Hüzünle akraba olan bu sözcüğün bir başka anlamı özlem ve ayrılık mevsimi… bir diğeri sararıp solmuş, eski canlılığını kaybetmiş kimse.
Kimi tanımlarında kendimi bulduğum bu kelimeyi çok sevdim ve madem ben de sonbahar mevsimindeydim ömrümün, kitabımın adını HAZAN koydum.
VEDA ile başlayıp UMUT- HAYAT- HÜZÜN ve HAYAL ile sürdürdüğüm otobiyografik yolculuğumu HAZAN ile noktalıyorum. Kitabın hüzün dozu aşırıya kaçmasın diye komik ve mutlu anılarımdan da seçtim siz okurlarım için. Hayat bir döngüdür, bahar er geç gelir ve yaza kavuşur. Benim bir kış günü yazmaya başladığım HAZAN ile siz bir yaz günü buluşacaksınız.
Yaz mevsiminizin mutlu, huzurlu geçmesi dileğiyle keyifli okumalar diliyorum.
Ayşe Kulin is a Turkish contemporary novelist and columnist. Kulin graduated in literature from the American College for Girls in Arnavutköy. She released a collection of short stories titled Güneşe Dön Yüzünü in 1984. A short story from this called Gülizar was made into a film titled Kırık Bebek in 1986, for which she won a screenplay award from the Turkish culture ministry. Kulin worked as a screen writer, cinematographer and producer for many films, television series and advertisements. In 1986, she won the Best Cinematographer Award from the Theatre Writers association for her work in the television series Ayaşlı ve Kiracıları.
In 1996, she wrote a biography of Münir Nureddin Selçuk titled Bir Tatlı Huzur. With a short story called Foto Sabah Resimleri she won the Haldun Taner Short Story Award the same year and the Sait Faik Story Prize the next year. In 1997, she was chosen as the "Writer of the year" by the İstanbul Communication Faculty for her biographical novel Adı Aylin, She won the same award the next year for her short story Geniş Zamanlar. In November 1999, she wrote a novel called Sevdalinka about the Bosnian Civil War and in 2000, a biographical novel called Füreyya. In June 2001, she put out a novel titled Köprü about drama in Turkey's eastern provinces and how they shaped the republic's early history.
In May 2002, Kulin wrote a novel titled Nefes Nefes'e about the Turkish diplomats who saved in the lives of Jews during the holocaust in World War 2.
She has married twice, her latest novels Hayat and Huzun describe her life with her spouses, Mehmet Sarper and Eren Kemahli. Both ended in divorce but she bore 4 sons from the marriages.
Lise yilliginda yazar gibi yazmak istemiyorum ancak baska turlu ifade edemeyecegim.
Asalet, nezaket, bilgi, gorgu, sevgi, saygi. Tum bunlari karistirin, ete kemige burunsun, oyle bir insan cikarin deseler, bu insan Ayse Kulin olurdu.
Olan biten tum pisligi, ulkenin yokus assagi gidisini, nezaketini bozmadan, saygi sinirlari icinde ama bir o kadar da sert elestiriyor. Tum kitaplari sahane, tadindan yenmiyor. Her yeni kitabina baslarken tarifsiz bir keyif yasiyorum, sayfalari sabirsizlikla bekliyorum.
Bu kitabi son kitabiymis gibi yazmasi icimi acitti. Huzunlendim. Umarim cok ama cok uzun yasar, inanilmaz bir enerjiyle en az 15-20 kitap daha yazar, bizler de doya doya okuruz...
Hazan, Ayşe Kulin in daha önce yazdığı hayat öyküsünün son bölümü niteliginde ... Diğer kitapları kadar sürükleyici olmasa da , yazarin kendisi de bu kitabı geçirdiği ameliyat sonrası pandeminin patlaması ve özellikle 65 yaş üstü için oldukça güç bir dönem olduğundan zorlanarak yazdığını kabul ediyor. O da çareyi hayatının en güzel anılarını biraraya getirerek bulmuş. Herşeye rağmen severek okudum.. umarım ilerde romanlarını okumaya devam ederiz Ayşe Kulin in ..
Ayşe Kulin kitaplarını çıkar çıkmaz alır okurum. Okumadığım romanı yoktur. Ayşe Kulin’in hayatının son dönemini anlatmış. Yazarlık serüvenini, imza günlerini, pandemi dönemini akıcı bir uslüp ile anlatmış. Romanda yer yer kopukluklar hissetsem de yazarın yalın dili beni romanın içine çekmeyi başardı. 1 haftada bitirdim.
