What do you think?
Rate this book


320 pages, Paperback
First published April 1, 2007


(Gena John'a)
“Kimsenin seni anladığı filan yok. Ben bile seni anlamıyorum! Allahın belası diğer insanlar seni nasıl anlayacak?! Sen kafayı yemişsin!”
(John)
“Çünkü biliyorum ki, eğer bir film üzerinde çalışıyorsan, hayatın ondan ibaret demektir. (96)
"Gena hipnotize olmuşçasına kımıltısız duruyor… Böylesine güçlü bir yoğunluk taşıyan tek bir kişi daha tanımadım; bu yoğunluk tıpkı bilim kurgu filmlerindeki bir güç alanı, neredeyse görebileceğiniz koruyucu bir enerji halkası gibi onu çepeçevre sarıyor." (97)
"Beni ilgilendiren tek şey, aşktır. Bunun yoksunluğudur. Bunun bittiği andır. Ve ki acı, yitirdiklerimiz ya da gerçekten ihtiyacımız varken bizden alınan şeylerin yol açtığı bir şeydir. İşte, Aşk Irmakları yalnızca bu kutsal kase arayışını sürdüren filmlerden bir diğeridir." (107)
(Eddie Donno ile John aralarında şöyle bir diyalog geçiyor)
“Eee Eddie, bu gece soyleyeceğin cümleleri ezberledim mi?” diye soruyor John biraz da alay ederek.
“Hayır, ama karakteri biliyorum. Cümlelere sonra bakarım.”
“Herkes de beni taklit ediyor! Ama ben cümlelerini biliyorum. Bunu biliyorsun, değil mi, Eddie? Biliyorsun, değil mi?
“Biliyorum”
“Ben sadece onları söylemeyi reddediyorum.”
İkisi de katıla katıla gülmeye başlıyor. (169)
Bir sonraki çekimin ardından, Sarah ve Robert karakterleri olarak birbirlerinin gözlerinin içine bakıyorlar. Bu bir John - Gena bakışması değil.
Hala göz gözeyken, John'un omuzları düşüyor ve bir anda gülmeye başlıyor: O kadar gerginim ki, buna tahammül edemiyorum."
"Ben de öyle! Yaşamımızı yenileyecek miyiz?"
Gülüşmeye başlıyorlar. Daha önce hiç böyle gülüştüklerini görmemiştim. Ne üzücüdür ki yalnızca bu odada değil, yaşamlarının geri kalan bölümünde yanlarında olanlar da böyle gülüştüklerini bir daha asla göremeyecek." (229)
John, Gena ile özel olarak konuşuyor. Belgeselciler onları çekmeye başlıyor. John :
“Beyler, kameranızı da alıp siktir olup gidin”
“Bunu çektin mi, Giddy” diye soruyorum.
“Çektim”
“Süper”
Bu benim filmdeki üçüncü favori anım oluyor. (Birincisi John'un tek bir cümle için uzun uzun düşündüğü görüntü; ikincisi, Gena'nın “Oynadığı karakterin içine ne kadar girmiş olursan olsun, filmde yalnızca o oyuncunun ruhunu görürsün!” cümlesi. ) 322
