Paperback. 13,50 / 21,00 cm. In Turkish. 388 p. Din Felsefesi baslikli bu kitapta, dinselligin bir cografyaya veya tarihin yalnizca bir kesitine özgü olmadigi, evrensel bir ilke olarak insanligin yasamina paralel olarak kendini var ettigi gösterilmeye çalisiliyor. Yine de baslangiçta "din degil 'laiklik' vardi", anlayisinin da altini çizmeyi ihmal etmiyor. Çünkü yazara göre dünyevi olan din degil, "laik" yasamdir. Adina laiklik denilmese de dünyevi yasam en eski çaglardan beri dinsel yasami önceleyen bir olguydu. Marx ve Engels israrla dine degil dünyevi olana isaret etmislerdir. Zira Marx ve Engels için teoloji, din, Tanri ve her türden metafizik fenomenler ve düsünceler bagimsiz degillerdir. Bunlar sosyal gerçeklige, üretim biçimlerine, mülkiyet sekillerine bagli olarak var olmaktadirlar. Sosyal ve ekonomik süreçler degistikçe bunlar da degisirler. Dinin ekonomik ve tarihsel süreçlerle iliskilendirilmesi, konunun Bati ve Dogu din felsefelerine dek genislemesini gerektirmistir. Bunun sonucu olarak da Alevi/Kizilbas tasavvufu ile derinlesen konu, Spartaküs, Babailer ve Münzer'den geçerek Bedreddin Devrimi'ne baglanmaktadir.