Okuduklarımı kayıt altına altığım 1000Kitap sitesinden gördüğüme göre Ayşe Kulin’in yirmi kitabını okumuşum. Yazarın her sene bir kitap çıkardığı düşünülürse çok daha fazla olabilirdi ama yine de bir yazarın yirmi kitabını okumak az bir sayı değil. Üstelik bu sayıya son 5-6 kitabı dâhil değil çünkü yazarın son zamanlarda bana pek hitap etmediğini fark ettim. Gizli Anlar Yolcusu ile bunu hissetmeye başlamıştım, baktım Handan kitabını da sevmedim. O günden beri yazarın başka bir kitabını okumadım. Ya benim yaşım ve okuma performansım ilerlediği için yazar artık bana yetmiyor ya da her sene kitap çıkarmaya çalışması ve yaşının ilerlemesi gibi nedenlerden dolayı yazar eskisi gibi iyi yazamıyor. Sanırım ikisinden de biraz.
Bu yazdıklarıma rağmen Hazan kitabı çıktığı anda alıp okumak istedim çünkü biyografi, otobiyografi, anı, günlük vb. gerçek hayatların anlatıldığı kitaplara zaafım var. Ayrıca yazarın hayatını anlattığı üç kitabını da okudum, bunu okumamak olmazdı. Bilmeyenler için yazar çocukluğundan itibaren hayatını dört kitapta anlatıyor. Şu sıralamayla okuyabilirsiniz:
1. Hayat 2. Hüzün 3. Hayal 4. Hazan
Yazar Hazan’da pandemi döneminde yaşadıklarını, son romanlarını nasıl yazdığını, eski gezilerini ve bazı ödül törenlerini anlatıyor. Kariyerinin son bir dökümünü yapmış gibi. Yazdıklarından anladığıma göre bundan sonra o kadar sık aralıklarla kitap çıkarmayacak. Bu kitap bir nevi vedası olmuş. İyi ki yazmış, onun yaşadıklarını onun kaleminden okumak keyifliydi ama yazarı tanımayan ya da sevmeyen birine hitap etmez bu kitap. Herkes için değil.
80. Yaş gününde anılarını, pandemi dönemini Türkiye’ nin hallerini yazmış. Sanki son kitabıymış gibi de izlenimler vermiş, belli ki yorulmuş. Kolay mı onca kitabı yazmak hem de su gibi akan bir yazı diliyle. Temennim, çok yazsın, hep yazsın biz okuyalım🙏
Bence güzel bir kitap ismi olmuş. Ayşe Kulin'in Hazan ve Kış arasındaki tereddütlerini okurken, Hazan'la iyi bir seçim yaptığını düşünüyorum. Sonuçta insan kafasında bitirmedikçe hiçbir şey bitmez.
Bu kitabın Ayşe Kulin'in son kitabı olabileceği yönündeki yorumlara katılmıyorum, Kış'ı ve başka kitapları da merakla bekliyorum.
Ayşe Kulin'in her kitabını sorgulamadan çıktıkça alan bir okuyucusu olarak şunu söyleyebilirim: yazarın kendi anılarını paylaştığı önceki kitaplar masal gibi, asla varolmamuş, ya da var olmayacak gerçek olamayacak kadar büyüleyici bir zamana ait gelirdi bana. Dolayısıyla, onları otobiyografiden ziyade, masal gibi okudum. Bu son kitap, o denli günlük hayatın içindendi ki, aynı keyfi alamadım. Belki hepimizin son dönemlerde keyfi kaçtığından olabilir.
Yazar ilhamını kaybetmiş olabileceğinden bahsediyor. Her neredeyse bu ilham derhal geri gelsin. Günlük hayattn ziyade, Ayşe Kulin'in o inci gibi dizilmiş kelimeleriyle anlattığı köy, distopik ya da diğer hikayelerini özlüyorum. Enteresan bir roman istiyorum. Bence bunu yapabilir, ben ona güveniyorum.
Kış'a daha çok var ve Kış gelmeden, önce yaz gelecek, inanıyorum.
