Seçkin aile çocukları olmalarının konforunu bir kenara iterek, insanlık onuru için, Nazi cehenneminde hayatları pahasına küçük bir direniş vahası oluşturan bir avuç insanın trajedi ile sonlanan gerçek öyküsü.
*
"Bütün çabaları, sorumluluk sahibi özerk eylemi ölçü alan bir maneviyata ulaşmak."
"Nazi diktatörlüğü, Alman halkının ruhunu emip bitirmiştir."
"Hayattan daha çok sevdim seni,
Bunun için ödüyorum, en yüksek bedeli,
Artık senden ayrılmam gerekmeyecek."
(İdam edilmeden önce, kendisinden önce idam edilecek olan eşi Harro'ya Libertas'tan)
Not: Kitapta İletişim Yayınları'nda daha önce görmediğim kadar tashih hatası var.
***
"Aşağıda anlatılacak hadiselerin bazıları ne kadar acayip, dramatik veya olmayacak şeyler gibi görünürse görünsün... Bu kurgusal bir metin değil. Tırnak içine alınmış her şeyin dayandığı bir kaynak var. Mekân Berlin'dir, şimdiye dek nice metamorfozlar geçirmiş bir şehir, fakat orada hep benzer ihtiyaçları olanla yaşamış: iyi yemek yemeyi seven, sinemaya veya dansa giden, aileleri olan, çocuklarını büyüten veya sadece birbirlerini sevmek isteyen insanlar."
"O 1932 sonbaharında, özgürlüğün son aylarında, aslında Alman tarihinin zekâdan yana en bereketli dõnemlerinden birinde, muhtemelen entelektüel açıdan dünyanın en canlı şehri olan Berlin'de, manik günler ve geceler yaşanıyor; birbiri ardına edebî çevreler oluşuyor..."
...balık ve kızartma yiyip, çay ve viski içip suda oynaşarak ve şen şatır kızışarak sūrerken bu tartışmalar, dışarıda (Nazi) SA sakin ve sağlam adımlarla yürüyor ve iktidarı almaya hazırlanıyor."
"Lakin Naziler, sanıldığından daha sıkı ve daha hilebazlar - her şeyden önce de daha gaddar. Nitekim NSDAP Hitler'in şansölye olmasından gayrı yalnızca iki bakanlık alıyor, ancak bunların görev alanları belirleyici önem taşıyor. İçişleri Bakanı Frick ve Prusya İçişleri Bakanlığı'ndan sorumlu Reich valisi sıfatıyla tüm Prusya polisinin âmiri olan Göring, kahverengi gömleklilerin, düzenin güvenlik organlarını kontrol altına almasını sağlıyor. Hükümet her türlü muhalefete karşı etkin mūdahale imkânına kavuşuyor ve Nazilerin antisemitizmi de derhal eyleme geçiriliyor. "Iktidarın ele geçirilmesinin" -ki aslında bu bir iktidarın teslim edilmesidir- hemen birkaç hafta arkasından Yahudi dükkânlarını, ticarethanelerini, hekim muayenehanelerini, avukatlık bürolarını boykot eylemleri başlıyor. Irkçı ideoloji, “memurluğun yeniden tanzimi" adlı yasaya giriveriyor; “ari olmayan" memurları emekliye sevk eden bir yasa bu. Almanya'nın alt tabakasının vaziyeti hâlâ berbat olabilir, fakat birdenbire daha da aşağıya düşmüş çok sayıda insan var şimdi ortada, çünkü onların yurttaşlık hakları tanınmıyor. Muhtemel toplumsal altūst oluşlardan koruyor; antisemitizm harika bir mekanizma, nasyonal sosyalizm mükemmelleştiriyor onu. Buna, farklı düşünen herkesin ağır biçimde ezilmesi eşlik ediyor.
...Propaganda ve baskı, gündelik hayata gitgide daha fazla damgasını vuruyor. Hermann Göring polise ateș etme talimatı denen emri veriyor; siyasî olarak farklı düşünen herkese karşı sakınmadan ateşli silah kullanılabilecek.
...Sür'atle ortaya çıkan manzara şu: bir zamanlar dünyanın en güçlüsü olan Alman işçi hareketi, kesin olarak ezilmiş durumda."
(Hitler başbakan olduktan 3 ay sonra)
"10 Mayıs 1933, kitapların yakıldığı gün.
...kamyonlar dizilmiş bile caddelerde, bütün vatandaşların görebileceği 25.000 kitaplık yükleriyle. ...Opera Meydanı'ndaki büyük kamp ateşi de hazır edilmiş durumda.
...Şimdi eğlenceyi kaçırmak istemeyen 70.000 insan, penceresinin önünden geçiyor. Yakma işini Berlin üniversitelerinin öğrencileri örgütledi, üniversite kütüphanelerini "temizlediler", ama kitabevleri de malî kayıplarına aldırmadan gönüllü katılıyorlar. Kültür yıkımı var orada."
