Ya savaşları, açlığı, isyanları ve cinayetleri durdurmanın bir yolu olsaydı? Düşünsene, ya insan ırkını tüketen insanın kendisi değil de yaşadığı gezegense?
Bir, iki, üç… Korku salmayı biz seçmedik. Hatırla unutulduğumuzu. Doğrusu çirkin, simsiyah, gaddar vücutlarımızdan korkman da bizim suçumuz değil. Söylesene, hanginiz bizi buraya hapsetti? Yoksa sesimizi duymamak mı seni bu denli ürküten? Karşımızda ellerin titreyecek, gözlerin yağmurla dolacak gibi oluyor.
Dört, beş, altı… Kaç bizden, koş! Acıyla büktüğün dudaklarını görmemize izin verme. Önünde çarşaf gibi serilmiş o denize git. Deniz senin evin olacak. Gir içine, okşasın ipek saçlarını. Nefessiz kal; yutsun sular sırlarını. Tek görebildiğin karanlık. Soruyorum sana: Kayan yıldızlarla dolu bir karanlıkta gökyüzünde yaşamayı sürdürebilir misin? Denizinde boğulmak için yaratılmışsan sulara karşı koymaya değer mi?
Yedi, sekiz, dokuz… Birilerini unutacaksın; ne kadar koşarsan koş kaçamazsın. Işıkları yaktığında karanlığın yok olacağını varsayamazsın. Gezegenini korumak mı istiyorsun? Sen kurtulamayacaksın.
On. Zamanın doldu. Ne yap et, sakın unutulma. Yoksa bana kavuşacaksın.
Yani bu kitabın neresine 4 yıldız vermiş bu insanlar anlamadım, o kadar kötüydü ki verdiğim paraya yazık, bildiğiniz bizim Türk ailesini skyra diye gezegene yolluyorlar malum dünyada savaş var bu insanlar üzülmesin diye, baş karakter her iki sayfada bir ağlıyor kimi zaman mutluluktan kimi zaman mutsuzluktan haaa ağlamıyorsa da mutlaka gözleri doluyor o da yetmiyor ana karakter ağlamasa bile her sayfa da mutlaka bir yan karakter ağlıyor, sonrasında ne mi oluyor uykuları geliyor yatıyorlar ardındanda sandviç yiyorlar, olayların genel gidişatı bu arkadaşlar hatta skyra dan da öte başka bir mutluluk diyarı var herkesin hayallerinin gerçek olduğu ana karakter bu ağlama uyuma ve sandviç yeme olayına oradada devam ediyor, her bölümün sonundaki miraç aşılar tarzı sözleri de unutmayalım, bilim kurgu kitabı okuyorsunuz ama sen hep gül, üzülme tarzı cümlelerle de pozitif enerji alıyorsunuz, ha dedim ki sanırım sonda birşeyler olacak malum 4 yıldız kitap ama yine hüsran savaş var ama olay yok, en sonda da ne mi oluyor yine ağlayıp sandviç yedikten sonra koşuyorlar. Demem o ki benim gibi çok kitap okuyan ve artık seçici olmaya başlayan bir grupta yer alıyorsanız uzak durun zaman kaybı, pişman olursunuz. Buradan yayınevlerinede de sesleniyorum tabiki yeni yazarları destekleyelim ama kurgulara dikkat edelim olmadı uyaralım yönlendirelim, bende istiyorum ülkemde Brandon Sanderson, Marissa Meyer ya da Marie Lu tarzı yazarlar olsun ama bunlar emek ve zaman ister diyorum ve herkese iyi akşamlar diliyorum.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Konuşamam yalnızca acı ya. Gerçekten puan vermiyorum kitaba.. Gölgeye dönüşecek kadar depresif oldum bu kitabın başarısıdır??? Yorgunum dostlarım kasıma girişime bakın ya. KİTAP GÜNCELLEMESİNİ YAZMAYI ÖZLEMİŞİM NEYSE..
Kitabın başları çok sıkıcıydı, birbirinin aynısı genç kurgulardan birini okuyormuşum gibi hissettim ama kitap ilk 150 sayfadan sonra açıldı, olaylar daha ilginç hale gelmeye başladı. Yine de, ne kitaba, ne de karakterlere tam bağlanamadım, sanki hep bir şeyler eksikti. Birkaç yıl önce okusam daha çok severdim belki, bilmiyorum.