Seksen yaş ve sonrasını anlatıyor. Bu dönem pandemiye denk geldiği için, önlemlerin o yaş grubunu nasıl etkilediğine de değinilmiş. Kitapla ilgili değinmek istediğin iki kısım var. Birincisi: pandemi nedeniyle imza günlerinin ertelenmesinden memnun gibiydi.. Yollarda ve otellerde yorulduğundan dolayı gitmek istemediğini düşündüm. Ben şimdiye kadar kendisinin hiçbir imza gününe gitmedim ama yazdıklarını okuduktan sonra denk gelsem de gitmem çünkü kendisi yormayalım kalabalık olmasın diye düşünürüm.. ben de böyle bir düşünce oluşturdu.. Değinmek istediğim diğer bir konu: Kendisinin maruz kaldığı sosyal medya lincine tek bir yerde değinmiş ama herhangi bir açıklama yapmıyor. Ya gerçekten çok üzüldü ya da önemsemedi diye düşünüyorum. Açıkcası ben bir açıklama okumak isterdim.. Son olarak; yazarlık konusunda tıkandığı bir dönemde menajerinin önerisi tarafından kemik okur kitlesi ve hakkında tez yazmak isteyen öğrenciler için yazılmış bir kitap olduğunu düşünüyorum. Serinin hepsini okuduğum için bu kitabı da okudum ancak mutlaka alın okuyun diye önerebileceğim bir kitap değil.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Zar zor bitirdiğim bir kitap. Umut’la çok iyi başlayan bir yolculuğun Hazan’la yerlerde sürünmesi. Gerçekten zorlama “aman illa bir kitap daha yazayım” dayatmasıyla kalama alınmış. Ben “şu ülkede de konuşma yaptım, oraya da gittim, buraya da” böbürlenmesi ile geçen bir sürü sayfa. Üzgünüm, belli durumlarda belli yerlerde görünmek, normal zamanlardan daha fazla ses verir. Gerekli mi gereksiz mi bilinmeyen kapılar açar, bunu unutmamak lazım. Son zamanların yorumlarına ise katılmamak mümkün değil. Anasını, babasını, aile fertlerini tanıyamadıkları varsayılarak onlara “anneciğim, babacığım, amcacığım, ablacığım” hitapları. Bunların pedagoglar tarafından çok yanlış olduğunun belirtilmesine, çocuğun şahsiyetinin gelişmesine mani olduğunun saptanmışlığına rağmen. Aralarda rastladığım bir hayranının “fotoğraf çekinebilir( ! ) miyiz?” sorusunu doğrusunu vurgulayarak öğretmesi böyle bir kelime olmadığını, doğrusunun fotoğrafını çekmek, fotoğraf çektirmek olduğunu vurgulaması takdire şayan idi. İşte bu ve bunlar gibi olumlu noktalar için ve onca güzel kitabının hatırına 1 vermiyorum
Ayşe Kulin'in bu son kitabını çok samimi ve içten buldum. Kitabı çok hızlı bitirmemin iki nedeni var. Birincisi çok akıcı ve sade bir dili var, ikincisi benim de tecrübe ettiğim karantina günlerini ve içinden geçtiğimiz mevcut süreci de anlatıyor olması. Covid'in hayatımıza girmesinin verdiği etkiden mi yoksa başka bir sebepten mi bilemiyorum ama ülke gündemi hep yoğun ve hızlı, kitap çok yeni bir zamanı anlatıyor olmasına rağmen, bu hızdan olsa gerek yaşadığımız absürt pek çok şeyi unutmuşum, sağolsun kitap hatırlattı. 65 yaş üstü zor bir zamandan geçti, yazar yurdumun 65 üstü yaş grubunun hislerine tercüman olmuş. Kendisinin 80 yaşında olduğuna inanamıyorum, hem fiziği hem ruhu o kadar genç ki ve gençlerden de o kadar da umutlu ki, haklı nedenlerini kitapta bulacaksınız :)
Ayşe hanımın bu serisinden hiçbir kitabını okumamıştım, romanlarına nazaran farklı tabi Kitabı kolayca okuyup bitirmeme rağmen aklımda kalan tek şey farklı coğrafyalardaki mezar yerlerinin kültür hakkında ne kadar çok şey söylediğine dikkat çekmesi Her ne kadar her gittiğim ülkede en az bir ibadet yerini ziyaret etmeme ve mezarlıklara da dalıp gitmeme rağmen hiç bu göz ve bilinçle bakmamıştım Teşekkürler!
Hayal kırıklığı oldu... Aslında Ayşe Kulinin tüm kitaplarını okuyan bir okuru olarak çok sıkıldım okurken. Aslında 3 günde bitiririm kitaplarını ama hakikaten çok zorlandım. Atlayarak okumak zorunda kaldım...
Karisik bir sirada da okusam cok begendigimi soylemeliyim. Dili, sahiplenici tarzi, fikirleri beni ceken; oturup konussak hic susmayacakmis havasi veren yazarlardan.
Burdaki kitabi da kendi duygulari ve hayatiyla ilgili yazdigi son romanı. Resimler yaptigi guzel isler cok hos cok guzel.
2026 yılına geçen yıldan kalan bu kitabı bitirerek başlamak istemezdim. Kesinlikle tavsiye etmiyorum. Ayşe Kulin in korona zamanlarında yayıncısının zorlamasıyla evde sıkılırken yazdığı bir kitap. Zaman kaybı. Vaktinizi başka bir şey okumaya harcayın.