Necip Fazıl Kısakürek, insan ruhunun mistik-trajik dehlizlerinde cesurca dolaşmış, kendi "Poetika"sını yazmış bir şair olarak modern Türk şiirinin, fikir ve dava adamı kimliğiyle de Türk düşünce hayatının baş aktörlerindendir. Çile, şairin yıllar içinde bütün şiirlerini ayıklayarak, düzelterek, sıralayarak oluşturduğu; altmış yılı bulan şiir serüveninin verimlerini kendi kurduğu bir yapı içinde topladığı bir başyapıttır.
Behçet Necatigil'in sözleriyle: "Tekke şiirimizin verilerini modern Fransız şiiri ölçüleriyle değerlendiren, şiirlerinde soyut insanın evrendeki yerini araştıran; madde ve ruh problemlerini, iç âlemin gizli duygu ve tutkularını dile getiren Necip Fazıl; dinç ve oturmuş bir dil, mazbut ve sağlam bir teknikle yazdı."
In his own words, he was born in "a huge mansion in Çemberlitaş, on one of the streets descending towards Sultanahmet" in 1904. His father was Abdülbaki Fazıl Bey who held several posts including deputy judge in Bursa, public prosecuter in Gebze and finally, judge in Kadıköy. His mother was an emigree from Crete. He was raised at the Çemberlitaş mansion of his paternal grandfather Kısakürekzade Mehmet Hilmi Efendi of Maraş who named his grandson after his own father, Ahmet Necib as well as his son, Fazıl.
Necib Fazıl learned to read and write from his grandfather at the age of five. After graduating from the French School in Gedikpaşa, he continued his education in various schools, also including Robert College of Istanbul as well as the Naval School. He received religious courses from Ahmed Hamdi of Akseki and history courses from Yahya Kemal at the Naval School but he was actually influenced by İbrahim Aşkî, whom he defined to have "penetrated into deep and private areas in many inner and outer sciences from literature and philosophy to mathematics and physics". İbrahim Aşkî provided his first contact with Sufism even at a "plan of skin over skin". "After completing candidate and combat classes" of Naval School, Kısakürek entered the Philosophy Department of Darülfünûn and graduated from there (1921-1924). One of his closest friends in philosophy was Hasan Ali Yücel. He was educated in Paris for one year with the scholarship provided by the Ministry of National Education (1924-1925). He worked at the posts of official and inspector at Holland, Osmanlı and İş Banks after returning home (1926-1939), and gave lectures at the Faculty of Linguistics and History and Geography and the State Conservatoire in Ankara and the Academy of Fine Arts in İstanbul (1939-1942). Having established a relation with the press in his youth, Kısakürek quit civil service to earn his living from writing and magazines.
Nacip Fazıl Kısakürek died in his house at Erenköy after an illness that "lasted long but did not impair his intellectual activity and writing" (25 May 1983) and was buried in the graveyard on the ridge of Eyüp after an eventful funeral.
Necip Fazıl was awarded the First Prize of C.H.P. Play Contest in 1947 with his play Sabır Taşı. Kısakürek was awarded the titles of "Great Cultural Gift" by the Ministry of Culture (25 May 1980) and "Greatest Living Poet of Turkish" by the Foundation of Turkish Literature upon the 75th anniversary of his birth.
Kendi deyimiyle; aklımızı Batı'dan devşirirken, ruhumuzu Doğu'da tutmamız gerektiği bir dünya görüşü varmış. Bazılarının deyimiyle; kumarbazmış, esrar içermiş, gericiymiş, örtülü ödenek tırtıklarmış, kibirliymiş, yahudi düşmanıymış... Kumar oynadığını, Menderes'ten para istediğini çekinmeden babıali'de kaleme almış. Öğrenmek isteyen okur. Kibirli olduğu ve içsel sorgulama sonucu inancına yön verdiği eserlerinden anlaşılır. Anti-semitistliğe gelince.. Yahudilerin kendi çıkarları için dünyayı ateşe vermekten çekinmeyeceklerini söylemiş. Hepsi bir yana ÇİLE içerisinde şiirleri üzerine diyecek yok.
First of all, I think Necip Fazıl Kısakürek(I will call him shortly with NKF aftet that time) is my favorite poet, because his thoughts and behavour is ro impressive for me.
Also I like his all poems especially Inevitable(Beklenen), it is my favorite poem.
Bu kitapta, Necip Fazıl’ın yirmili yıllardan yetmişli yıllara dek yazdığı şiirler bir araya getirilmiş. Bunlar, “Örümcek Ağı”, “Kaldırımlar”, “Ben ve Ötesi”, “Sonsuzluk Kervanı” ve “Şiirlerim” ismiyle yayınlanmış kitaplarında yer almış şiirlerini de kapsıyor. Ömrü içinde çok büyük bir felsefi değişim geçirdiğini bildiğimiz Necip Fazıl, şiir kitaplarında kendini ifadelendiremediğini söyleyerek, 1923’de Yeni Mecmua’da yayınlanmış ilk şiirinden başlayarak şiirlerini süzmüş, ayıklamış, düzeltmiş ve bir araya getirmiş.
