Her insan bir yalancıdır. Her insan bir yabancı... Bize öğretileni yapar, bir yalanı yaşarız hayat boyu. Vakti geldiğinde ise yalan hayatlarımıza yabancılaşırız. İsteyerek ya da zorunda kalarak... Biz zorunda bırakıldık ve her şey o gün başladı. Hayatlarımıza yalan o gün bulaştı. Ya da biz öyle sanıyorduk.
Biz kim miyiz? Bizler yabancıyız. Belki biraz da yalancı...
Kitabı okurken bir-iki eleştiteceğim noktaya rastgelip fazla sevmeyeceğim düşüncesine kapıldığım için kendime kızıyorum. Hâlâ eleştireceğim şeyler var lakin verdiğim puandan da anlayacağınız üzere kesinlikle sevmişim. Şimdi bahsedeceğim şeyin arka planını ikinci kitapta nedenleriyle beraber öğreneceğimizi düşünüyorum ancak yine de çok gözüme battı okurken, tüm okulun sessiz kıza cephe aldığı kurgular 2016 yılında kalmıştı sanki. Bilmiyorum bana biraz da gerçek dışı geliyor, elbette etrafımızda birkaç zorba oluyor ancak tüm okul? Zannetmiyorum. Serinin ilk kitabı da olduğu için daha çok karakterlerin hayatına da giriş niteliğindeydi ve ben genel olarak ilk kitaplardan bir tık sıkılan biriyim. Bunda da değişmedi, son 100 sayfaya kadar her şey bir giriş kitabına uygundu. Son 100 sayfada da 2. Kitaba zemin hazırlandığı için daha hareketli ve akıcıydı. Zaten kitabı da son 100-150 sayfada sevdim. Buraya bir satır arası veriyorum, kitap kötü değil. İlk 350 sayfayı sıkıcı bulmam tamamen benim zevkimle âlâkalı. Yoksa baktığımızda bir genç-yetişkin romanın sahip olduğu her şeye sahip ve eminim okuyanları da fazlasıyla tatmin etmiştir. Ama üstte kendimi açıkladım ve bir kez daha açıklıyorum çünkü yanlış anlaşılmak istemiyorum. 2. Kitabı daha büyük bir hevesle almayı ve okumayı bekliyorum hatta. Son olarak karakterlere değineceğim. Benim aman aman çok sevdiğim bir karakter olmadı şu anlık. Anlatıcı görevi gördüğü için Peri biraz daha önde olabilir ancak şu anlık favori karakterim yok. Özellikle de o sondan sonra kime güvenebileceğim meçhul. Umarım bir an önce 2. Kitabı temin ederim. Emre'nin kalemini bu kitapla tanımak da güzel oldu, bakarsınız yeni bir Emre fanı doğar buralardan.
Dnf. I kind of liked it but then again not. I just couldn't make any sense out of this book. I do believe that in its original language, this book is much more enjoyable but the English translation wasn't giving what it was supposed to give. There were also a few grammatical mistakes in the translation which aren't that big of a deal but it bothered me nevertheless.
"Bir gün bir yabancı senin evin olabilir." "Ve sonra o ev senin dünyan olur."
KONUSU: Mezuniyet gecesi yaşanan cinayet ile başlıyor ilk bölüm. Sonrasında mezuniyetten 4 ay öncesinden mezuniyet gününe kadar yaşananları okuyoruz. Peri okul hayatı boyunca uğradığı zorluklar ve zorbalıklarla tek başına savaşır. Bir gün okulun popüler çocuğu , Peri'ye bir teklif sunar ve her şey değişmeye başlar.
Emre Gül’ün kalemini çok seviyorum. Olaylara kattığı gizem unsurunu o kadar güzel işliyor ki okurken kendinizi kaybediyorsunuz. Zaten merak duygusuyla elinizden kitabı düşüremiyorsunuz. Aşırı sürükleyici olduğundan çok kısa sürede bitebilecek bir kitap. Genç kurgu, gizem, aşk okumayı seviyorsanız kesinlikle tavsiye ederim.