"Almanya'nın gittiği yol: Daha fazla yoksullaşma, özel hayatın araçsallaşması, bütün kişiliğin katılaşması.
...(Bu durum karşısında Harro) İnsanları kazanmayı bilen varlığı, dizginlenemez enerjisi ve tartışma tutkusuyla, dünyayı altüst etmek isteyen yaşama sanatçısından, kendi davasının disiplinli askerine dönüştü."
"İşsiz sayısı 1934'de tekrar artıyor, Hitler'in iktidarı alışından sonraki ilk aylarda gerçekleşen iktisadi büyüme durakladı. Nazi Hükümeti, programının "sosyalist" vaatlerini tutamıyor ve iç çelişkileriyle boğuşuyor.
... Değerli ömründen zaman ayırıp uygun ücret alamadan hizmet etmek, işsizliği ortadan kaldırdığını iddia eden, gerçekteyse insanları berbat ücretler verilen işlere mahkûm eden faşist sistemde bir vida olmak ağrına gidiyor Harro'nun.
...Bir işçi sınıfı yok artık, her şey, varsayılan “milli cemaat" etrafında dönüyor. Bu sağ popülist kavram daima dikkatleri bir şeyden uzaklaştırmak ister: Bireyin emek gücünün sömürülmesinden, yönetici katındakilerle makinenin işlemesini sağlayan ve kırıntılarla nefsi köreltilen küçük vidaların gelirleri arasındaki muazzam farklardan."
(1934 Mayıs) "Hakiki nasyonal sosyalist bir ikinci devrim talebi daha yüksek sesle dillendiriliyor. Nazi sisteminde Harro'nun öngörmüş olduğu çatlak, bu. Bir tarafta iktisadî güçlere bağımlılık hisseden muhafazakâr kanat, diğer tarafta kitleler ve gençler arasında bir temeli olan SA şefi Röhm etrafındaki sosyalist yönelimli radikal kanat arasında sürtüşmeler var" (30 Haziran 1934'de Uzun Bıçaklar Gecesi'nde merkez kadrosuyla birlikte Tegernsee''de öldürtülür ve "Nasyonal Sosyalist Parti'nin -NaZi-sosyalist kanadı kesilip atılarak Nasyonal Kapitalist Parti haline" getirilir).
"Hitler'in Çekoslovakya üzerindeki toprak talebi, sıcak savaşa varma tehdidi arz eden uluslararası bir krize doğru tırmanıyor. Ordu yönetiminde bazı generaller şundan emin: Şu noktada bir askerî çatışma, Almanya'nın çöküşü demek olur. Bir darbe planı hazırlıyorlar, uygulanması an meselesi. Lakin Alman ordusunun generallerinin önünü yabancı bir devlet başkanı kesiyor: Neville Chamberlain. Britanya başbakanı, her ne pahasına olursa olsun barışı korumak için defalarca Almanya'ya geliyor, Ren kıyısına gidiyor, Hitler'in Alpler'deki sığınağı olan Berghof'a gidiyor; en nihayet Çekoslovakya'nın kaderinin, temsilcileri davet edilmeksizin mühürlendiği Münih Konferansı'na gidiyor. Hitler meseleden büyük zafer kazanmış olarak çıkıyor. Alman ordusu çatışmadan Südet bölgesine giriyor. Darbeye hazırlanan generaller yılgınlığa düşüyor, girişimlerini durduruyorlar.
...Harro'ya göre, İngilizlerin Sovyetler Birliği'nin parçalanmasında bir çıkarının olduğu ve bu amaçla Alman Reich'ının Doğu'da yapacaklarına karışılmayacağı aşikar." (Bu fikri daha sonra ,1942 Sonbaharı gibi geç dönemde bile Britanya Dış İşleri Bakanı Robert A. Eden ifade eder)
"Tüm Charlottenburg'a (Berlin) o saatlerde 'Reich Kristal Gecesi (9 Kasım 1938) hüküm sürüyor, Yahudi dükkânları tahrip ediliyor, sahipleri cam kırıklarını süpürerek olmuşu olmamış yapmaya çalışıyorlar ümitsizce, titreyen elleriyle malları raflara geri yerleştiriyorlar. Yoldan geçen biri, "Kurfürstendamm'da dükkânların yüzde sekseni Yahudilerin," diye yanlış havadisler veriyor, kışkırtıyor: “O kadar yayılmasaydılar. Kolay para yapılabilecek her yere postu seriyorlar, kimseye nefes alacak fırsat bırakmıyorlar." Bir konfeksiyon mağazasının önünde böğüren bir grup toplanmış. Gençler, ama aynı zamanda daha yaşlı, durmuş oturmuş insanlar da, kırılmış camekânların arkasından ele geçirebildikleri her şeyi kapıveriyorlar: Paltolar, pantolonlar, ceketler, gömlekler. Yahudi dükkân sahibi kapının önüne çıkmış, gözyaşları tıraşsız yüzünden akıyor. Elinde baştan aşağı tükürūklerle ıslanmış bir frak var, gömleğinin yeniyle temizlemeye çalışıyor, kitle onunla alay ediyor. Bir zamanlar mazbut yurttaşlar olan insanlar kaba, ırkçı küfürler ediyorlar böğürerek – bir zamanlar normal olan insanlar, Hitler'le geçen beş buçuk yıldan sonra böyleler."
