“Güzeldik. Genç, diri, tazecik. Yazık, seninle beraber sokağa çıkıp el ele dolaşmadık. Rumelihisarı’nda ağzımızdan dumanlar saça saça, domates salçalı, sucuklu tost yemedik. Sen geceye yakışıyordun. Kısacık kış günlerinin sonuna yetiştiğimiz saatlerde uyanıyorduk. Arka odaya etraftaki apartmanların arasından süzülen tatlı bir akşam kızıllığı çöküyordu. Mor çarşaflarını seviyordum. Yatağına mor çarşaf seren erkekle sevişilir, diyordum kendime. Gün ışığında senden ürkmüyordum. Kendine Zeusluğu boşuna yakıştırmamıştın. Seviştiğim en yakışıklı erkektin. Yunan heykellerine taş çıkartan seyirlik bir gövden, uzak Amazon yerlilerini hatırlatan vahşi bir yüzün vardı. Böyle güzel bir insan dünyaya çocuklar armağan etmeliydi. Sen kedileri seçtin.”
Defne Suman’dan büyümek, kadın olmak, kalmak ve gitmek üzerine öyküler…
Defne Suman was born in Istanbul and grew up on Prinkipo Island. She gained a Masters in sociology from the Bosphorus University and then worked as a teacher in Thailand and Laos, where she studied Far Eastern philosophy and mystic disciplines. She later continued her studies in Oregon, USA and now lives in Athens with her husband. The Silence of Scheherazade was first published in Turkey and Greece in 2016 and is her English language debut.
“istiyorum ama hic oyku okuyamiyorum… oyku okumaya nereden baslayabilirim?… bir oturusta bitirebilecegim, akici ama iz birakan oykuler ariyorum… derdi olan dokunakli oykuler ariyorum… birbirine komsu karakterleriyle okuru icine alan bir oyku kitabi ariyorum…” ve daha nice sorunuza, ihtiyaciniza sifa niyetine on bes adet nefis oyku var icinde yitik ulke’nin. sadece oyku okurlarini degil, oyku okuyamayan, hatta oyku sevemeyenleri de cok mutlu edecek. israrla tavsiye ediyorum.
Defne Suman’ın ne romanlarını ne de öykü kitabını okurken , hemen okuyayım da köşeye indireyim diyemiyorum. Yitik Ülke kendisinin Evden Kaçmanın Yolları seçkisinden sonra çıkardığı öykü kitabı.
Kitap içerisinde on beş öykü bulunduruyor. Bu on beş öykünün her biri en az bir kadının kendisini bulabileceği ,kendinden bulduğu satırları tekrar tekrar okumak isteyeceği bir kitap.yani öyküler en çok kadınlık üzerine yazılmış.Seven,sevilemeyen,kırılmış ,dökülmüş ,kimsesiz,yurtsuz kadınlar üzerine .Dönüp dönüp okumak istediğim bazı öyküler var ki , kahramanlarını yıllardır tanıyor ,görüyor , duyuyor gibiyim…kitabı okurken kahramanları ne kadar da biz demeden gecemedım başka bir öyküye .
Eğer hâla Defne Suman okumadıysanız hemen bir kitabını temin edip okuyun çünkü Defne Suman çevremizden en az bir kadının hikayesini anlatıyor.
Kendisi bize @yazariylakonusanlar ‘da Yitik Ülke öyküsünün bir kısmını okuyup ; kendisini ilk defa okuyacaklara Kahvaltı Sofrası isimli romanıyla başlamayı önerdi.
E hadi durmayın, hemen Defne Suman okuyun .sonra da önerenlere kocaman bir teşekkür edin …! 😌♥️
Kitaptaki hikayeleri çok sevdim. Hepsi oldukça sürükleyici anlatıma sahipti. Hikayeler çok güzel, çok kişisel ve çok insani bakış açıları ve durumlar sunmuş. Bende "After Life" dizisindeki tadı bıraktı, hem huzurlu hem buruk...
Defne Suman'in öykülerinde kadınlığın, ya da kız çocukluğunun yansımalarını görecek (ozellike de Türk toplumunda) ve kendinize dair bir şeyleri de yakalayabileceksiniz. Sanki romanlarından da minik minik okuyormussunuz gibi de olmuyor değil. Tavsiye ettim bile:)
Yitik Ülke'de yalnızlık, gitmek, kalmak, kimlik üzerine dokunaklı 15 öykü var, hepsini sevdim… Defne Suman her yaştan, farklı çevrelerden kız çocuklarının, kadınların öykülerini abartısız, yalın bir dille ve samimiyetle anlatmış. Her birinde kendimden, çevremdeki kadınlardan parçalar buldum, o kadar sahi… Kadınların hayatları boyunca taşıdıkları, taşımak durumunda kaldıkları yüklerin ağırlığını öyküler boyunca takip etmek yüreğimi burktu… Hararetle tavsiye ediyorum...
Defne Suman'ın öyküleri yaklaşık bir aydır elimde dolaşıyordu, birkaç gün önce son öyküyü de okuyup bitirdim. Önce romanlarıyla edebiyatta kendini var etmiş bir yazar olarak öyküye soyunmak pek de kolay değildir bana göre. Defne Suman öykülerini bildiğimiz ama en çok hissettiğimiz ipliklerle dokumuş. Satırlarda çocuktan ihtiyara her yaştan kadının hikâyesine rastlayabilirsiniz. Her öykü okura kendinden birkaç satır bahşederken okurdan da ona ait olanı söküp alıyor. Bu ne demek şimdi diye soracak olursanız, kitabı okuyun derim. Öykülerdeki kadınlar hem biziz hem değiliz, aynaya bakmak ve kendini görmek gibi. Aynadaki sensin ama aslında sen o görünen değilsin. Ama kadın hikâyeleri diyerek geçmek olmaz tabii. Her hikâyenin ardında kahramanın yaşadığı toprakların, ait olduğu toplumsal yapının yaraları da saklı. Yazar yaraların üzerindeki kabuğu kaldırmadan, kaşıyıp kanatmadan göstermeyi başarmış. Bu açıdan okurun da canını acıtmadan söylüyor sitemini, söz de yerini buluyor diyelim. Nehir, Sabun, Yitik Ülke, Balıkçının Eleni en sevdiklerim oldu, unutmayacaklarım.
Defne Suman’in okudugum ikinci kitabi oldu Yitik Ulke. Okumaya doyamadim; hem bitirmek istedim bir an once hem de bitmesin dedim defalarca. Cok cok basarili.