Yıl 2045, dünyanın bildiğimiz gibi olmadığı zamanlar… Yeryüzünde yalnızca Venüs Topluluğu var. Önceki dünyadan seçilen yüz bin kadın, yapay zekâ Quantus tarafından yönetilen toplulukta uyum içinde yaşarken bir yandan da büyük felaketten sonra hayatta kalanları arıyor. Quantus’un raporlarına göre henüz kimseye rastlanmasa da gerçek bundan ibaret olabilir mi?
Felaketten önce dondurulan babasını hayata döndürmek için çalışan kriyojeni mühendisi Derin, zamanının ötesinde hayalleri olan bilgisayar mühendisi Demir, karanlık iş adamı Nihat, şehir hayatını terk edip kendi düzenini kuran Mert…
Kahramanlarımızın yolu robot istilası ve insan dondurma projelerinin tam ortasında kesişirken birbirlerine görünmez iplerle bağlı bu insanlar dünyanın geleceği için savaşacaklar.
Peki kazanan kim olacak?
İlker Korkutlar'ın sürükleyici anlatımıyla Venüs Projesi, fütürist Jacque Fresco'nun gelecek dünya hayalinden ilhamla kurgulanmış bir roman; kıtlık, salgın hastalıklar, yapay zekâ ve uzaydaki diğer canlılarla dünyalılar arasında kurulan bağlantılarla katman katman açılan çok karakterli bir anlatı...
Ilker Korkutlar, author of The Venus Project, was born in Turkey. He studied finance at the Dokuz Eylul University and had an MBA in University of Brighton, UK. He began writing his debut novel after obsessing over The Venus Project and futurist Jacque Fresco. When he’s not writing, he can be found wandering through book stores or journaling at a coffee shop. Ilker is notorious among his friends for always being surprised by twist endings to books/movies. His cat, Numnum, prefers to support his indoor hobbies, like reading and drinking too much coffee.
Belirtmek isterim ki su gibi akıcı bir dille yazılmış, son derece ustaca kurgulanmış bir eser var karşımızda. Bilim kurgu ya da distopya denemeleri okurken sıkça mantıki çerçeveden uzaklaşılması sorununa rastlıyoruz. Oysa bütün eserlerde olduğu gibi, bu türde de mantıklı bir kurgu olmalı. Özellikle yapay zeka, uzay, kuantum, bilgisayar mühendisliği konularından bahsedilen eserlerde (hele ki zaman dilimi gelecekte ise) yazarın donanımı ve araştırmasının derinliği bence çok önemli. Bu bağlamda, Türkçe yazılmış en başarılı bilim kurgu romanlarından olduğunu düşünüyorum ve memleketten böyle işler çıkınca ne çok seviniyorum anlatamam...Belli ki bu esere oldukça uzun mesai harcanmış, yazarın emeğine sağlık
M.Ö1323 ten 2045 yılına uzanan geniş bir zaman dilimi... Dünya üzerinde yalnızca Venüs Topluluğunun kaldığı ve felaketten geride kalanların yapay zeka tarafından yönetildiği 2045 yılında, felaketten önce dondurulan babasını hayata döndürmek için çırpınan Derin sanırım unutamayacağım roman karakterlerimden birisi olarak kalacak. Klara ile Güneş, Beni Asla Bırakma (İşiguro), 1984 (Orwell),Tokyo’nun Son Çocukları (Tawada)gibi yapay zeka ve ölümsüzlük konusunu işleyen romanlara kafa yorduğum şu dönemde özellikle memleketimin içler acısı hallerine de dokunan bu güzel kitabı okumuş olmaktan dolayı çok mutluyum.
İlker Korkutlar yazar takip listemde, Venüs Projesi ise kitaplığımda (1984 ve Klara ile Güneş’in arasında) yerini alsın o zaman...
