68 Kuşağı’nın Kanla, İrfanla Yazdığı, Aşkla Bezediği Büyük Destan...
Osman Balcıgil’in Kaleminden Soluk Kesen Bir Dönem Romanı. Tarihsel Gerçeklere Yüzde Yüz Sadık Kalarak! 1960’Lı Yılların Sonlarında Yaşanan Büyük Altüst Oluşa Kimler, Hangi Nedenlerle Nasıl Yön Verdi? Cıa Ve Mit, Son Yirmi Yılımıza Damgasını Vuran Siyasal İslamcı Düzenin Temellerini O Günlerde Nasıl Attı? O Tarihte Seccadelerini Abd Gemilerine Çevirip Namaz Kılan Bugünün Muktedirleri Kimler? 1960 İhtilali’nden Geriye Dönüldüğünü Düşünen 9 Martçı Komutanlar, Kurulan 12 Mart Tuzağına Göz Göre Göre Nasıl Düştüler? Kendinizi, Hukuk Öğrencisi Güzeller Güzeli Lale İle Denizci Teğmen Fuat’ın Fırtına Misali Aşkına Ve Hazin Sonuna Hazırlayın. Avuçlarımda Hâlâ Sıcaklığın Var, Aşkın Ve Hüznün Romanı.
Osman Balcıgil d. 10 Temmuz 1955, İstanbul),gazeteci, televizyoncu, yazar.
Ulusal gazete, dergi ve televizyonların haber bölümlerinde muhabir, editör ve yönetici olarak uzun yıllar çalıştı (1977-2000). O dönemde yaptığı araştırma, yazdığı yazı ve televizyon programlarıyla pek çok ödüle layık görüldü. Latin Amerika’da yaptığı çalışma 1988 yılında Gazeteciler Cemiyeti tarafından yılın röportajı olarak seçildi. Gazetecilik ve televizyonculuk yaşamını 2000 yılında noktalayan Balcıgil'in son çalışması (2016 Mart)) bir roman ve Ela gözlü pars: CELİLE adını taşıyor. Yazarın, ilk altı romanının ismleri Ters Kanatlı Şahin , Bilginin Efendisi , Zerdüşt'ün Sırrı, Dante'nin İstanbul Cehennemi, Pisagor Tepkisi, Mason Locasında Aşk ve Kılç., 53. Risale.
Edebi bir degeri olduğunu düşünmüyorum. 70 li yılların siyasetini, 12 mart muhtırası öncesi ve sonrası olaylarını kendi görüşü doğrultusunda hikayeleştirerek anlatmış.
12 Mart dönemini detaylı anlatan, hizla okunabilen bir roman. Sonu biraz apansız bitiyor, ****spoiler**** Talip niye öldü?
Editörün yakalaması gereken tarih hataları yine var bu kitabında Balcigil'in. 1970 yerine 1971 yazan gazeteler, Şubat ayında boğazda yat gezisinde denize girmeler(!).
Herşeye rağmen okuması keyifli, 12 Mart hakkında bilgisi olmayanlar için gayet aydınlatıcı.
Bu beş yıldızı yazar Balcıgil’e değil, bugünleri hazırlayan, 1946 sonrası iş başına geçen ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin laik, demokratik, olabildiğince bağımsız, düşünce özgürlüğüne imkan veren bir hukuk devleti olabilmesinin önüne geçen ve uluslar arası emperyalist güçlerin maşası olabilmek ve bu bağlamda kendi adi çıkarlarını önceleyen ve tüm bu iğrenç faaliyetlerine “Kemalist Derin Devlet” yapılanmasını, kendilerince süslü bir kılıf olarak giydiren aşağılık, adi politikacılara karşı canlarını hiçe sayan DEVRİMCİ GENÇLER’e verdim…
Bizim gibi hangi ülke var ki gençlerini hunharca kurban eden... Çok dramatik bir öykü.. Çocukluğum da yapılan soygunlar, adam kaçırmalar ile ilgili haberleri hayal meyal hatırlıyorum. O zamanlar bu olaylara anlam veremezdim. Oysa ki gençlerimiz ABD emperyalizmine karşı mücadele veriyordu. O dönemi yazar o kadar güzel ve ayrıntılı anlatmış ki sanki o olayların içinde idim. Kah Lale, kah Sumru.. İkisi de sevdikleri erkekleri desteklediler ama....
