“Yürümekten korktuğunuz o karanlık sokakların lambalarını patlatan bizdik.”
Bebek katilini tersten bakarak çözen kadın Komiser, tacize uğrayan evlatlığın öcünü alan gizemli milis, kusursuz cinayet peşindeki zampara kocanın ters giden planı, kilitli odada yakışıklı psikopatın pençesine düşen hemşire, seri katili kendine usta yaparak çocukluk travmasını iyileştirmeye kalkışan akıl hastası, roman mahallesindeki sıradan bir ölümün planlı sırlarını kendi yöntemleriyle keşfedip katili kıstıran cinayet masası memuru, tetikçilere madik atmaya kalkışan berduş hırsızın trajik sonunu çöp konteynırından izleyen dilenci çocuk, genç ve güzel öğrencisinin kendisine olan tutkulu aşkını ölümcül bir deneyle savuşturan dilbilim profesörü, tuhaf bakışlı hayali berberin gizemini çözmeye çalışırken belasını bulan meczup, konaktaki yaşlı kadının çocuk yaştaki hizmetçisine kurulan acayipkumpasçözülemeyen seri cinayet dosyalarının beklenmedik faili, kâbus mu gerçek mi olduğunu bilmeden distopik İstanbul’un korkunç atmosferinde çözüm arayan emekli polis, her türlü talihsizliğin ve hastalığın kurbanı bir ucubeye dönüşüp yetimhaneden kaçarak kendini çocuk tecavüzcülerinin yok edilmesine adayan yetim, gelecekteki kadın-egemen İstanbul’da, dölmakinesi damızlık aygırın güvenli bölgeye iltica macerası…
1967 Balıkesir doğumlu. Memur bir babanın çocuğu olarak farklı şehirlerde büyüdü.
Gazi Üniversitesi İktisat Bölümü’nü bitirdi. Mezuniyetinin ardından Bursa’ya yerleşti. Basın ve Otomotiv sektörlerinde değişik departmanlarda görev aldıktan sonra reklam dünyasına yöneldi. Bu kararla oluşturduğu stüdyosunda reklam ve tanıtım fotoğrafçılığı üzerine çalıştı. Eşi, oğlu, kedisi ve köpeğinden oluşan bir ailesi var.
İlk eserini 2010 yılında verdi. İnsanı suç üzerinden anlatan kurgulara yoğunlaştı. Suç kavramının insandan bağımsız olarak ele alınamayacağını savunduğundan, insanı bu yönüyle ele alan eserler kaleme aldı. Bir suçtan söz edildiğinde gerçekte bir insanın öyküsünden, yaşamının suçla temasından söz edildiğini düşündüğünden çalışmalarını polisiye edebiyat alanında sürdürdü.
Sinema ile de ilgilenen yazarın, senaryo grupları ile çalışmaları devam ediyor.
Kimi duymaya alıştığımız, kimi de ekstrem kabul edilebilecek, gayet güzel işlenmiş 14 ilginç hikaye. Bu hikâyelere sadece polisiye demek haksız ve eksik bir tanım olur. Fantastik ve distopik, gizemli ve karanlık bir yanları var. Sürpriz ve şaşırtmacalarla durağanlığı kırıp beklentiyi bir üst seviyeye çıkartan hikâyeler bunlar. İllüstrasyonlar (birkaç içerikle arasındaki küçük farklılıklar dışında) tek kelimeyle muazzam. Bir türe ait bu tarz kolektif eserler her kütüphanede bulunması gereken, türün gelişiminin izlenebileceği önemli kaynaklardan. Tavsiyedir. =)
Neden bazı yazarların daha bilinir bazılarının da daha az bilinir olduğuna dair güzel bir açıklama seçkisi olmuş bir kitap. Vurucu ve keyifli olanlar Cenk Çalışır, Ercan Akbay, Armağan Tunaboylu, Gunay Gafur ve yine beni şaşırtmayan Emel Aslan'a ait öykülerdi. Erbulak dahil diğerlerinde ise hem surpriz öğesi, hem dil ,hem de cazibe yerlerdeydi. Dil önemli; yazarım ben diyorsan ahşaptan ev demezsin yani artık bu kadar da demezsin. Ahşap ev, ahşap!
Bir, iki tanesi hariç güzel hikayeler. İki hikaye de sanırım kanla karışık’da daha önce yayınlanmıştı. Ama süzgecin üstünde kalıp elenmeyenlerden çıkan sonuç olumlu. Gerçi çoğu aceleye gelmiş. Günay Gafur’un hikayesinde örneğin hiç evlenmemiş olan kadına bir paragraf sonra kocası öldükten sonra denilmesi gibi. Ben Cenk Çalışır’ Tozlu Dosya’sını özel beğendim, Armağan Tunaboylu’nun “Allahım bundan kötü ne olabilir”ini de…