Harro, "Polonya'dan sonra Rusya'ya saldıracak," diye devam ediyor. "Şimdi sahiden dünya tarihi yapılıyor, ama bundan böyle onu yalnız başına yapmayacak. Biz hepimiz de birazcık dahil olacağız buna, etrafımızdaki bütün dünya ve... biz! Şimdi her halkın ve her insanın nerede durduğunu kanıtlaması gerek. Dünya tarihinin en büyük savaşı olacak. Ama o (Hitler) sağ çıkmayacak bundan.
...Küçük burjuva Hitler kaçınılmaz bir felakete doğru gidiyor, ama o kadar kolay olmayacak. Hatta diktatörlük ilk aşamada güçlenecek bile, Polonya'nın hiç şansı yok, çabucak çökecek -Alman savaş makinesi için çocuk oyuncağı. Fransa da Alman ordusu için bir sorun teşkil etmiyor: Savaşma ruhu yok orada. Sonra İngiltere'yi fethetmeye çalışacaklar. Onu başaracakları ise şüpheli. Fakat Avrupa'nın Batılı güçleri Almanya'yı kendi başlarına alt edemezler. Çatışmalara Rusya karışacak. Lakin nihaî zaferi ancak Birleşik Devletler kazanabilir. Batılı güçlerin karşı darbeyi vurmak için hamle etmeleri uzun sürecek, o arada da diktatörlük gitgide çılgınlaşacak, hiç kimse de kurtaramayacak kendini cadı kazanından. (1939)"
"Harro'nun komutanları, Sovyetler Birliği'ne karşı caniyane bir saldırı savaşına girişmekle ülkelerine ihanet ettiler. O ise, iki cepheli bir savaşta mahvolma tehdidi altında bulunan Almanya'yı kurtarmak uğruna hayatını ortaya koyuyor. Namuslu insanları katillere çeviren bu sistemden Almanya'yı kurtarmak uğruna.
Bu durumda "vatana ihanet" (yani Sovyetler Birliği'ne çalıştığı hava komuta merkezinde olan gelişmelerin istihbaratını vermek) bir görev, onun nazarında."
"Doğu Cephesi'nde beklenen başarılar elde edilemedikçe, Nazi rejimi Avrupa'daki Yahudi nüfusa yönelik baskının basıncını artırıyor. 3 Ocak 1942'den itibaren Yahudilerin ülke dışına çıkışına izin verilmiyor, ...17 Ocak'tan itibaren Goebbels'in talimatıyla Yahudilerin büfelerden gazete almaları yasaklanıyor, abone olmaları da yasak. ..."Yahudi sorununun nihaî çözümü" için gerekli düzenlemeler yapılıyor. Gestapo'nun da bağlı olduğu Reich Güvenlik Genel Müdürlüğü şefi Reinhard Heydrich'in idaresi altında, sistematik kitle katliamı, jenosit, devlet görevi haline getiriliyor. Devletin devasa aygıtı içinde bundan haberdar olan ve buna rağmen görevine devam eden her birey katil oluyor böylelikle. Almanya'da yüz binlerce insan bunu yapıyor -buna karşı bir şeyler yapmaya çalışanlar ise birkaç elin parmaklarıyla sayılabilir."
"(Direnişçiler) Yüzelliden fazla sanatçı, yazar, hekim ve akademisyen, işçi ve memur, asker ve subay, öğrenci biraraya gelmiş durumda: Muhafazakârlar, komünistler, sosyal demokratlar, hatta eski Naziler, ama ağırlıkla partisizler, hem Katolikler hem Protestanlar, Yahudi kökenli kadınlar ve erkekler, ateistler, soylular ve yoksullar, lise son sınıf öğrencileri ve dedeler. Şaşırtacak kadar çok sayıda kadın var, neredeyse yarı yarıya. Berlin'deki toplam yedi arkadaşlık ve direniş çevresi, amorf bir örgű oluşturuyorlar, yukarıdandan aşağı belirlenmiş bir örgütlenme ilkesi bulunmayan, kuralları, tüzüğü olmayan, üyeleri, organları veya hiyerarşisi olmayan bir derleme hareket. Otuz yıl sonra, yetmişli yıllarda, Paris'teki postyapısalcılar bu biçim için bir kavram bulacak: Rizom (köksap). Tedricen gelişen bir bilgi toplama örgütü bu, hiyerarşik olmadan genişliyor ve belki de en nihayet Harro'nun daha Weimar döneminde tasavvur ettiği şey: Yoldaş ve arkadaşlardan oluşan bir organik Gegner (Muhalif) cemaati. Bir "azimkâr yaşam sevinci" birliği, romancı Werner Kraus'un deyişiyle."
