Jump to ratings and reviews
Rate this book

Solan Akdeniz, 1550-1870: Tarihsel Coğrafya Açısından Bir Yaklaşım

Rate this book
Faruk Tabak Akdeniz’in tarihini, Braudel’in peşinden, ezberleri bozarak yeniden yazıyor: Ovalar, tahıllar, iklim değişiklikleri ve şehirler ekolojik tarihin bu öncü eserinde dile geliyor. Bugünkü şekliyle Akdeniz’in ortaya çıkışını, uzun erimli tarihsel eğilimler ekseninde, sabırla tasvir ediyor. Modern çağın eşiğinde, kapitalist dünya sisteminin teşekkülü sürecinde Akdeniz’in soluşunu ticaretin, doğanın, tarımın, devletlerin çoklu ritmi eşliğinde resmediyor.

"Sanayi Devriminden önce, Atlantik ekonomisinin yükselmeye başladığı yüzyıllarda, daha önceki dönemlerin merkezi Akdeniz havzasında neler nasıl değişti? Tabak bu soruya Braudel’inkini izleyen bir yöntem ve çerçeve kullanarak yanıtlar arıyor. İklim değişiklikleri ve coğrafyadan siyaset ve ekonomiye, şehir devletleri ve imparatorluklara, tarımsal yapılardaki uzun dönemli değişikliklere kadar uzanan geniş bir tabloyu yetkinlikle tahlil ederek özgün yanıtlar geliştiriyor. Sadece Akdeniz tarihine değil, Osmanlı tarihine ve genel olarak tarihe ilgi duyanlar için de önemli ve kalıcı bir kitap."
Şevket Pamuk

"Faruk Tabak Solan Akdeniz’i araştırtıp yazarken çevresel tarih daha emekleme çağındaydı. Aradan geçen zaman içinde yöre coğrafyasının insan toplumuna etkileri, dünya ve yöresel tarihin gelişmesinde iklim ve iklim değişikliklerinin oynadığı rol, toplumların doğasal felaketler ve salgın hastalıklarla nasıl baş ettikleri (ya da edemedikleri) gibi konular tarih çalışmalarının merkezine oturdu. Faruk Tabak Akdeniz yöresinin az çalışılmış bir dönemini böyle bir perspektiften inceleyerek hem Osmanlı ve yakın doğu çalışmalarında yeni bir çığır açtı hem de hepimize ve özellikle kendisinden sonra gelen nesillere yeni ve verimli çalışma alanları gösterdi."
Reşat Kasaba

"Dünya ekonomisinin merkezi olmaktan çıktığı yüzyıllarda Akdeniz’in yeni şartlara nasıl adapte olduğunu inceleyen bir başyapıt. Topografik, ekolojik ve ekonomik faktörleri odağına alan Tabak, onaltıncı yüzyıldan sonra Akdeniz’in bütünlüğünü korumayı başardığını maharetle gözler önüne seriyor. Tarihin bir türlü enterdisipliner olarak okutulamadığı bir ülkede tüm tarihseverler için elzem bir kitap!"
Emrah Safa Gürkan

544 pages, Paperback

First published February 6, 2008

Loading...
Loading...

About the author

Faruk Tabak

4 books1 follower

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
6 (37%)
4 stars
7 (43%)
3 stars
1 (6%)
2 stars
1 (6%)
1 star
1 (6%)
Displaying 1 - 4 of 4 reviews
Profile Image for Osman Tümay.
403 reviews8 followers
April 28, 2019
Dili asla bilimsel olmayan, fakat konusu itibariyle böyle olmak zorunda olan bu çalışmayı okumak neredeyse dört ayımı aldı. Venedik kentini rastgele "Serenissima", "Aziz Marco'nun Kenti", "Doge'lerin Kenti" ve "Signoria" isimleriyle, bazen aynı paragraf içinde adlandırmak, hangi amaca hizmet eder? Bu yetmiyormuş gibi, son derece dolambaçlı ifadelerle, aslında açık seçik yazılmış olsa rahatlıkla anlaşılabilecek olguların birer bilmeceye dönüştürülmesi, affedilecek hata değil. Bir örnek (sayfa 174):
Yeni denizci güçlerin kent-devletlerin sahip olduğu türden bir ticari ve finansal kudretten yoksun olmaları ve İçdeniz üzerinde ancak zayıf bir hakimiyet kurabilmeleri nedeniyle, tam da Akdeniz'in bitki örtüsünde ve tarımsal yapısında ağaç ve sanayi ürünleri ile düşük değerli tahılların artması gibi dönüşümlerin havza sakinlerine geçim kaynaklarını çoğaltmada daha geniş alan sağladığı bir dönemde, tüccar cumhuriyetler yeni ekonomik manzarayla başa çıkmada ve bundan azami yararlanmada daha büyük serbestliğe kavuştu.

