Jump to ratings and reviews
Rate this book

Geri Dön Her Şey Berbat Edildi

Rate this book
"... ölüler sınırları dinlemez. Biz de dinlemeyelim. Bir ölüden daha fazla kaybedecek bir şeyimiz yok. Belki birkaç zincir. Ama biliyorsun sonunu düşünen kanrevan olamaz. Aşk bir kanrevan olma halidir. Devrim de aşk gibi birden gelir. İkisini de tetikleyecek bir olaylar silsilesi yoktur. Çat kapı. Herhangi bir anda bir anda gelir. Sen ve ben kanrevan olmazsak sonumuzu düşünmeden nasıl istisna olabiliriz?"

Herkes bir çağrıyla başlar. Fakat bu kitap bir çağrıyla bitiyor. Onurhan Ersoy Geri Dön Her Şey Berbat Edildi'de okurları olarak bulacağı insanları onuncu kareye davet ediyor. Bu kare Geleneksel Modern ve Postmodern çizginin ardında kalan gizli bir bölme. Ve bu gizli onuncu kare kaplanlar vampirler ve zaman yolcularının hikâyelerinin anlatılarak dinlenildiği değil gösterilerek gizlendiği bir yer. Yani sen sevgili okur her şeyi göreceksin fakat onları bir daha bulamayacaksın. Eğer aramazsan.

136 pages, Paperback

First published August 13, 2021

1 person is currently reading
23 people want to read

About the author

Onurhan Ersoy

5 books18 followers
İstanbul’da doğdu. Yalova’da büyüdü. 18 yaşında ailesi ile yaşamaya başladı. Tezat hayatının bir parçası olduğu için öykü yazmaya başladı. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde Sosyoloji bölümünü bitirdi. Almanca bilmemektedir. Kill Bill izlerken çok duygulanmaktadır.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
3 (14%)
4 stars
9 (42%)
3 stars
9 (42%)
2 stars
0 (0%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 4 of 4 reviews
Profile Image for Banu Yıldıran Genç.
Author 2 books1,426 followers
March 25, 2022
bu öyküleri okuyunca kendimi iyice “old school” hissettim önce onu söyleyeyim.
bu nedenle bahsettiğim her şey aslında benim old school öykü anlayışım ve beğenime dayanıyor.
onurhan ersoy çok genç bir yazar. çok komik fikirleri var. bu komik fikrilerini serpiştirdiği, bazen espri üstüne üstüne espri yaptığı öyküler yazıyor. evet çokça kahkaha attım, yalan yok, ama bazı öykülerin bu kadar fikri ve espriyi kaldırmadığını düşündüm.
sanırım kitapta en çok ben anlatıcı’lı ya da farklı anlatıcıların gözünden bölümlemiş öyküleri sevdim çünkü karakterin ağzından olduğunda ersoy’un diyalogları da kafasından geçenler de çok gerçekçi oluyor. bunun tam tersi tanrı anlatıcı olduğunda ise e biz bu anlatıcıyı tanıyoruz diyoruz, çünkü dili ve anlatımı aynı öykülerdeki o komik genç karakterler.
bu nedenle öykülerde farklı sesi bulmasını diliyorum sonraki kitaplarda çünkü evet onurhan ersoy çok genç, edebiyata gönül vermiş ve yazarlarla hep bir arada bir binada yaşamak istiyor anladığım :)) (ben allah korusun derdim). evet onurhan bundan sonra da yazacaktır çünkü bu kadar geveze bir anlatımı susturmak imkansız bence.
en sevdiğim öykü sanırım diyalogların, iki ben anlatıcının çarpıştığı çook tatlı bir aşk ve aile hikayesi olan “gitmedim ama içinden geçtim” oldu mesela. çünkü oradaki o gevezelik, o detaylar, bitmek bilmeyen ayrıntılar kaan’ı çok iyi anlamamızı sağlıyordu.
bunun tersine “komünist manifestonun yazarı piyale murat” öyküsü beni çok yordu. çünkü öyküde son 10 yılın nerdeyse tüm ünlü olma yöntemleri tek tek anlatılmış, kargocuya gitme, kargo alma, dönerken polis tacizi, evden çıkmama, netflix dizileri derken öyle anlatıma katkısı olmayan detaylar var ki…
ben öykünün biraz ağaç budama gibi olduğuna inanıyorum. fazlalıkları atmak gerek. öykü öykü olmaktan çıkıyor çünkü bir yerden sonra. ha ilerde değişir mi bu anlayış, değişebilir, dediğim gibi old school meselesi.
ama mesela “tuz” öyküsü yine tatlı mı tatlı, kısa mı kısa. ve okuru etkileme katsayısı kesinlikle daha fazla.
onurhan ersoy tam anlamıyla günümüze denk düşen, bazı esprilerini boomer’ların anlamayacağı bir yazar. bir öyküde sedat demir’in küçük paris’ine atfı var ama küçük paris’i okumadığım için tam anlayamadım. yine sondaki öykü “hakiki hüzün hakkı” kurmacayla yazar ilişkisini güzel ele alıyor. ismail pelit’ler, bülent ayyıldız’lar havada uçuşuyor. epona ekibi diye de bir şey var tabii :)
-bu öyküden sonra deli gibi kafama takıldı: maleviç’in siyah kare’sini daha yeni okudum bir roman ya da öyküde. bulamadım deliricem.-
sonuç olarak iyi ki tanıştık onurhan ersoy’la, gençlerden uzak kalmamak lazım. acayip yaratıcı, baya acayip hatta :) bir yerden sonra akıp giden brainstorming misali anlatıma da alışıyor insan ama bence asıl başarısı daha küçük şeyler anlattığı öykülerde.
37 reviews3 followers
September 19, 2021
Bu kitapta benim adım geçiyor!