"Mızmızlanmak veya aptalca fikralar anlatmak yetmez. Her köşe başında sonu gelmeyen kuyruklarda beklemek zorunda kaldığınızda, hep daha yüksek sesle protesto edin! Her şeye rıza göstermeye ve katlanmaya son verin. Sizi korkutmalarına daha fazla izin vermeyin! Umumi korkunun karşısına dikilin! Kendimizi ve ülkemizi ancak Hitler'e karşı mücadele cephesinde yan yana dizilecek cesareti bulursak kurtarabiliriz.
...Öyle anlar vardır ki, akıllı davranmak denen tavır değil, susmak veya temkin değil, girişimde bulunmak, cür'et lâzımdır." (Berlin direnişçilerinin elden dağıttığı bildiri, 1942)
"İzleyen günlerden birinde Gestapo 'Devlet siyaseti bakımından önemli hadiseler' başlıklı bir raporunda, Berlin'in muhtelif semtlerinde "kışkırtıcı komünist yazılar" dağıtılmış olduğunu bildiriyor. Soruşturmalar yine sonuç vermiyor; Prinz Albrecht Straße'deki gizli polis yine karanlıkta yolunu bulamıyor. Harro'yla arkadaşları için muazzam bir başarı oldu bu eylem. Kamusal alanda yazılama yapma cesaretini gösterdiler, mesajlarını Reich başkentinin topografisine aktardılar. Belediye çöp toplama ve temizlik işleri dairesinin işçi bölüklerinin Nazi Cenneti'nin (yapıştırılan puldaki isim) son parçalarını kazımasından sonra bile, havaları yerinde. Ölümün gözünün içine baktılar, dillerinde tadını aldılar – ve hayattalar. Thiel'in evindeki güvensizlikten çıkıp zafere ulaştılar, tiranlığa karşı yapacaklarını en güzel şekilde, yani kucaklaşarak, öpüşerek gerçekleştirdiler. Suskunluğu deldiler, nasyonal sosyalist Berlin'in tekdüze kahverengisini bulandırdılar ve başlarına bir şey gelmedi. Hiçbiri yakalanmadı veya tutuklanmadı, belki de eylemleriyle bu şehirde yaşayan bir-iki insana cesaret de verdiler."
(Başka eylemlerden birinden sonra yakalanan direnişçilerin Gestapo sorgusu)
"Sozümona gayrisiyasi, kişisel buluşmalardan bahseden, kendi mezarını kazmaya başlamış oluyor bile, zira Gestapo'nun paranoid gerçekliğinde hiçbir şey alâkasız olamaz, her şey büyük bir komplonun parçasıdır. Her şey düşmana hizmet eder, en vahim durumda da -bu durumda olduğu gibi- Bolşevizme.
En ufacık bir faaliyet bile, Alman Reich'ını mahvetmeye ve onu Avrupa kültürünü yok etmek isteyen kızıl sürülere yem etmeye dönük büyük bir teşebbūsùn mekanizmasında bir çark olarak yorumlanır.
Gestapo, Harro ve Libertas ile ilişkisi olmuş her bireyin davranış tarzını ahlâken yozlaşmış olarak tasvir etmek için elinden geleni ardına koymuyor."
"Sevgili anne, baba! Hücremden verebileceğim fazla yeni haber yok. Insan kolayca düşüncelerinin ve öncelikle de hatıralarının peşine takılıp gidiyor, bunu yaparken de dışarıdayken önemli görünen birçok şeyin sararıp solduğunu ve gayet doğal kabul edilen başka şeylerin odağa yerleştiğini görmek, emsalsiz bir tecrübe." (Harro'nun ailesine son mektubu, 10.12.1942)
***
Hitler'in istek ve onayıyla, her türlü işkence ve hile kullanılarak, başta Harro ve Libertas olmak üzere direnişin önde gelen isimleri ölüm cezalarına çarptırılır, mahkeme kayıtları yok edilir, öldürülenlerin küllerinin yeri saklanır.
İşkence edenler ve düzmece mahkemeleri tezgahlayan Nazi Gestapo ajanları savaş sonrası Alman, İngiliz ve Amerikan devletlerince korunur ve bazıları bu üç ülke istihbaratlarında çalıştırılır.