Bu kitabı tekrar okuya okuya bir hal oldum ve kitabımı eskittim. Müthiş bir hikaye ve insan ne kadar çok okursa okusun sıkılmıyor. Yeni kitabı çıktığı için bu kitabın yorumunu ağız tadıyla yapmak istedim. İlk kitabı olmasına rağmen muhteşem bir iş çıkarmış olması gelecekte Almina Taner'in yazacağı kitaplarının hepsini arka kapağını okumadan alacağımdan eminim. Cümle kuruyuşu muhteşem ve kitabın içeriğindeki cümlelerin hepsi teker teker kalbimde kendine bir yer yapmış vaziyette. Bir kitap ilk defa beni etkiledi ve bu kadar kendini sevdirdi. Bu kitap'ın konusu aslında herkesin içinde olduğu bir korkudan ibaret fakat bu yazar bu korkuyu o kadar güzel bir şekilde anlatmış ve kitap haline getirmiş ki hayran kalırsınız. Gerçekten okumayı düşünüyorsanız tavsiye ederim.
Uzun zamandır okumak istediğim ancak doğru zamanı beklediğim bir kitaptı, sonunda okuyabildim. Almina’nın ilk kitabı olmasına ve çok genç bir yaşta bu kitabı yazmış olmasına rağmen yarattığı evren ve yazım dili çok güçlüydü. Tabii ki de böyle olmasaydı tarzında küçük düşünceler gelebilir okurken ama beni çok rahatsız eden hiçbir şey yoktu kitapta. Kurgu evrende çok güzel işlenmişti, karakterlerin gerçekliği hissediliyordu ve fantastik bir kitapta bile Almina’nın hayatta yanlış bulduğu şeyleri eleştirebilmiş olması çok hoşuma gitti. Yeri geldi güldüm yeri geldi çok üzüldüm. Karakterleri kalbimde hissettim, severek okudum. Almina ben bu kitabı okurken bitirdiğinde eleştir demişti ve eleştirecek bir şey arayarak okudum ama cidden gözüme batan bir şey olmadı. Başarılı bir çıkış kitabı.
Çok değişik bir kurgu yorumuyla geldim 🙋♀️ Kitapla ilgili kafamda çok başka bişey vardı ama bambaşka bişey okudum. Açıkçası yazar çok iyi bir konu yakalamış. Buna benzer bir kitap okuduğumu hatırlamıyorum. Peki içini doldurabilmiş mi? Bence baya iyi bir iş çıkarmış ✌🏻 Sadece kitabın ilk 150 sayfası yavaş gidiyor, hatta baya ne okuyorum falan olabilirsiniz 😅 fakat sonrasında olan bir olay ile tam olarak her şeye hakim olmaya ve bir bir gizemleri çözmeye başlıyoruz 👌 Sonrası ise akıp gidiyor. Baya beğendim 👍🏻 Ama tabi o son bölüm, her ne kadar kurguya yakışmış olsada gönül farklı bir son isterdi 😏 Okuyanlar ne demek istediğimi anlayacaklardır 🙃 . Konusuna biraz değinmek istiyorum. Skyera Gezegeni; Dünya’daki bilim insanları tarafından, Dünya’nın artık kendi kendini harap etmesi sebebiyle bir umut olması için yapılmış. Bu gezegende kötülük yok, herkes mutlu. Fakat en büyük sıkıntısı, kişinin en mutsuz olduğu zamanda o kişiyi gölgeye dönüştürmesi. Gölgeye dönüşüldüğü saniyede geride kalanların hafızlarından anılarıyla birlikte siliniyorlar. Ve yakın oldukları kişilerin gölgeleri haline geliyorlar. Kimse kimsenin gölgelerini görmüyor fakat gölgelerine her yenisi eklendiğinde yakın birilerini kaybettiklerini anlıyorlar. Kitabımız Alnilam’ın en yakın dostları ikizlerden Polaris’in gölgeye dönüşmesi ile başlıyor. Gezegende gölgeleri unutmayan tek bir kişi var ve onun sayesinde Alnilam kaybettiği kişiler hakkında bilgi alabiliyor. Tek korkusu ise küçüklüğünden beri aşık olduğu Alphard’ın gölge olması ve böylece onu unutacak olmasıdır. Alphard ile Alnilam’ın korkuları farklı bir şekilde gerçek olurken bir araya gelmenin yollarını aramaya koyulurlar. Gölgeler Diyarında’ki kişinin zamanla öğrendiği gerçekler ise ileride onları çok zor zamanların beklediğine işaret ediyor. Tüm bunların arkasındaki sebep ne? Alnilam, Capella ve Alphard’ın gezegendeki dengede görevleri neler? Skyera’yı yeniden yaşanılır hale getirebilecekler mi? Hepsini okuyup öğreniyoruz 😉 . Her ne kadar konu ile ilgili çok şey yazmış gibi görünsemde, bunlardan çok çok daha fazlası var kitapta. Tam olarak anlatmak mümkün değil ve sizi şaşırtabilir 😅 o yüzden mutlaka bir şans vermelisiniz 👍🏻
12 Temmuz da başladım okumaya.. ilk sayfalar o kadar sıkıcıydı ki bıraktım okumayı başka kitaplara geçtim. Geçen hafta okuyacak yeni kitabım olmadığı için tekrar döndüm Orion’a. İlk 150. sayfaları geçtikten sonra konu daha akıcı gelmeye başladı. Konu biraz kafa karıştırıcıydı ama 150-200 sayfalardan sonra daha anlamlı gelmeye başladı.