Kitapçıda, okumak için yeni bir şeyler ararken tesadüfen denk geldim bu kitaba. Yazarı internet'te arattığımda finansçı olduğunu öğrenince kitabın sıkıcı olacağını düşündüm ancak yine de satın aldım. :) Okumaya başladığımda o kadar hoşuma gitti ki, bir kaç günde biteceği için üzüldüm. Hikaye çok kapsamlı, tutarlı ve merak uyandırıcı. Aksiyon ve kurgunu dengesi ve seviyesi çok iyi. Birinci bölümü özellikle çok sevdim. Kitabın sonuna doğru olaylar benim için çok hızlandı ve genişledi. Bence tüm hikaye en az iki kitap tutar. Bu olmasaydı beş yıldız verirdim. Yazarın yeni kitaplarını sabırsızlıkla bekleyeceğim.
Tedavisi yok bu salgının, öyle ki ölüm kol geziyor. Hayatta kalabilen sadece yüz bin kadın kaldı. Ve yetkililer bu kadınları bir tesise kapatıp üst düzey bir yapay zeka ile yönetiyor. Geride kalan başka insan var mı? İşte bu soru kitap boyu aklından geçireceğin bir cümle! Başka kim kaldı? Felaketten önce dondurulmuş insanlar? Belki... Ama hemen umutlanmamakta fayda var.
Pek çok karakter tarafından kaleme alınan ve bir okur olarak ilk 55 60 sayfası adapte olmakta bir nebze zorlanacağın ama alıştıktan sonra elinden düşmeyecek bir bilim kurgu aslında!
Gerçek hayatta böyle bir projenin olması bizi şaşırttı mı? Koca bir gülümsemeyle baş sallıyorum okur. Bir Türk yazarın onca türden en az kaleme aldığı bilim kurgu seçmesi gurur kaynağıyken bu projenin gerçek olması merak uyandırıcı.
Yıl 2045! Zaman farklı, insan yok denecek kadar az ve kıtlık salgın kadar yaygın... Zaman ışınlanmaları yaşayacağın ama soluksuz okuyacağın muazzam bir kitaptı. Şimdi asıl soru şu; geleceğe gitmeye ne kadar hazırsın?
Açıkçası Venüs Projesi hakkında karışık duygular besliyorum. Bir yandan aktif bir hayal gücünün ürünü olduğu belli oluyor. Zira kitapta ilginç fikirler var. Ama bu fikirlerin işlenişi özellikle sonlara doğru çok kötüleşiyor.
Kitaba başlarken giriş kısmın uzunluğu ile ayakları yere basan, oturaklı bir şey okuyacağımı düşünmüştüm. Tabi ikinci kitabın başına geldiğimde genç romantizmi, kötü iş adamları ve ilümünati kısımları ağzımda kötü bir tad bırakmıştı. İkinci kitapta da arka arkaya gelecekte geçen birkaç bölüm fazlasıyla hoşuma gitmiş, acaba birinci kitap fazla uzadı da günümüzde geçen sekanslardan bayıldığım için mi çok zevkli geliyor buralar? Diye sormuştum kendime. Fazla eleştiri yapıyor gibi durduğuma bakmayın, o sıralar aklımda bu kitabın 3.5, goodreads standartlarında 4 yıldızlık olduğunu düşünüyordum.
Sonra ikinci kitap yavaşça açılmaya başladı. Ayı saldırısına uğradıktan sonra bunlar da yalnız kalmasın diye yazar tarafından sevgililiğe zorlanmış hanımın yanında üç ayıyla dövüşen sayborglar mı, inanılmaz klişe baş düşmanın 380 sayfalık kitabın 20 belki 30 sayfasında aktif olması mı yoksa bildiğiniz deus ex machina olarak ortaya konmuş uzaylılar mı? Uzaylıların yanında batı emperyalizminin günümüzdeki en bariz kalıntılarından olan Avrupa dışında bütün medeniyetler uzaylıların ürünüdür kafasındaki komplo teorisinin iyice işlenmiş olması beni kitaptan fazlasıyla soğutmuştu. Kitaptaki HARP, küresel kapitalist loncaları ya da biyosilah komplo teorilerinden yazarın bu meselelere meraklı olduğu belli oluyor. Kimseyi batının uşağı olmakla suçlayacak kadar deli değilim. Sadece piramitleri uzaylıların yaptığı tadındaki teorilerin Tanrıların Arabaları’ndan beri işleniyor olması kötü alt metnini görmezden gelsem bile ağzıma kabak tadı verdi.