Özetle, son derece önemli bir konuyu karmakarışık bir dil ve üslupla ele alan bu kitabı, ancak bu konuyu gerçekten çok merak edip, hiç de gerekli olmaması gereken emeği harcamaya hazır olanlara öneririm.
Profile Image for Yavuz Karaburun.
10 reviews4 followers
December 7, 2023
Faruk Tabak, Wallerstein ve Braudel ile yakın çalışmış bir tarihçi. Solan Akdeniz çalışması da Wallerstein ve Braudel'in örmüş olduğu duvara bir tuğla daha eklemekte.

Bu duvar, tarihi mübadele ilişkilerine dahil olan mal ve aktör kompozisyonunu gözeterek ekonomik merkezin yer değişimlerini öne sermektedir. Tabak çalışmasında Dünya Sistemi Teorisi'nin perspektifine bir boyut daha ekleyerek bu yaklaşımı geliştirme çabasında. Bu boyut ise iklim ve ekolojiye dayalı uzun erimli döngülerden oluşmaktadır. Uzun erimli döngüler analojisini ise Braudel'den biliyoruz. Kısaca Tabak, Wallerstein ve Braudel'i bir potada eritmektedir. Bunu iyi bir biçimde yapmaktadır.

Tabak'ın bu çalışması ayrıca literatürdeki bir boşluğa ışık tutma gayretindedir. Tarihyazımına ayar vermek amacındadır. Bu ayar ise Akdeniz'in erken modern dönem sonrasında gözden düşüşünden, taa ki buharlı geminin içdeniz'e tekrar girişine kadar karanlıkta bırakan kimselere (örneğin Issawi) verilmektedir. Hollanda ve ardından 19.yüzyıl'da Britanya'ya kaymış olan yeni dünya merkezi, görkeminden ötürü araştırmaların odağında olmuş. Akdeniz ise, "gerilemekte" olan imparatorluk ve kent-devletlerin tekil başarısızlık hikayelerine sahne olmaktan öteye geçememiştir. Oysa Tabak, merkezin kuzeye kaymakta olduğu erken modern dönemde dahi Akdeniz'in insicamını korumakta, esnek bir biçimde hem mübadele kompozisyonlarındaki dönüşümlerle, hem ekonomik ilişkilerdeki dönüşümlerle, ekonomik ve siyasi hegemonyanın kuzeye kaydığı yüzyıllarda kendine uygun pozisyonlar bulma becerisini göstermektedir. Tüm bu sürece ayrıca iklim değişimleri ve ekolojik süreçler de dahil olmakta, Akdeniz kendine özgü coğrafi yapısının da işaret ettiği şekillerde dönüşüme uğramaktadır.

Tabak, Akdeniz'i karanlıkta bırakan tarihyazımına değinmekle ve bu karanlığı aydınlanmakla iyi bir iş yapmaktadır. Ancak dayandığı teorilerin zayıf yanlarını olduğu gibi kendi okuyucusuna da aktarmakla bir takım kabahatleri büyütmektedir.

Braudel mübadele ilişkilerine değinmekle birlikte, ortaya çıkan dünya tarihindeki güç dengeleri arasında eşitsizliklere ve kapitalizmin kusurlarına işaret etmektedir. Tabak ise bunu yapmaz. Dahası, üretim ilişkilerindeki olgu ve dönüşümlere değinecekken teğet geçmekte ve hatta iklim ve ekolojik süreçlerin uzun erimli döngülerinin mevcut üretim ilişkilerinin olmuş olduğu şekli ile olmasını gerektiğini ortaya koyarak tüm bunlara meşruiyetini kazandırmaktadır. Kitap boyunca üretici kesim çoğunlukla görünmezdir. Kitap sonlarına gittikçe tekrarlayan bu tarz düşünceler bir noktadan sonra rahatsız edici bir hale bürünmektedir.
Profile Image for Taahaa Bilgic.
20 reviews
September 19, 2024
Konudan çok uzak olmayan biri için gayet rahat okunabilecek bir kitap. Roman üslubuna yakın bir anlatım akıcılığı sağlıyor. Güzel ayrılmış bölümler, alt bölümler ve paragraflar verilmek isteneni kolay alabilmemizi sağlıyor. Olumsuz bir yan olarak, kitap biraz uzun sürede tamamlandığı için çok fazla tekrar içeriyor.

