“Mesafeli durduğumuz konular, sadece ideolojileri, fikirleri, yaşantıları içermiyor; neye mesafeliysek, o mesafelerin bedensel sembolü olarak gördüğümüz insanlardan da uzak duruyoruz. Oysa hepimizin bir arada yaşamak gibi bir sorumluluğu var ve bu sorumluluk sadece bize benzeyene, bizimle aynı fikirde, aynı dinde, aynı cinsiyette, aynı sınıfta, aynı kültürde olana karşı değil; bize hiç benzemeyene karşı da bir sorumluluktur. Herkesin herkesi kendisine benzetmeye çalışarak sadece benzerleriyle yakın bağ kurduğu bir toplumda, farklı olanlar tehdit olarak algılanabilir. Ama tanışıklığın çok olduğu bir toplumda, kimlikler ötekileştirilmeden, huzurla ve birlikle yaşamak mümkündür. O hâlde bugün, tam da şimdi, sorular sormaya, konuşmadıklarımızı konuşmaya başlamalıyız...” Arda Erel, toplumu var eden dille ve hem ayrıştırmayı hem de birleştirmeyi başarabilen kelimelerle zamanın kaydını tutuyor. Aşk ve toplum üzerine yazdığı denemelerle tüm okurlarını konuşmaya, duvarları yıkarak aynı gökyüzünün altında buluşmaya davet ediyor...
hayatımdaki okuduğum 3 en güzel kitaplardan biri. hiç konuşulmayan konuları açık açık söze getiren ve kendi bakış açısıyla benim dünyaya olan bakış açımı yine çok iyi ve pozitif bir yönde değiştirebilen ve geliştirebilen arda erel’in ellerine, kalbine sağlık.
Kendisini sosyal medyadan takip ediyorum ve fikirlerini, kendini ifade ediş biçimini çok beğeniyorum. Bu sebepledir ki kitabını da almak istedim. Lakin benim için fazla tanıdık ve bilindik yazılardı. Hem kendisini sürekli takip ettiğim için (SM’da paylaştığı benzer yazılar ve fikirlerden oluşuyordu) hem de belki benzer alanlarda daha ağır başka okumalarımdan dolayı bana kendisinin yazı dili hafif geldiği için… Yani hızlı hızlı okudum naçizane takdir ettim genç arkadaşı içimden ve bitirirdim hemen kitabı. Başka bir kitabını alacağımı açıkcası düşünmüyorum fakat siyasetle ilgilenen ve yaşadığı topluma pozitif ya da negatif olsun eleştirel bir gözle bakmak isteyen liseli, üniversiteli yeni nesil tüm gençlerin yazarla tanışmasının faydalı olacağını düşünüyorum. 🍀
"Hatıra çekmecelerini karıştırdıkça görüyorum ki , eğer biri seni çok mutlu etmişse onu daima çok özlüyorsun. Neden mutluluk kısa, hatıralar uzun sürer?" ✔" Görmek isteyen için, hiçbir yerde olmasan da, her yerde sen varsın. Görmek istemeyen için, her yerde olsan da hiçbir yerde yoksun." ✔" Bazen yarım bırakılarak da tamamlanılır." ✔" Belki de kimsenin geri dönmesini istemiyorsun. Sen eski halin sana dönsün istiyorsun." ✔"Dünyayı aynılaştırarak mı mutlu yaşar bir insan, yoksa farklılaştırarak mı kendisini aşar?" ✔" Kelimeler elinizden tutar sizi kurtarır; bazen de uçurumdan aşağıya yuvarlar. Kelimeler , yaşamımızın mimarı, anılarımızın ve anlamlarımızın doğduğu yerdir . İnsan onları özenle seçmeli; bazısına yakın, bazısına mesafeli durmalı." ✔"Dil insanları boğabilir .Hatta biz bile ilk önce dilde boğarız birbirimizi." ✔" Asıl kusur ,kusursuzluğun kendisinde . Bu yüzden kusursuz bir hayat ya da insan arayanlar , aradıkları şey konusunda daima yanılgıdalar. "
Konuşamadığımız Ne Varsa toplumsal sorunlara ve aşka dair kısa denemelerden oluşuyor. Keyifle okudum.
iki iki buçuk saatte bitti. başka şeyler okurken araya bunu koymam bence kitabı pek sevmememe sebep oldu. mesela beyfendi rüyalar diyecek oluyor tamam diyorum psikoloji okumuş adam kesin bahseder jung’dan ben de başka bir şey daha duymuş olurum diye hevesleniyorum ama ismi bile geçmiyor. ve anlattığı her şey o kadar yüzeysel kalıyor ki… üzgünüm