"Hayatta her seyin bir bedeli var, en fazla da mutlulugun..." – Lou Salomé Rus asilli bir psikanalist ve yazar. Teoloji, felsefe ve sanat üzerine egitim almis bir düsünür. Dönemin en dikkat çeken filozoflarindan Nietzsche'yle, büyük Alman sairi Rilke'yle, Rus yazar Tolstoy'la ve ünlü psikanalist Sigmund Freud'la büyük asklar yasamis, kiymetli dostluklar kurmus bir kadin... "Eril tarihi bastan çikaran kadin" olarak aniliyor olsa da tarihte, o kimseyi bastan çikarmaya kalkmadi aslinda. Salomé'deki baskaldiriyi gören erkekler, onu elde etmeyi hayata bir meydan okuma gibi gördüler ve basarisiz oldular. Oysa onunla kalmak, onun sevgisini ve takdirini kazanabilmek için yapabilecekleri tek bir sey vardi…
Kitabı eklerken sayfaya mümkünse türkçe harfleri kullanın! Daha özenli olmak gerek bence.
Salome ile bir çok okur gibi bende Irvin Yalom'un ''Nietzsche Ağladığında'' eseriyle tanıştım. Yazarın yani Salome'nin bir kaç eserinide okumuştum. Hayran olmama rağmen biraz acımasız bulmuştum. Tabiki burda dinlediklerimden çıkardığım sonuç ise haklı nedenlere dayanan bir acımasızlık. Dün gece başlayıp bu sabah dinleyerek bitirdiğim eser de biraz abartmalar yanlışlıklar bulsamda herşeye rağmen iyi bir anlatım.
Öncelikle yaşamının mücadele ve özgürlük peşinde geçmesi, ilk kadın psikanalist olması takdir edilecek ve saygı duyulacak şeyler. Ama kitabı alırkenki ümitlerim hayal kırıklığına dönüştü. Lou'nun hayatından bağımsız olarak kitabın taraflı bir yazım dili olması beni çok itti -özellikle başlarda- erkeklerle olan ilişkilerinde Lou çok masummuş tüm erkekler onun peşinde koşmuş ama o çok farklı olduğu için bunu istememiş imajı çizilse bile kendisinin ileriki yaşlarda cinselliğini keşfetmesi ve duygusal çöküntüsüyle beraber yalnızca bastırılmışlıkla yaşadığını görüyoruz Nietzsche ile yaptıkları konuşmada gençken karşı çıksa da ileride ona hak vermesinden de anlayabiliriz bunu. Onun haricinde çok ilham verici alıntılar da vardı elbette. Ben aslında ne Lou'yu ne de hayatına giren erkekleri suçlayabiliyorum -Nietzsche gözümde çok ayrı bi yerde elbette- ama objektif bakıldığında sadece varolmaya çalışıp başkaldırdığı için diyemem yaptıkları; içinde aşıklarını üzmekten, onlara acı çektirmekten zevk alan bir taraf olduğunu hükmetmeyi sevdiğini de görebiliyoruz. Zaten kendisi de herkes içindeki karşı cinsi bulmalıdır diyerek maskülen ve yıkıcı tavırlarını fark etmiştir diye düşünüyorum içten içe. Son olarak kendisinden bir alıntıyla bitiyorum: "Hayat sana hediye sunmaz inan bana, bir yaşam istiyorsan çal onu" Ek not: Arayışlar isimli kitabını çok sevmekle beraber okuduğum dönemde beni epey etkilemişti.
Lou Salome iyi hoş da azcık çatlak, kitap biraz önyargılı davranmış, kendisini fazla övmüş. Ancak Nietzche gözümde sıfırlandı, adam resmen kadın salak çıktı. Bir de Freud’un aşkından yaptığı saçmalıklara çok da yer vermemiş yazar, zira Freud da Salome’ye olan hayranlığından ve aşkından epeyce saçmalamış. Erkeklerin en zekilerinin bile nasıl “kadın-salak” olduğunu, acizliğini anlatmayı çok iyi başarmış kitap.
Aman Allah’ım nasıl bir kadınmış bu Lou Salome! Onun özgür ve cesur hallerini okudukça ne kadar çok benziyoruz ya diye diye çevirdim sayfaları. Dünyanın ilk kadın filozofu ve ilk psikanalisti olan Lou ile aynı gün doğmuş olmam ise ayrı bir sürpriz oldu benim için😌 Kendimi bazı noktalarda bu kadar yakın hissetmem boşuna değilmiş demek ki☺️ İdealize etmiyorum, kendisinde narsisizm belirtilerini net bir şekilde görüyorum ama yine de toplum standartlarına bu denli karşıt bir duruş hoşuma gitti👌🏻
Böyle biraz üstten üstten anlatılmış ama yeni bir insani hızlıca tanımak iç n ya da merak uyandırıp daha derin okumalar yapmasını tetikleyebilecek yazlık birbkitap. Lou Salomé ye gelince bir kova kadını olarak saygımız sonsuzdur ezelden🤪