Öncelikle, bence kitabın konuya en uzak insan için değiştirmesi gereken temel önyargı Akdeniz'in dünya merkezi kimliğini Coğrafi Keşiflerle birlikte bir anda Kuzeye kaptırması. Akdeniz'in 'solma'sı birçok küçük dalgalanmayla ve 3 yüzyıllık bir süreçle gerçekleşiyor kitabın en basit özetle anlattığı üzere. Bazı yapısal faktörler zaten başından Akdeniz'in düşüşünü öngörürken yine de binyılların dünyası olan Akdeniz bir anda son halini almadı.

Tabak, Akdeniz coğrafyasının ekonomik ve ekolojik dinamiklerini tarihsel süreç içinde ele alıyor. Akdeniz’in konu edilen dönemde geçirdiği dönüşümleri analiz ederken, hem Braudel’in bölgeye dair uzun dönemli tarihsel perspektifinden hem de Wallerstein’ın kapitalizm teorisinden yola çıkarak, Braudel’in Akdeniz anlatımında odaklandığı dönemin devamını ele alıyor. Akdeniz’in tarımsal çeşitlilik, bölgesel ticaret ve çevresel değişimlerin etkisi altında şekillenen tarihsel yapısı vurgulanarak aynı zamanda da Venedik ve Cenova devletleri odağı üzerinden ele alınıyor.

Yüzünü doğuya dönmüş Venedik ve zamanla yüzünü batıya dönmüş Cenova Akdeniz ticaretinin iki başat aktörü olmanın yanısıra Akdeniz diplomasisindeki önemiyle de yer alıyor. Ceneviz başta Doğu Akdeniz'de (özellikle de Karadeniz) de etkin bir figürken Pax Mongolica'nın bitmesiyle Karadeniz ticaretinin önemini kaybetmesi, adalarını da Osmanlıya kaybetmesiyle sırtını doğuya dönmüş oldu. 15-16. yüzyıl Akdeniz'ini doğudan ve batıdan saran Osmanlı ve Habsburg imparatorlukları sırasıyla bu iki kent devletiyle sıkı bir bağımlılık ilişkisi geliştirmişti.

Üç bölümden oluşan birinci kısımda, bu kent devletlerinin Akdeniz'deki etkisi ve imparatorluklarla ilişkisi çevresinde, doğu ürünlerinin hem ticari hem üretimsel olarak batıya göçü, Akdeniz üçlüsünün (ekmeklik tahıl, üzüm-zeytin, küçükbaş) önemini kaybettiği ve geri kazandığı süreç, kent devletleri merkezde olmak üzere gelişen üretimin yayılışı ele alınıyor.

Venedik Doğu Akdeniz ticaretinin tekrar canlanmasıyla 16.yy ortalarından 17.yüzyıla kadar Doğu Akdeniz ticareti ve ithal ikame stratejisi ile kendi hinterlandı ve adalarında üretimi artırmasıyla başarılı bir dönem geçirirken esas başarıyı yakalayan düşman kardeşi Cenova (Ceneviz Çağı), Habsburg imparatorluğunun bankerliğini ele geçiriyor bir yandan Potosi gümüşünün akışını sağlayarak Akdeniz'den Çin'e kadar etkilere sebep olacak enflasyon dalgasına neden oluyor. Bu gümüş girişinin artırdığı talep üzerine kıyı ve Akdeniz adalarında kazançlı ürünlerde uzmanlaşmaya ve tek ürüne dayalı tarım yaygınlaştı ama uzun sürmedi. 17. yüzyıl krizi bu kısa süreliğine tekrar büyüyen lüks ticaretinin yerine Akdeniz üçlüsüne dayanan karma tarımı geri getirdi.


