilligi ve öznenin yazgisi, yazili bir söylem içinde sekillenebilir. Psikanalizin bir bilgi olarak iletimi bütün özgüllügü ve yogunlugu içinde ancak bu sekilde gerçeklesebilir. "Psikanalizin kurumsallasmasi demek, öncelikle psikanalizin uygulanmasi demektir" diyerek psikanaliz-psikiyatri ayrimindan etik çerçeveye, analizde anadil sorunundan cinsellik-dil iliskisine, patolojik sirlardan psikanalist formasyonuna uzanan temel konulari tartisan Talat Parman, Türkiye'de psikanalizin kurumsallasmasinin ilk yillarina sahitlik eden yazilariyla tarihe kayit düsmeye devam ediyor.
Günümüz psikanalizine dair okuduğum ilk kitaptı, daha önce yaşayan bir psikanalistin kitabını okuduğumu anımsamıyorum.
Kitap psikanalize olan bakış açımı biraz genişletti, bildiklerimi doğrulayıcı yönü de benim için önemliydi. Okuma amacıma ulaştığımı söyleyebilirim.
Belirli bir kitleyi hedeflediği için bazı kavramlar ya açıklanmamış ya da çok az açıklanmış. Bu da psikanalizle/psikiyatriyle ilgili bilgisi olmayan birini biraz zorlayabilir ancak bu aşılamayacak bir durum değil.
140 sayfa olan bu kısa kitabın başlangıç için olmazsa olmaz bazı konulara değinmiş olduğunu söyleyebilirim.
Moscovici, André Green gibi görece bana tanıdık olan isimlerin yanında sadece ismini duyduğum ya da ismini hiç duymadığım pek çok kişiden alıntılar vardı. Charcot'dan alınan görüşme örneğinin beni cesaretlendirdiğini söyleyebilirim.
Hoşuma gitmeyen yanlarına gelince... Bazı bölümlerde lafın çok dolaştırılıp asıl (yani başlıktaki) konuya gelinemediğini düşündüm, girişle asıl kısım arasındaki bağlantılar bazı bölümlerde zayıftı.
Bilinçdışının psikanalizin keşfi/S. Freud'un buluşu olduğu yönündeki yanlış bilgi kitapta birkaç kere tekrarlanıyor (s.32, 48). Bilinçdışı Freud tarafından keşfedilmemiştir, Freud bu kavrama kendi kuramında merkezi bir yer vererek onun popülerleşmesini sağlamıştır.
Başka bir yerdeyse yazar -kullandığı kelimeler kimi incitir, kimi yaralar diye düşünmeden- hezeyan(sanrı) yaşamak "deliliğin belirtileri arasında sayılır" diyor.
Sonuçta Talat Parman okumaya devam etmeye karar verdim, bir yanım tetikte olarak.
bence büyüleyici bir kitaptı, 140 sayfalık bir çalışmadan bu kadar fazla şey öğrenebileceğimi tahmin edemezdim. aldıktan sonra bitirmem bir seneyi bulmuş ama iyi ki de şimdi, bu zamanda tekrar elime almışım diyorum. kitaptaki son yazı benim için her şeyi zirveye taşıyan bir nota gibiydi, sırf onun için bile bu kitapla yolum kesiştiği için mutluyum.