Kitap, Necip Fazıl’ın şiirlerini ve şairliğini kendi ağzından takdimiyle başlıyor. Ardından, 500 sayfayı aşkın hacimdeki şiirler geliyor. Bu şiirler, tarihleri belirtilerek başlıklar altında sıralanmış. Başlıklar şöyle: Allah, İnsan, Ölüm, Şehir, Tabiat, Kadın, Korku, Daüssıla, Ukde, Hafakan, Dekor, Tecrit, Kahramanlar, Dava ve Cemiyet. Sonda, Necip Fazıl’ın şiir anlayışını anlattığı, aforizmalar ve kısa denemeler tarzında yazılmış “Poetika” başlıklı bir bölüm var. Kitabı basan Büyük Doğu Yayınları, ayrıca esere kapsamlı bir Kısakürek biyografisi eklemiş.
“Çile”, hayatı büyük çalkantılarla, ıstıraplarla, mahpusluklarla geçen, bohem bir hayattan inanç dünyasına ve eylem adamlığına uzanan etkileyici bir ömür süren Necip Fazıl’ın dünyasını tanımak için büyük bir fırsat ve şiirle ilgilenen herkesin edinmesi gereken bir derleme.
Bazı şiirleriyle özellikle biliyoruz şairi. Mesela Kaldırımlar, Beklenen, Sakarya Türküsü… Bir de Bekleyen var beni çok ürküten, korkunç gelen bir şiir. Kadın okuyucular okursa ne demek istediğimi anlayacaklar. Genel olarak tüm şiirleriyle bilinen, beğenilen bir şair değil. Bana pek hitap etmiyor. Beğendiğim şiirleri 30-40’lı yıllara ait. İki dizelik şiirleri bile var, zahmetten yoksun gibi görünüyor. 500 sayfalık kitapta beğendiğim şiir sayısı yedi. Bunlar benim kişisel yorumlarım, çok beğenen bir cenah da var elbette. Şiir kitabının sonunda görülen ideolocya örgüsü pşan şairin şiire dair görüşlerini içeren poetikası yer alıyor. Edebiyat öğrencilerinin işine yarayacağını düşünüyorum, bazı bölümlerde okutulur. Hatta biraz bahsedebilirim. Ona göre şiir mutlak hakikati arama işidir, şair ise hakikat arayıcısıdır. Şiir, dinin/Allah’ın tecellisi olmalıdır. Şiiri rüyaya benzetiyor, bu hoşuma gitti. Şiir tıpkı bir rüya gibi tefsire muhtaçtır. Diğer görüşlerine katılmıyorum. Çok beğendiğim bir şiiri eklemek istiyorum:
Görürüm, çıkmışlar, kararmış çatılardan, Kemik bir kol nasıl fırlarsa bir mezardan. Her ân, bir haberi kollar gibi yukardan, Dipsiz maviliğin esrarını kurcalar, Bacalar... Kim bilir, belki de evlerin cinleridir; Kollar bir dâvet gibi göğe yükselir, Ölüler, ölüler, arka arkaya gelir, Ruhların mehtâba daldığı taraçalar, Bacalar...
Kitap konu başlıklarına göre ayrılmış, benim en sevdiklerim kadın, daüssıla, dekor ve tecrit'in de bazı şiirlerini özellikle sevdim. Necip Fazıl'ın bazı düşünceleri ya da geçmişteki bazı döneklikleri hariç bence gerçekten harika bi şair kendisi. Böyle boş hissediyorsanız sizi daha da boş hissetirecektir çoğu şiiri. 2 saat sonra güncelleme: en sevdiklerim kismina eklemeyi unutmusum şehir bölümünde kaldırımlar 1,2 ve 3 ün hakkını yemeyim.
Necip Fazıl'dan şiirler.. Siyasi bir figür değilim ancak sol edebiyat bana daha çok hitap ediyor sanırım.. Kitapta beni pek sarmayan şiirler mevcut idi..
KİTABI OKUMADAN ÖNCEKİ YORUMUM: Necip Fazıl Kısakürek, adını sıkça duyduğum, edebiyat dergilerinden ve kitap sayfalarından oldukça takip ettiğim bir şairdir. Edebiyatsever biri olarak bu kitabı seçmemdeki ana etken bir şiir kitabı olmasıydı. Şiirler, bana göre duyguların en coşkulu ve en belirgin ifade edilme biçimidir. Gerek şairin din, tasavvuf ve mistisizm örgüsünde gelişmiş düşünce yapısını anlayabilmek, gerek edebiyatımızda ‘’Üstad’’ olarak tanınan bu şairimizin dilini ve duygularını kavrayabilmek için bu kitabı istekle okuyacağım.