En Hüzünlü Eylül'ü ne kadar beğendiysem bu kitabı da o kadar beğenmedim. Özellikle sonu çok aceleye gelmiş ve havada kalıyor. Kaynaklardan güzel bir derleme diyebiliriz
AVUÇLARIMDA HALA SICAKLIĞIN VAR – OSMAN BALCIGİL Yılbaşı hediyesi olarak gelen, sevilen yazar Osman Balcıgil’in “Avuçlarımda Hala Sıcaklığın Var” adlı kitabını okudum, ama yeni yılbaşı gelmeden ancak yorumu yazıyorum araya Melek Fahişe Terörist girdi, terör estirdi; 😁 okuma sıraları karıştı, yorum yazma sırası kalmadı zaten... Dönem romanlarının usta kalemi Osman Balcıgil, bu defa 68 kuşağının destanını anlatıyor. Denizci Teğmen Fuat ve hukuk öğrencisi güzeller güzeli Lale'nin fırtınalı aşklarının gölgesinde, 1960'lı yıllarda yaşanan alt üst oluşu, 68 gençliğinin ayaklanması ve 12 Mart'ı hazırlayan etmenleri, bunların arkasındaki güçleri, kimlerin hangi sebeplerle yaşananlara yön verdiğini okuyacaksınız. Lale'nin her yere götürdüğü Grundig TK 145 teybinden bahsediyor. Grundig çok bildik bir marka ama modeli hatırlayamadım ve internetten baktım (nnınının) çıka çıka bizim makaralı teyp çıktı 🙁 Lale'yi tebrik ettim her yere taşıdığı için çünkü bugünkü teyplerle alakası yok, maşallah heybetli bir teypti, ben salondan odaya taşımaya üşenirdim. Sumru: "Bizimkiler... Nedense yerli şarkılara da şarkıcılara da hiç yüz vermiyor." Kastettiği Mecidiyeköy Lisesi'nin orkestrası. Cümlesi birçok şey anlatıyor. O dönem ne güzelmiş; lise orkestraları, yarışmalar, çaylar, dans yarışmaları... Melih Kibar, Barış Manço, Edip Akbayram, İlhan İrem, Erkut Taçkın, Burak Kut gibi lise orkestrasında müziğe başlayıp, sonra hayatına müzikle devam eden çok sanatçımız var. Bir yolunu bulup yabancı müzik dergileri, yeni çıkan plakları ediniyorlar. Okuyor, dinliyor, ezberliyorlar. Lale ve Sumru bu sayede İngilizceden bu sayede geçer not alıyorlar. öğretmenlerimizde bize kulak dolgunluğu , telaffuz öğrenmemiz için filmleri orijinal dilinde izlememizi tavsiye ediyorlardı. "İki aile cümbür cemaat gidiyorlardı sirke." Ne nostaljik bir cümle. Babamda çok severdi, gelen hiçbir sirki kaçırmazdık. Ben en çok bembeyaz atların gösterilerini severdim. Akrobatları ise heyecanla izlerken bir taraftan da bana da denetirler mi acaba diye merak ederdim. Sonra zamanla eğlenceler değişti; şehir büyüdü, sirkler küçüldü sonunda kayboldu. Kitap Balcıgil eseri olup, memleketimde geçince benim için anı, söyleyecek laf çok ama bu sefer onlar yerine adı geçen kitaplar, filmler ve müziklerden bahsedeceğim. Birçoğunu bilseniz de kaçırdıklarınız varsa okuyun, izleyin, dinleyin; ben öyle yapıyorum. ( Not alırken arada kaçırdıklarım olabilir) Kitaplar: 📚12 Mart Anıları - Nihat Erim 📚 Şehir Gerillası El Kitabı - Carlos Marighella 📚 Ulusların Kaderlerini Kendilerinin Tayin Hakkı - Vladimir Ilyic Lenin 📚 Devrimde Devrim Kod: 7-D-26 - Régis Debray 📚 Almanya'da Devrim ve Karşı-Devrim - Friedrich Engels 📚Deniz : Bir İsyancının İzleri - Turhan Feyizoğlu 📚 Gulag Takım Adaları - Aleksandr Soljenitsin 📚 Öncesi ve Sonrasıyla 9 Mart-12 Mart Süreci - Erol Bilbilik 📚 Türkiye'nin Düzeni / Dün-Bugün-Yarın - Doğan Avcıoğlu 📚 Altenburg'un Ceviz Ağaçları - Andre Malraux 📚 Mezun - Charles Webb 📚 Hiroşima Sevgilim - Marguerite Duras 📚31 Mart'ta Yabancı Parmağı - Doğan Avcıoğlu Filmler: 📽 12 Mart belgeseli - Mehmet Ali Birand 📽 Mezun (The Graduate - 1967) Dustin Hoffman, Anne