Kötü sonları hiç sevmem. Eğer kavuşsaydı Alnilam Alphard a belki 4 yıldız verebilirdim. Ama kavuşmadıkları için ve Alnilama ne oldu öldü mü sonunda yada yaşama ihtimali varmı belirsiz olduğu için kitaba 3 yıldızımı bırakıyorum. Yazar en sonunda teşekkür bölümünde onların sonlarını okuyucuların hayaline bıraktığını yazmış. Ama neden ya? Kendisi yazsaymış ne olur ki. Kapanmış olurdu. Açıkçası ben sevemedim bu kitabı. Konusu değişikti hakkını vereyim sayın Almina Taner. Ama malesef sonu berbat.
Kitabı size şöyle özetleyeyim;
Kitabımızın başrolünde Alnilam var. Genç yaşta annesini kaybetmiş babası kimdir bilinmez. En yakın arkadaşları ikizler Polaris ve Capella. Çocukluktan beridir arkadaşlar. Bu üçü Skyera adlı bir gezegende yaşarlar. Skyera bir yapay gezegen, dünyada bir bilim insanı tarafından yapılmış. Bu yeni gezegenin yapılma sebebi dünyada olan savaşların,açlığın ve mutsuzluğun olmasıdır. Skyera dünyaya çok benzesede bilim insanı Skyera yı yaparken insanların mutsuz olup Skyerayı yok etmemesi için yıldızların enerjisini filan kullanmış. Böylelikle Skyera daki insanlar mutsuz olduklarında gölgeye dönüşüyorlar ve gölgeler diyarına gidiyorlar. Gölgeler diyarı da aynı bilim insanı tarafından yapılmış ikinci yapay gezegen. Alnilam daha sonra Alphard ile tanışır ve ona aşık olur. Alphard ında ailesi yok tek başına yaşarmış.
Konunun ilerlemesi Polaris in bir gölgeye dönüşmesiyle ilerliyor. Capella ve Alnilam, Polaris i geri getirmek için yollar bulmaya çalışıyorlar, ama ne yazıkki birden Alnilam da gölgeye dönüşüyor. Alnilamı gölge yapan kötü karakterimiz Rigel giriyor konuya. Rigel, kendi geçmiş acılarından dolayı Skyera yı yok etmek istiyor. Ama isteğine ulaşamıyor çünkü kahramanımız Alnilam kendini feda ediyor umudunu Alphard a gönderiyor. Ha buarada Alphard ın içi çok karamsar olduğu için başka insanlara karamsarlığını bulaştırıp mutsuz ediyormuş, ve haliyle bu mutsuz olan insanlarda gölgeye dönüşüp gölge oluyorlarmış. Bu yüzden Almina kitabın sonunda kendi ışığını,umudunu feda edip Alphard a yolluyor ve kendisi de gölgeler diyarı da yok oluyor.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Merhaba. Severek ve merak ederek okuduğum Orion isimli kitabının yorumuyla geldim. Okuyacak olanlar için söylüyorum. İlk sayfalar kafanızın oldukça karışacak olduğu anlar , ilerleyen sayfalar neler oluyor ya dediğiniz anlar ve son sayfalara doğru hadi canım gerçekten mi dediğiniz anlar olabilir. Çünkü bana bunlar oldu. Alnilam'ın Alphard için beslediği büyük sevgiyi kelimelere dökmekten zorlandığı ama yine de yazmaktan geri duramadığı anlar, Alphard'ın içindeki kör dipsiz ve karanlık kuyudan ne yaparsa yapsın çıkamaması, Polaris'in bir anda yok olması Capella'ın ise ne tür bir olumsuzluk olursa olsun gülüşlerinden ve mutluluğundan ödün vermemesinin sır perdeleri o kadar güzel aralanıyor ki size sadece bir an önce sonraki sayfaya geçebilecek olmanın heyecanı kalıyor. Kısaca konusundan bahsedecek olursam; Uzun yıllar süren bir araştırmanın ardından bir bilim kadını Dünya'ya benzer ama içinde savaşın, açlığın ve sevgisizliğin olmadığı bir gezegen oluşturuyor. Ve bu gezegende ölüm sadece gölge olmak oluyor. Gölge olan insanı yıllardır sevdiği ve birlikte yaşadığı insanlar bile hatırlayamıyor. Uzun bir zaman sonra Alnilam bir anda gölge olduğunda işler sarpa sarıyor ve Gölgeler diyarı hiç olmadığı kadar gölgelere ev sahipliği yapmaya başlıyor. Aslında anlatılacak çok şey var ama ne yazarsam yazayım kitabı tamamen anlatmış ve her yerinden spoiler vermiş olacağım. Son olarak fantastik severlere tavsiyemdir diyor ve gidiyorum
öncelikle alphard'a söylemek istediğim bir şey var: denial is a river in egypt, your wife is gay. ha bir de, alnilam ile alphard'ın arasında hiçbir şey olmadı, birbirlerini beş dakika falan görüp aşık oldular, onu geçtim, alnilam tam bir marie sue'ydu. ve tam bir ana karakter materyali, fakir ama gururlu, hiç bencil değil vs.
