Juan Rulfo, 1941’de Clara Angelina Aparicio Reyes ile tanışmış. Clara 13 yaşındadır. Juan Rulfo, Clara’nın evinin nerede olduğunu, ailesini soruşturup, hakkında bilgiler almaya çalışarak uzunca bir süre Clara’yı uzaktan izler. Sonunda niyetini açıklamaya karar verir ve Guadalajara’da bir kafede karşılaşınca Clara ile konuşur. Clara, Juan’a “Üç yıl sonra” der. Zaten Meksika’nın farklı şehirlerinde yaşamaktadırlar. Clara Guadalajara’da ve Juan Mexico City’dedir. Kavuşmayı bekledikleri yıllar boyunca mektuplaşırlar.
Juan Rulfo, 1944 ile 1950 arasında sevgilisi Clara’ya 84 mektup yazar. Bu mektuplarda bir aşkın gelişimini tüm evreleriyle izleriz. Flörtle başlayan ilişki, nişana, düğüne varır, çocukların öyküleriyle gelişir. 24 Nisan 1948’de evlenirler.
Juan Rulfo’nun Clara’ya yazdığı 84 mektup “Clara’ya Mektuplar” adıyla kitaplaştırılmış. Usta çevirmen Halil Beytaş’ın Türkçesiyle okuduğumuz kitaptaki mektuplarda Juan Rulfo, aralarındaki yaş farkını aşıp Clara’yı dengi gibi kabul eder, yaşadığı, düşündüğü, arzuladığı her şeyi yazarken ona sürekli aşkını ilan eder. Bu arada kaleme aldığı eserlerden, onların yayınlanma öykülerinden, girdiği edebiyat çevrelerinden de söz eder ama aslolan hep aşktır.
“Sakin bir gecede esen yumuşak bir esinti gibisin. İşte bu nedenle seni arayıp durdum ve bunca şeyi seni bulmak için göze aldım. Çünkü seni tanıdıkça, anladım ki, ruhuma acı veren şeyleri sana anlatabilirim ve sen çarem olabilirsin” gibi cümleler kurarak sevdiğine hitap eder Juan Rulfo. Sıcak ve içten bir aşkın ifadesi olarak çok güzel mektuplar yazar. Clara’ya başlarda “küçük hanım” diye hitap ederken, zamanla “büyük aşkım” olur. Juan Rulfo mektupları da “aptal çocuk”, “şımarık oğlan”, “seninki”, “senin oğlan”, “oğlan” gibi ibarelerle imzalar. Birbirlerine fotoğraflar yollarlar.
Clara için de aşkı ölümsüzmüş. Clara, Juan Rulfo’nun 1986’daki ölümünden sonra edebi mirasının korunması ve yönetilmesinde de önemli bir rol oynamış. Mektupların yayınlanması da onun sayesinde olmuş.
Juan Rulfo, o kadar güzel ve içten mektuplar kaleme almış ki yazarının kim olduğunu bilmeseniz de ilgi ve merakla, büyük bir aşkın nasıl gelişeceğini, nereye varacağını birbirinden güzel ve etkili cümlelerle okuyorsunuz. Juan Rulfo adeta kendi kaleminden kendi portresini çizmiş, yaşam öyküsünü, endişelerini, korkularını, sevinç ve mutluluklarını yazmış. Sevgiliye yazılan cümlelerden oluştukları için de olabildiğince içten mektuplar bunlar. “Clara’ya Mektuplar”ı mutlu sonla biten, ölene dek süren bir aşk romanı olarak da okuyabilirsiniz.