1895 yılında İstanbul'da doğan Mahmut Yesari, 16 Ağustos 1945'te öldüğünde arkasında en az yirmi beş roman, yüzlerce hikâye, elliden fazla oyun bıraktı. Geçimini kalemiyle sağladı; otuz yılı aşkın çalışması, İstanbul'da, Yakacık Sanatoryumu'nda veremle bitti. Yazar Afif Yesari'nin de babasıdır. Romancılıktaki şöhretini ilkin Çoban Yıldızı (1925) ile sağlayan Yesari, romanlarında toplumsal sorunlara, hayat sahnelerini açık dille ve ustalıkla yansıtarak eğildi.
Yazarın daha önce İstanbul'un Antika Tipleri'ni okumuş ve beğenmiştim. Ama bu kitabında tahmin ettiğim gibi iyi bir okuma serüveni olmadı. Hanife Hanım'ı komik olmaya zorlarken iğreti durmuş. Kaba, bayağı, cahil, anlayışsız ve yalancı gibi gösterilmiş. Sevimsiz ve dalga geçilen bir kocakarı imajı çizilmiş. Hiç tasvip etmiyorum. Dinine bağlı olduğunu dile getiren Fatih Çarşamba'lı Hanife Hanım'ın kapak fotoğrafı bile çirkin bir seçim. İçki içip sarhoş olan, ona buna salça olup alay edilen bir konumda görmek çok üzücüydü onu.
"Lamelif çevirmek: Bir süre dolaşıp gelmek. (sf 60) Sındırdığı sırıltık, kara ağaca kandil astık: Çok gezip dolaşmak anlamında bir deyim. (sf 66) Revş-i Nazeninle: Güzel yürüyüş." (sf 135)
Sevdiğim kelimeleri görünce bir asır önce yazılanları okumaktan pişman değilim yine de. Dediğim gibi bu güzel kelime ve deyimleri ezberlemeli.
1930’ların İstanbul’unda sosyal hayat ve geçirdiği dönüşümü o zamanın gazete yazıları üzerinden anlatıyor denince daha büyük bir beklentiyle aldım ancak beklentimi tam olarak karşılamasa da bir iki saatte hızlıca okunabilecek bir kitap. Kitabın en sonundaki oyun metni kitabın tümünden daha zevkli bir okuma idi. Ayrıca döneme ait söz ve deyişlerden birkaçını şöyle not aldım:
Lamelif çevirmek - Kısa süre dolaşıp gelmek. Meyvehoş - Sebze, meyvehali. Hanende - Şarkıcı. Sarakaya almak - alaya almak Bolahenk - hoşsohbet, neşeli , konuşkan kimse. Zemheri zürefası - soğuk günlerde şıklık olsun diye ince elbiselerle gezen kişilere alay yollu söylenen söz.
şimdi kitabın mizahını az çok tahmin ediyordum. yukarıda bir arkadaş da yazmış zaten şimdiki zamana göre naif kalıyor.
ben bu kitabı asıl mahmut yesari'nin o kıvrak dili, müstehzi ifadeleri ve mizahi deyimleri için almıştım. yazarın başka bir kitabı istanbul'un antika tiplerinde bu bahsettiklerim bol bol mevcuttu çünkü.
ama aradığımı bulamadım. sağlık olsun. önümüzdeki kitaplara bakacağız.
Eğer Mahmut Yesari' den okuduğunuz ilk kitapsa, sakın onu böyle tanımayın. Okuduğum en sıradan Mahmut Yesari bu, çünkü gazetelerde bir tipleme üzerinden yazdığı köşe yazılarının bir derlemesi. Kariler için, çalakelem, eğlencelik şekilde yazılmış şeyler.