kitap hakkında binlerce kötü yorum okudum diyebilirim, buna rağmen aldım okudum (ki keşke okumasaydım, çok pahalıydı zaten) kitap zaman kaybıydı bence, worldbuilding denilen şeyse yoktu, bu yüzden kitaba sadece yazarın çabasından puan veriyorum.
ha bir de, düzgün düzg��n kitabı okurken niye birden bire yatay fontla yazılmış "beni görmedin alphard," şeyleri falan çıkıyor abi??? bu arada, daha önce wattpad'den çıkmış olarak okuduğum tek kitap lordlar ve varisler'di, epey hayal kırıklığına uğratmıştı, bunda da öyle oldu.
yalnızca almina taner'i sevdiğimden dolayı 2 puan.
bu kitabı ne ara aldım da ne ara bitirdim anlamadım valla indirimde görünce okumak istiyordum zaten diye atladım çok ani gelişti her şey AHQHZNEBZMABWSN şimdi şöyle ki çok sağlam bir kurgusu ya da anlatım dili olduğunu söyleyemem, kurguda delikler ve anlatımda eksiklikler vardı özellikle bazı cümleler gerçekten zorlama geldi onu da ilk romanı olmasına veriyorum yazdıkça kendini geliştirebilir diye düşünüyorum. ama her nasıl yaptıysa sonunda öyle bir ağlattı ki beni... cidden hüngür hüngür ağladım sebebini henüz ben de çözemedim. sanırım duyguyu iyi vermesinden, olay yaşanırken karakterlerin içinde bulundukları duygu durumu artık her nasılsa okura da aktarmasından kaynaklı. bir de alnilam ve alphard'ın gözünden birbirlerine olan bakış açılarını okumamızın da etkisi olabilir diye düşünüyorum. neyse öyle yani okunur mu diye sorana okunur derim ama mutlaka oku diye diretmem. özellikle sonu güzeldi orada çok artı puan aldı benden.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Sırf kitapta fantastik ya da bilim kurguya dair öge olsun diye yaratılan Skyra gezegeninde karakterler dünyanın en normal olaylarını yaşayıp triplerden triplere giriyorlar. Kitap aniden başlayan ve sayfalarca süren, olayların gidişatıyla alakasız edebi serzenişlerle dolu. Kitabın kapak tasarımı içiyle fazlasıyla alakasız. Kapağa bakınca insan fantastik bir kitap bekliyor ama içi ergen şımarık bir kızın ağlamalarından oluşuyor. Karakterlere başlarına gelen şeylere üzülecek kadar bağlanamadım. Yazar dünya oluşturmaya üşendiği ama fantastik yazmak istediği için mi Skyra'yı yarattı bilmiyorum. Karakter ve dünya gelişimi yok. Birkaç fantastik kitabın kötü bir birleşimi gibiydi. Okuduğum en sıkıcı ve uzatılmış kitaplardan.
Not: Polaris'in sakallarından bahsedene kadar Polaris'i kız sanıyordum.
Ah Orion... Hayatımda okuduğum en anlamlı kitaplardan...
Almina Taner sayesinde okuma alışkanlığımı 11 12 yaşlarımdayken kazandım. Onun YouTube daki tüm videolarını hunharca izleyip ve takip ettim. Onun düşünceleri bana ilham oldu ve bu hayatta bana en çok katan kişilerden biri.