Fazla zamanım olmadığı için incelememi uzatmayacağım. İlk kısımlarda ortalamanın üstünde bir kitap beklediğimden olsa gerek ikinci kitabın son yarısını inanılmaz sıkılmış bir şekilde bitirdim. Yerli bilimkurgu okumak istiyorsanız verdiğim iki yıldıza rağmen Venüs Projesi’ni okumanızı tavsiye ediyorum. Sadece beklentilerinizi düşük tutun ve kitapta Elon Musk olmasına rağmen okuyacağınız şeyin 1990’lar ya da 2000lerden kalma bilimkurgu b filmleri tadında olacağını bilin.
This entire review has been hidden because of spoilers.
I give this book 2 stars because I liked the characters & their story lines but it is not readable in english. My guess (also reading other peoples comments) is that it was sadly rather badly translated into english.
İlker Korkutlar'ı ilk ve son kez görmüş olmayacağımı ümit ederek bitirdim Venüs Projesini. Boşluksuz hikayesi, önceden ne olacağını sezdiren ancak ipuçlarını takip edebilen bir okuyucuysanız anlayabileceğiniz olay örgüsü, seneler arasında gidip gelişi, teknik detaylar ve bilim kurgu dilinin yanına katabildiği felsefi boyutuyla sadık bir bilim kurgu okuyucusu olarak şapka çıkarttığım Türkçe bir eser oldu. Sonlara yaklaşırken sanki biraz apar topar bitirilmiş hissi geldiği için notunu kırdım ama aslında 5 yıldızı da hakediyor. Tebrikler!
in English is coming soon. Bir çırpıda okuduğun kitaplardan biri. Koku ve Da Vinci'nin şifresi beni içine sürükleyen romanlar oldular... Şimdi buna Venüs Projesini de ekliyorum.
Venüs Projesi, heyecanı yüksek tutmasıyla, baştaki referansları unutturup sonra kullanmasıyla, twistleriyle, zekice kurgusuyla beni şaşırttı. Türk yazarlardan genelde göremediğimiz, arabesk kafasını kenara atıp realist, bilimsel bakış açısını hikâyeye yedirme işi, bu romanda başarıyla uygulanmış. *Spoiler* 2045 yılındaki distopik dünyayı anlatan romanda Derin'in babasını hayata döndürmesinden mi başlayayım, yoksa 2010’da Nihat'ın Phelin'i köpekbalığının önüne atmasından mı bilemedim. Yazılan her satırı film gibi gözümün önüne getirebildim. 5 ana karakter, Derin, Demir, Mert ve Tuba, Nihat arasında dönüşümlü gelişen hikâyenin ilk kitabının sonunda karakterlerin ya yolları kesişiyor ya da yaptıkları birbirlerinin hayatlarını derinden etkiliyor. Okurken gözünüzde canlandırabiliyor, film havasında okuma yapabiliyorsunuz. Abartmayayım, roman bana göre son yıllarda Türkiye'de yazılmış en iyi bilim kurgular arasında yer almayı hak ediyor. Yazarı tebrik ediyorum, zekice kurgulanmış bir roman.
This entire review has been hidden because of spoilers.
This book started out weird, became more intriguing, then lost its pace a bit. When finally the story picked up some steam again, it overshot completely in the dramatic and ridiculous. Entertaining read, bonus points for it being set in Turkey and the effort to keep the science ‘correct’, but I ended up slightly disillusioned and disappointed at the end.