Sadece bir kez hayata gelerek alabilir mi insan, dersini? Hak edebilir mi cenneti ya da cehennemi?
Kadim zamanlardan beri var olan ve anlatılan Ruh Göçü, sonsuz doğum-ölüm döngüsü içerisinde savrulan ruhların tekrar tekrar bir bedene kavuşması olayıdır. Ruh Göçü, aslında evrenin iyi ve kötü dengesini kurma şekli, ruhlar âlemindeki adaletin terazisidir.
Yaşam ve ölümün çözülemez bir düğüm gibi iç içe geçtiği bir dünyada Perizat, önceki yaşamından miras aldığı acıları da cesaretine katarak 50 yıllık bir adalet ve intikam savaşına giriyor. Bir hayatın yeterli gelmediği, iki hayatın da harcandığı bu savaş boyunca siz de başka zamanlara ait anılarınızı sorgulamaya başlayacaksınız.
'Sevgili Perizat, bugün yine mektubunun mutluluğuyla avundum. Utanmasam senden hergün her saniye yazmanı isteyeceğim. İnanılmaz olan bu isteğimin makul olan hiçbir yanı olmaması. Aklıma sığmayan şey gönlüme nasıl sığdı, şaşıyorum.'
Kitap başlarda bir sonbahar pazar sabahında izlemelik yeşilçam filmi gibi başlayıp gitse de akıcı bir kurguyla harmanlanarak sona eriyor. en çok sonundan etkilenmiş olabilirim hatta. yazarın diğer kitaplarına baktığımda bunda kendini bulmuş diyebiliyorum.
Sabah başladım, akşam üzeri bitti. Bu kadar hızlı okuyacağımı ben de düşünmüyordum ama olayların gidişatına çok kaptırdım kendimi ve uzun zamandır böyle bir kitabın içinde kaybolmaya çok ihtiyacım vardı. Hikayenin hem günümüzde hem yetmişlerde geçmesi, iki zaman arasındaki geçişlerde küçük bağlantılar olmasına bayıldım. Reenkarnasyonun yanı sıra tecavüz, taciz gibi konuşması bile zor konulara değinilmiş, okurken bazı yerlerde yoğun geldi kitabı kapadım oyalandım sonra of ne yaptılar acaba diye dayanamayıp tekrar döndüm kitaba. Etkileyici bir filmin ardında karanlık bir sinema salonundan aydınlık bir sokağa çıkmış gibi hissettim bitince. Yazarın kalemine sağlık çok farklı bir yolculuk oldu benim için.