Bu kitabı çok ama çok iyiydi. Gerek anlamları olsun, gerek çıkaracağımız dersler olsun, gerek konusu olsun. Olay örgüsü çok güzeldi, karakterlere hemen ısındım.
Yani bu kitap hak ettiği değerinde üstünde. Bu kitabı kesinlikle ilk okuyuşum olmayacak. İlerleyen zamanlard tekrar tekrar okurum bu kitabı.
"Oraya vardığında kendine yollar çizdiğin defterinden, tıpkı seni sarıp sarmalayan ışıklar gibi bembeyaz bir sayfa aç ve yeniden başla. Benim yerime geride bıraktığımız tüm a insanlara sarıl. Çünkü sevgi hisseder Polaris. Ve ben nihayetinde her şeyin zıddıyla beraber geldiği konusunda sana katılıyorum. İçimde tükenmez bir yalnızlık hissederken, bana kalan tek şey sizin sevginizin hayat bulacağına inanmak oluyor."
This entire review has been hidden because of spoilers.
Okuduğum en kötü kitaplardan biriydi yıllardır kitap okuyorum ve yarıda bıraktığım dördüncü kitabım olmuştu. Büyük bir beklentiyle almıştım ve okumak için çok heyecanlıydım fakat boşa çıktı. Aşırı kuru bir kitaptı belki sadece 100-150 sayfada bitecek bir kitabı saçma sapan betimlemeler ile uzattıkça uzatmış. O kadar kötüydü ki 100 kitabım olsa ve 99 paraşütüm olsa hiç düşünmeden bu kitabı bırakırdım.
Çok güzel bir kitaptı. Alnilam'ın tatlılığında, Capellanın neşesinde, Alphard'ın hüznünde, Polaris'in çocukluğunda, Rigel'in hissettiklerinde resmen kendimi buldum, Ancak betimlemelerin biraz fazla ve bunaltıcı olduğunu söylemem gerek. Onun dışında gerek kurgusu, gerek finaliyle kesinlikle muhteşemdi.
Almila'nın ilk kitabı ve bu yaşta böyle bir kurgu yazması beni çok şok etti resmen. Konusu kurgusu kendine özgün ve merak uyandırıyor. Kitabı başından sonuna merakla okudum ve heycanla takip ettim, gölgeler olayının neye çıkacağını. Konusu ve kurgusu çok güzeldi kaleminin gücünü çok güzel göstermiş.
Ya böyle kitap mı olur sonu da ağlamaktan bir hal oldum. Üstüne teşekkür bölümünde de ağladım. Final bölümü için peçeteye ihtiyacınız olabilir benden söylemesi... Bu kadar güzel bir kitap yazdığın için teşekkürler Almina...
İlk 100 sayfa cidden çok boğdu alphard ve alnilamın aşkı olmasa cidden çekilmezdi yazarın niye ilk başı o kadar sıkıcı ve kötü yazdığını bilmiyorum bence bu yazım şekli çoğu kişinin kitabı bırakmasına sebebp olmuştur
This entire review has been hidden because of spoilers.
Karakterler biraz klasik geldi ama konu olarak farklı bir konusu var. Bu kadar uzatmaya çok da gerek yoktu bence. Yaklaşık 450 sayfalık olaylar 200 sayfada da anlatilabilirdi. Sonunda ben şimdi ne okudum dedirtecek kitaplardan.
This entire review has been hidden because of spoilers.
3/5 konusu özgündü ama ben yazım dilini pek beğenemedim. yazarımız genç, kendisini diğer kitaplarında geliştireceğini umuyorum. ama konu gerçekten özgündü yani ben konuya bayıldım zaten anlamışsınızdır mala anlatır gibi 100 defa yazdım
bilim kurgu kitabi idi . bu turu sevenler okuyabilir ama bana hitap etmediği için biraz zorlayacak okudum kesinlikle bilim kurgu sevenlerin bir gunde bitirebilecegi bir kitap onun dışında bence romantizm kısmı da geliştirilebilendi
Ben açıkçası akıcı bildim, üstelik Almina'nın kaleminide çok sevdim. Almilam ve Alphard'a bayıldım. Sonununda harika bağlandığını düşünüyorum. Konusu gayet dikkat çekiciydi.
Beni reading slump'a sokan, bilim kurgu mu yoksa fantastik mi asla anlayamadığım saçma sapan bir kitaptı. Alnilam'ın pick me tavırlarından gına geldi. Paranıza ve zamanınıza yazık.