İnsanın yıllardır tanıdığı birinin kitabını okuması çok garip oluyormuş. Bunu ilk kez tecrübe ediyorum. Üstelik bu öykü kitabı o kadar eski hikayeleri de içinde barındırıyor ki 3-4 sene önce kendi aramızda yaptığımız fal fetişi şakasını kitapta görünce birden zaman algımı yitirmiş gibi oldum. Tanıdığın birinin kitabını okumanın garip olan kısmı sadece kendi şakana denk gelebilmek değil ama. Ben buradaki olayların bana hikayeleştirilerek anlatıldığı zamanları da hatırlıyorum. Bildiğim birkaç şeyi alışık olduğum bir şekilde okumak çok komik geldi. Sanki aramızda konuşuyormuşuz da Onurhan "Aga bak şimdi," diye girip bir şeyler anlatıyormuş gibi.
Garip.
Belki 3 ya da 4. kitabında alışırım.

4/5 verdim, çünkü bütün hikayeleri beğenmedim. Zaten Onurhan'ın da söylediği her şey hoşuma gitmiyor her zaman. Bazen çok fena boş yapıyor. Bir de sordum kendisine geçen gün, burada niye böyle yazdın diye. Şaka orası, dedi. Şakasına hiç gülmedim. Yazık olmuş.
Profile Image for Sevda Sen.
127 reviews
November 5, 2023
İlk öyküde nasıl eğlendim:) baya gülerek okudum. oldukça keyif aldım fantastik ögeler içeren öyküler artı bi eğlenceli. Genel olarak anlatım tarzını beğendim, yine okurum. Bence siz de okuyun
Profile Image for mythosonlyb.
202 reviews
January 5, 2025
Bu öyküler hissiyat olarak beni lise yıllarıma geri götürdü. Karakterler hem nostaljik hissettirdi hem de tam z kuşağı üretimiydi. ilk başta öykülerin içine giremediğimi hissettim. Belki çok yorgun bir kafayla okumaya başlamış olduğum için olabilir ama ilerledikçe okuduklarım beni güldürdü. Öykülerde iç seslerin kaosu yağ gibi yukarı çıkarken fantastik, bilimkurgu ögelerinin eklenmesiyle gerçekliğin çizgisi mi kayıyor yoksa gerçeklik algısı mı, onu da düşünmek gerekiyor. Genel olarak kitabı beğendim ama sonlara doğru olan öyküleri ayrı beğendim, not düşmüş olayım.
Displaying 1 - 4 of 4 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.