Bu kitaptaki notlarım:
-varlığın özünde değişmediği, bütüne bakıldığında yaratım veya yok oluşun söz konusu olmadığı, kendi sınırlı bakış açımızda yaratım ve yok okul addettiğimiz olaylarda “aşk&sevgi ve nefret&çatışma” diye adlandırdığımız kozmik güçlerin etkisiyle karışan, farklı kombinasyonlarla bir aday gelip ayrılan “ateş, su, have ve toprak elementlerinden” veya “köklerden” kaynaklandığını öğretir.
-Varlkk hem değişmez hem de sürekli değişim halindedir. (sf.20)
-Ruh göçü (reenkarnasyon)
-Arkhe: her şeyin kendisinden kaynaklandığı kozmosun asli prensinizi aramış ve bu arayışlarında dinsel dogmalar yerine aklı rehber edinerek Batı felsefesinin sönmeyen ateşini yakmışlardır. (sf.26)
-Empedokles’in 4 Element Teorisi
-Güneşe bakarak ateşi, yıldızlara bakarak havayı, yağmura bakarak suyu ve bitkilere bakarak toprağı idrak edebiliriz.
-Varoluşun yasası; “sevginin birleştiriciliği ve nefretin yakıcılığıyla tezahür eder” (sf.37)
-Doğal Seçilim dünyası
-“İşini iyi bilen sanatçılar “akılları sayesinde” çok az sayıda rengi ve malzemeyi karıştırarak sonsuz tonlar, formlar, tapınakları süsleyen ve ebedi tanrıları onurlandıran eserler elde edebiliyorsa… “ (sf.46)
-Vücudumuzun bütün unsurlarını mükemmel karışımı olarak bize hayat veren kan, kozmik süreçlerin “bilgisini” taşıyor olabilir mi?
-Empedokles’e göre nefretten uzak durmak ve ruhun arınması için en önemli şey; et yememek ve kan dökmemektir.
-Et yemek; bedeni ve ruhu kirletmenin yanı sıra hayvan bedenine girmiş bir ruhu yeme ihtimalini de beraberinde getiriyor ve telafisi olmayan sonuçlar doğuruyor. (sf 70)
-Nefretin kanlı işlerinden uzak durup sevgiyi onurlandırmak; “insanın ıstırabından ve tükenişlerinden kurtularak ölümsüzlerin sofrasında bayram etmektir” (sf.71)