Bancroft, Katharine Ross 📽 Kızılırmak-Karakoyun (1967) Yılmaz Güney; Nilüfer Koçyiğit; Kadir Savun 📽 Ah Güzel İstanbul (1966) Sadri Alışık, Ayla Algan 📽 Potemkin Zırhlısı (1925) Aleksandr Antonov, Vladimir Barskiy 📽 İtalyan İşi (The Italian Job 1969 ) Michael Caine, Noel Coward, Benny Hill 📽 Bonnie ve Clyde (1967) Warren Beatty, Faye Dunaway, Gene Hackman 📽Hiroşima Sevgilim (1959) Emmanuelle Riva - Eiji Okada Müzikler: Türkçe Şarkılar: 🎵 Çakal Çökerten Zeybeği 🎵 İki Yabancı / Ajda Pekkan - 1968 🎵Samanyolu / Berkant 🎵 Deniz ve Mehtap / Dario Moreno 🎵Son Mektup / Gönül Yazar 🎵Avuçlarımda Hala Sıcaklığın Var / Zeki Müren (beste ve güfte Yusuf Nalkesen) Yabancı Şarkılar: 🎶. Robinson / Simon and Garfunkel 🎶 The Ballad Of Bonnie And Clyde / Georgie Fame 🎶 Sgt. Pepper's Lonely Hearts Club Band / The Beatles 🎶 You're My Everything - The Temptations 🎶 I'm a Tiger / Boom Bang a Bang / Shout! /Suddenly - Lulu Kitapta adı geçen bir sanat eseri (tabii meraklıları yani benim için): Chevrolet Impala SS Coupe 1967. Başka söze gerek yok... Günlük dille yazılmış, dönem ayrıntılarına, mekan / lojistik gerçekliğine sadık kalarak, tüm duyguları içeren tarihi gerçekler üzerine olan kurgusuyla nefes kesen bu dönem romanını elinizden bırakamadan okuyacaksınız. Sevindirici bir haber, yorumun sonuna geldik, işkence bitti.
68 kuşağını , yaşadıklarını,dönem olaylarını duymuş ve okumuştum . Her ne kadar bazı bilgilere aşina olsam da aklıma takılan sorular ve bilmediklerim daha fazlaydı. Kalemi ile sonunda tanıştığım #osmanbalcıgil in son kitabı #avuçlarımdahalasıcaklığınvar ile beni o günlere götürüp ben daha doğmadan önce olanlar ve yaşananlara tanıklık yaptırdı . Lale ve Sumru çok yakın arkadaşlardır. Lale üniversite sınavına #istanbulüniversitesi #hukukfakültesi ni kazanmıştır . Sumru ise aile iş yerinde çalışmak zorunda olduğu için sınava girmemiştir . Heyecanla gittikleri okulun ilk gününden kendilerini bir gençlik hareketinin içinde bulurlar. Ülkenin yönetiminden , Amerika'nın çok içimize girmiş olmasından rahatsızdır yeni nesil . Ülkeyi bu durumdan kurtarmak için kendi çaplarında tepkilerini gösterirken sonra olaylar daha büyük bir hale gelir ... Bütün bu olayların arasında Lale ve Teğmen Fuat , Sumru ve Talip arasında önce arkadaşlık sonra da aşk gelişir . Bu dört arkadaşın ekseninde olanları aktarır bize yazar . Sağcısı ,solcusu ,MİT , CIA , iktidar ,polis ,6. Filo , 12 Mart olayı tarihi gerçekler sayfa altında dipnot olarak verilerek kurgulaştırılmış. Biz bu olayları yıllar sonrasından Sumru'nun anlatımından okuyoruz . Deniz ,Cihan ve niceleri ... Bu kitabın içerisinde tekrar can buluyorlar . Okurken yazarın bize verdiği dipnotlar yol gösterici oluyor . Bu noktada ayriyeten araştırma yapmak için vakit kaybetmemiş oldum ve kitabın gerçeklerle desteklenmesi daha da etkileyici kıldı benim için . Geçmişte olanları merak edenler ve tarih okumayı sevmeyenler bu kitabı çok rahat okuyacak ve seveceklerdir. Kitaba adını veren ve Lale'nin de çok güzel söylediği Avuçlarımda Hala Sıcaklığın Var 'dan bir bölüm bırakmak istiyorum : Avuçlarımda hâlâ sıcaklığın var inan Unuttum dese dilim yalan billahi yalan Hasretindir içimde hep alev alev yanan Unuttum dese dilim yalan billahi yalan
Dipnot: Bu şarkının bestecisi Yusuf Nalkesen vefat eden kızının ardından bu şarkıyı bestelemiş.