Kitabımız Güneş Koleji'nin mezuniyet gecesinde yaşanan bir cinayet ile başlıyor. Sonrasında mezuniyetin 4 ay öncesinden mezuniyet gününe kadar yaşanan gelişmeleri okuyoruz. Kitabımızın ana karakteri Peri, lise hayatı boyunca yaşıtları tarafından çok fazla psikolojik zorbalık görmüş birisi ve bu zorbalıklarla tek başına baş etmeye çalışıyor. Bir gün Güneş Koleji'nin yakışıklı popüler çocuklarından birinin Peri'ye bir teklif sunması ile Peri'nin hayatı geri dönülmez bir şekilde değişmeye başlar...
Emre Gül'den okuduğum ilk kitap olduğu için 0 beklenti ile başlamıştım hatta kitabı sevmeyeceğimi düşünmüştüm ama kitap gerçekten mükemmeldi. Kitap bı tık uzun olmasına rağmen anlatım dili aşırı derecede akıcıydı o yüzden okumak çok kolay oldu. Kitabın değindiği konulara ve ana karakterimizin güçlü duruşuna bayıldım ve ayrıca Yekta...Yekta der susarım gerçekten mükemmel bir karakterdi. Kitabın son 100 sayfasını çok büyük bir heyecanla okudum ve kitabın son 2 sayfasında tüylerim diken diken oldu yani o kadar etkiliydi diyebilirim. Yabancı dizi tadında bir gençlik kurgusu seviyorsanız bı şans verin derim.
Acayip güzel bir kitaptı. Sonu çok iyi bitti. Kimin öleceğini sonlara doğru az çok tahmin etmiştim ama Yekta'nın böyle bir şey yapacağını asla tahmin etmezdim. Peri'nin, Yekta ve Bade'nin birlik olduğunu düşünürken Yekta'nın ikisine de zarar vermesi şoku... Yekta ve Peri'nin aşkına bayılmıştım. Ama Yekta sonda naptın öyle. Umarım yine yanlış anlaşılmadır ve Yekta böyle bir şey yapmamıştır. Ve Bade'nin sonda başına gelen tüm şeyleri o yaptı demesi... Umarım Yekta değildir. Çünkü canım Yekta... Seni çok seviyorum. İlk defa bir erkek yazar okudum. Baş karakter kadındı. Ve bence yazar erkek olduğu için kadın karakter birazcık klişe kaçmış. Ama erkek karakter... Mükemmel bir insandı. Ve bazı yerler klişe gelmişti. Ama gelmişti. Sonra bir bakıyorsun ne klişesi be... Bir u dönüşü. Aklın hayalin almaz.
Kitabı iki günde bitirdim ama o kadar az olay vardı ki ve olan olayların da o kadar dışında ve hiçbir şey bilmiyor ki Peri (ağzından okuduğumuz ana kız karakter) çok sıkıldım. İki günde sırf kendimi çok sıktım diye bitirdim galiba. Tabii eg de akıcı yazıyor ama çok klişe bir lise hikayesiydi: masum, okul birincisi kızımız ve serseri, hiçbir şey umrunda olmayan (kızımız hariç tabii ki) kızımızın büyük aşkı. Bir de kızımıza zorbalık yapan okul sahibinin kızı var tabii. Gene bu karakterlerle olaylar ve gizem arttırılarak daha sürekleyici yazılabilirdi. Bu sayede de klişeden kurtulabilirdi bence. Sevdiğim yanlarıysa alıntıları ve ana karakterlerimizin atışmaları, onlar olmasa napardım bilmiyorum ama çok tatlıydılar, oldu. Eg akıcı yazmasaydı da baya bir süre bitiremezdim büyük ihtimalle.
Sonunda ağzım açık kaldı inanamadım. Tekrar tekrar okudum baya etkileyiciydi. Tek problemim anlatım şeklini pek beğenmemem oldu bir de asyanın bağlantısını pek anlayamadım fazla işlevsiz geldi belki sonraki kitaplarda anlamlaşır
Kitabin ilk bölumleri biraz zor geçmiş olsada aşırı hikayeye kapıldım. Yektanın dengesiz halleri aşırı komik ve heyecanlı. Ne olacağını tahmin edemiyorsun, her aha burda bir klişe olcak dediğinde bambaşka bişeyler oluyor. Çok keyifle okudum ikinci kitabı sabırsızlıkla bekliyorum
yazım dili aşırı basitti. bunu da geçtim kitabın ilk bölümde bir ceset var. cinayet romanı diye alıyorsunuz ama bi anda aşk hikayesine dönüyor. ana karakter deseniz ayrı sinir bozucuydu. her şeyiyle tam bir hayal kırıklığıydı…