İki bölümden oluşan ikinci kısımdaysa kitabın bütününe yayılmış olsa da Akdeniz’in iklim yapısının bölge ekonomisine etkisi önemli bir yer tutuyor. Düzensiz yağış rejimi ve ekolojik sınırlamalar, Akdeniz’in tarım ekonomisini belirlemiştir. Bu düzensiz yağış rejimi, çiftçilerin belirli bir ürüne odaklanmalarını engelleyerek tarımsal çeşitliliği zorunlu kılıyor. Bu çeşitlilik, bölgede kendi kendine yeterlilik sağlamayıp yerel ekonomiler arasında bir karşılıklı bağımlılık ilişkisi doğuruyor.

Hoca, Akdeniz’in ekonomik ve ekolojik dinamiklerinin tarihsel süreç içinde önemli değişimler geçirdiğine dikkat çekiyor. Bölgenin ekolojik yapısı, iklim değişiklikleri, çevresel bozulmalar ve toprağın kullanımı gibi faktörlerle dönüşüm geçirmiştir. Buradaki büyük döngüyü, Küçük Buzul Çağı'nın geri dönüşü ile tanımlıyor (Le Roy Ladurie'den). Akdeniz'de nemli koşullar şiddetli yağmur, yükseklerde kar ve bunların sonucunda akarsu aktivitesinde artış ve taşkınları, bu da hem üretimin zorlaştığı bu koşullardan hem de sıtmadan kaçışı yani ovalardan yukarılara çıkışı getiriyor. Bu değişimler, Akdeniz’in tarımsal ürün çeşitliliğini ve ticaretini şekillendiren ana unsurlardan biri olmuştur. Bölgedeki bu değişimleri izlerken, ekolojik faktörlerin tarihsel süreçlerle nasıl iç içe geçtiğini ve bölgedeki ekonomik gelişmeyi nasıl belirlediğini görüyoruz.

"İkinci geçici durum Küçük Buz Çağ’ından daha kısa süreliydi. Yaklaşık 1590’da başlayıp 1815 dolaylarına kadar sürdü ve yüksek yükselen hegemon güç olarak önce Flemenk Birleşik Eyaletleri’nin ve ardından Büyük Britanya’nın küresel ekonomik alanı kendi ihtiyaçlarını ve iki imkanlarına göre yeniden şekillendirmeye gelişmesi ile birlikte dünya ekonomisinin işbölümünde meydana gelen bir dönüşüme destek oldu. Pax Neerlandica çerçevesinde kurulan düzen süreç içinde Baltık tahıl ticaretinin bölgenin ana ticaretine dönüştürdü.
(…)
Üçüncü geçici durumun çerçevesini dünya ekonomisinin asırlık yönelimi yani 17. yüzyıl krizi belirledi. 17. yüzyılda çalışmaya elverişli işgücünü ve tahıla dönük talebi azaltan demografik yavaşlamanın ardından ortaya çıkan bu kriz Akdeniz’in çoğu yerinde işlenebilir toprakların başka kullanımların yanı sıra otlaklara ve meyve bahçelerine çevrilmesini kolaylaştırıcı ve böylece ekin alanlarında bir daralmaya yol açtı.
(…)
Oldukça garip biçimde her üç sürecinde kökleri 1550 ile 1650 ler arasındaki tarihleri yani Ceneviz Çağı’nın doruk servisine dayanmaktaydı. (…) baharat ticaretin eski Doğu Akdeniz güzergahına dönüşünün ve taze gümüş akışının bir ölçüde size sağladığı refah çok çeşitli tarımsal ve sınai mallara dönük talebi canlandırdı. Böylece daha kazançlı ürünlere ya da uğraşlara yöneliş temel ekmeklik tahılların 1450-1550 döneminde edindiği rakipsiz konumunu ve bunların birinci üretim alanları olan alçak arazileri ve ovaları sarstı. İkincisi, gümüş akışının yarattığı enflasyon dalgası dünya ekonomisinin diğer tahıl ambarlarına, özellikle de Elbe’nin doğusunda kalanlara oranla Akdeniz’de fiyatları daha yukarı çekti.” (s. 42-44)
144 reviews10 followers
August 3, 2024
Imagine Braudel writing on the Mediterranean, except more up to date and acknowledging that the southern and especially eastern shores actually have an economy. That is close to the book Tabak wrote here. It is also notable that he does not focus solely on long distance trade but also includes trends among more locally oriented production. This is probably the best descriptive outline of the period and it is an immense shame that the author did not live to write more on it.
Displaying 1 - 4 of 4 reviews