Osman Balcıgil’in 2021 yılında yayınlanan eseri “Avuçlarımda Hala Sıcaklığın Var” 68 kuşağının mücadelesini dört üniversiteli genç üzerinden anlatan bir dönem romanı.
Dönem romanlarının usta kalemi bu defa 1968 - 1971 dönemini ele almış. Türkiye’nin yakın tarihine damgasını vuran 12 Mart muhturası öncesi ve sonrası olayları hikayeleştirmiş.
Romanın ana ekseni, dönemin Türkiye’sindeki siyasi ve toplumsal çalkantılarla şekillenirken, karakterlerin bu karmaşa içinde yaşadıkları aşk ve dostluklar da ön planda yer alıyor. Balcıgil, dönemin sol hareketlerini, üniversite gençliğinin mücadelesini, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının eylemlerini ve darbe sonrası yaşanan baskıları romanın temel unsurları olarak işliyor. Döneme dair filmler, kitaplar, hit parçalar, tiyatro oyunları da kurgunun içine ustaca yerleştirilmiş.
Üzerine oldukça araştırılmış ve emek verilmiş bir eser. Tarihi gerçekler, sayfa altlarında dip not olarak verilmiş. Böylece hem kitabın gerçeklerle desteklenmesi daha etkileyici olmuş, hem de okuyucunun araştırma yapmaya gerek duymaması sağlanmış.
O dönemi merak edenler ve yakın tarihin önemli olaylarını dümdüz tarih kitaplarından okumak yerine tarihsel gerçeklere sadık bir kurguyla bütünleşmiş halini okumaktan hoşlananlar için güzel bir okuma. Dönemi hatırlayanların anıları tazeleniyor. Daha genç kuşaklar için ise kıymetli bir başvuru kaynağı.
2 günde bitti sanıyorum. Başlayım diye girdim tarihi buraya ama. Neyse ofiste kahvemi içip sakin okurken son 10 sayfada içime lök oturdu. Defalarca akademik/hikaye olarak okuduğum şeyler. 2022 den bakıp Aptallar deyip kızdığım bir çok şey olmasına rağmen, toyluklarına saflıklarına yenilmelerine oturup ağlamaya başladım. Yazık yahu. Bu çoçukları öne sürenler, öldürenler kıranlar ve sonra da sanki Türkiyenin içinde bulunduğu çıkmazın sebebi bu çocuklarmış gibi gösterenler nereden baksanız hiç zarar görmediler. O zamanda da öncesinde de sonrasında da şimdi de iktidarı erki elinde bulunduran grup bunlarken nasıl olur da bu evlatlar "terörist" olur anlamak mümkün değil. Eskiden yani ben de o yaşlarda öyle toy ve saftım, okurken üzülür kızar ağlardım yine. Ama şimdi ağlama sebebim kendime benzetmemden ziyade "yazık" demem. Kayıpların etraflarındaki insanlarda yarattığı acılar ve hatta var olmak için nasıl da "saf ve nahif" olmamak gerektiğini görebiliyor olmam. Elinize sağlık.
Yazarın tüm kitapları gibi çok güzel bir kitaptı. Eleştiri olarak diyebileceğim, sonlara doğru bazı bölümler romandan çok bilgi aktaran bir tarih kitabı gibiydi ve sonu aceleye gelmiş gibi hissettim. Baştaki roman/tarih anlatımı dengesi sona kadar gitseydi daha güzel olurdu diye düşünüyorum. Yine de iyi ki okumuşum :)
1968 yılında başlayan ve 6 Mayıs 1972’de Deniz’lerin idamına kadar yaşanan tarihsel süreci anlatan belgesel-roman. Yakın tarihe meraklı olanlara öneririm.