KİTABI OKUDUKTAN SONRAKİ YORUMUM: Necip Fazıl Kısakürek; bizlere yüreklerimize dokunan, düşündüren, baş ucu kitabı niteliğinde bir eser sunmuş. Kitabın ''Takdim'' adlı bölümünde yer verdiği ''Şiirlerim ve Şairliğim'' adlı kısımdan, bu yola girme sürecini bizlere kendi ifadesiyle anlatmış. Kitapta yer verdiği şiirlerinin bütün mısraları ise, insanın beynine bir balyoz gibi iniyor. İnce ince işlenmiş kelimeler, hakikati haykıran sözler bizleri düşünmeye sevk ediyor. Kitabın son bölümü ise ''Poetika'' adlı kısımdan oluşuyor. Şair burada bir takım konular hakkında duygu ve düşüncelerini belirtmiş. ''Üstad'' adlı ünvanı sonuna kadar hak eden bir şair olduğu kanısına bir kez daha vardığım bu eseri, herkesin okumasını tavsiye ederim.
Necip Fazıl Kısakürek severek okuduğum bir yazar.Necip Fazıl eserlerinde genel olarak insanların iç alemini anlatır.Şiir okumayı sevdiğim için bu kitabı seçmek istedim.Necip Fazıl'ın yalın dili ve şiirlerini işleyiş yönü bakamından sıkılmadan okuyacağımı düşünüyorum.Necip Fazıl'ın bütün şiirlerinin Çile eserinde toplanması bu eseri seçmemdeki diğer bir sebeptir.Zevkle okuyacağım.
OKUDUKTAN SONRAKİ YORUMUM:
Necip Fazıl Kısakürek'in şiirlerinde kullandığı yalın dili sayesinde şiirlerini rahatlıkla anlayabildim.Şiirlerinde fazla söz oyunları yapmasada şiirleri gayet etkileyiciydi.Okumadan önceki düşüncelerim okuduktan sonra daha da iyi bir yönde ilerledi.Şiir kitabı olarak okunması ve üzerine düşünülmesi gereken bir eser.Necip Fazıl kendisine verilen 'Şairler Sultanı'unvanını burada hak ederek aldığını bize göstermiş.Zevk alarak okudum.
Açık söylemek gerekirse hayata aynı yerden bakmadığımızı düşündüğüm, özel hayatında yaptıkları sebebiyle itici bulduğum bu adamı okumak için uzun süre ötelememden ötürü pişmanlık duydum Çile'den sonra. Necip Fazıl şüphesiz ki çok büyük bir şair. Göz ardı edilemeyecek kadar güçlü bir şair. Aynı dönemde yaşasam muhtemelen onunla kavga ederdim. Ama şu dizeleri yazmış bir adamla oturup konuşma imkanım olsaydı da eminim ki bazı şeylerde anlaşırdık:
"Allahın on pulunu bekleye dursun on kul Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa; Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa!"
KİTABI OKUMADAN ÖNCEKİ YORUMUM: Kitabın ismini bir çok yerde duymuştum ama hiç okuma fırsatım olmamıştı. Daha önce Necip Fazıl'ın kitabını okumamış olmama rağmen beni çok etkileyeceğinden eminim.
KİTABI OKUDUKTAN SONRAKİ YORUMUM: Kitabın her sayfasında başka bir duygu , başka bir his var.Şairin, şiire bakış açısını anlattığı son sayfalarda ise şiirlerini tam anlamıyla özümsemiş oldum.Bu zamana kadar ki şiirlerini topladığı kitaptaki konu başlıkları ayrıca dikkatimi çekti ve kitapta herkesin kendinden bir kesit bulacağını düşünüyorum.Şiir kitabı okumak isteyen herkese tavsiye ederim.
Necip Fazıl Kısakürek edebiyat dünyasında okumayı sevdiğim bir şairdir.Genelde şiirlerinde insanın iç alemini anlatır.Edebiyat dünyasında da yazdıklarıyla "Şairler Sultanı" unvanını almıştır.Çile bütün şiirlerinin toplandığı kitap olduğu için ve şiir okumayı sevdiğim için okumak üzere bu kitabı seçtim.Necip Fazıl'ın dilinin anlaşılır olması kitabı seçmemdeki bir diğer sebeptir.Necip Fazıl'ın yalın dilinin ve işlediği konuların kitabı zevkli hale getireceğini düşünüyorum.Zevkle okuyacağım.
OKUMADAN ÖNCEKİ YORUMUM: Necip Fazıl'ın hayatı ikiye ayrılır. Dinle tanışmadan önceki hayatı ve dinle tanıştıktan sonraki hayatı. Beni en çok etkileyen yanı da budur.Çile kitabında da yazdığı tüm şiirleri toplayıp bir arada harmanladığı için okumak istedim. Mistizm ekseni etrafında gelişmiş olduğunu dini tasavvufi şiirlerinde yer aldığını duyduğum için etkilendim ve merak ediyorum.