“İyilik, pamuk kalplerin değil ancak ve ancak taş kesmiş yüreklerin mârifeti olabilecek bir zanaatmış meğer.”
“Ertesi sabah, Büyük Beyoğlu Yangını diye manşet attı, 6 Haziran 1870 tarihli bütün gazeteler. On iki ayrı koldan, iki milyon arşın araziye sirayet eden bu yangının zayiatını, dört ayrı dilde, sütunlarca yazdılar. Kül olan altmış beş sokağı, yüz altmış üç mahalleyi, üç bin dört yüz kırk dokuz binayı, erinmeden, tek tek isimleriyle bildirdiler günler boyu. Ölü sayısı ise sadece satır arasında “yüzlerce” olarak geçti kayıtlara. Bu sebeple Hulki, hiçbir zaman bilemedi, o “bir kişi” dışında daha başka kimlerin cehennemini harladığını. Ve onlar da hiçbir zaman öğrenemedi, koca Beyoğlu’nun, altı yaşında bir muhacir çocuğunun on yedisine kadar büyüttüğü nefretinden tutuştuğunu.”
Beşerbazın Mârifeti
On sekizinci doğum gününde, annesine hitaben yazılmış tuhaf bir mektup bulan Atlas, mektuptaki izlerin peşinden Fas’a giderek 1853 doğumlu Tarlabaşılı Barba Hulki’nin kılavuzluğunda akıl dışı bir görev üstlenir. Bu tekinsiz görevi tamamlamakla kalmayan Atlas, yeryüzünü gökyüzüne, geçmişi geleceğe, Beyoğlu’nu Kazablanka’ya, Sultan Abdülaziz’i Jean D'arc’a bağlayan kadim bir zanaatın tüm inceliklerini de öğrenir.
Maalesef vasat bir ilk roman. Hakkında okuduğum yorumlar iyi olunca umutluydum ancak beklediğimi bulamadım.
Yazarın dili fena değil bence. Kitap da kısa olunca elimde çok süründürmeden bitirdim. Ama hikayesi çok kötü, amatör bir öykü yarışmasında mansiyon alamayacak kadar kötü. Hele en sonda öyle bir manevra var ki bu kötü hikayeyi daha da komik bir hale getiriyor. Üst üste gelen deus ex machinalar mı dersiniz, gerçekçi olmaktan çok uzak bir gelecek tasviri mi, sırf yazarın bakın ben neler biliyorum diyebilmek için andığını düşündüğüm bir sürü film-kitap adı mı ya da derinliksiz, sinir bozucu derecede saçma karakterler mi, hepsi var Beşerbazın Marifeti'nde.
Kitabın sonlarına doğru şöyle bir paragraf var:
"Aklın mantığın durduğu yerde, işler çok kolay ve rahat ilerliyordu. Yüzükler adeta ayağına geliyordu. Cevaplar, sorulara bile ihtiyaç duymadan duyuluyordu. Tek yapman gereken inanmaktı. Ama öyle böyle değil, sorgusuz sualsiz yürekten inanmak gerekiyordu."
Romanın sadece temasını değil kurgusunu da çok güzel özetliyor bu cümleler. Sizi kendine inandırmaya çalışmak yerine hiç emek harcamadan sizden sorgusuz sualsiz inanmanızı bekleyen bir kitap bu ve iyi bir roman olabilmesi için benim inancımdan çok daha fazla şeye ihtiyacı var. Umarım Arlin Çiçekçi ileride yazacağı kitapların hikayelerine daha fazla özen gösterir.
bakis acisini degistiren/gelistiren ve zihin acan kurgular kalp ben. saatleri ayarlama enstitusu’nden yer demir gok bakir’a, tarlabasi’ndan marakes’e, oradan fransa’ya… beserbaz’in marifeti kesinlikle okunmaya deger bir ilk roman. kaleminize saglik arlin cicekci.
Kitabin adini 5-erbaz olarak yorumlamistim ilkin, okuyunca anladim beser-baz oldugunu. Ordan bir carpti zaten. Icine girdikce, okumada ilerledikce akiciligi, kurgu butunlugu, uslubu, dil kullanimi... Sa-ha-ne demek icin belki henuz erken ama "marifeti"nden bahsetmek icin degil kesinlikle. Yazarin kendisi de beserbaz midir bilmiyorum ancak artik zanaate donusmus bir coklu basima sanatini beseri bir ustalikla isledigi asikar. Ciraklik degil kalfalik eseri sayilabilecek bir ilk kitap. Ustaligi merak ediyoruz.
Arlin Çiçekçi’nin ilk romanı ; Beşerbazın Mârifeti’ni 2021 biterken okumuş ama paylaşmaya , kendimce fikirlerimi yazmaya fırsat bulamamıştım . Kurgusuyla ,1800’lü yıllardan 2050 yılları arasında geçen,hem aile kavramını hem gerçekten çok uzak olabılecek bir konuyu hem de cok bilindik kişilerin romanda isimlerinin geçmesiyle daha kitabı ele alır almaz bırakmak istemedim. Sayfalar beni zamanda yolculuğa çıkarıp , İstanbul’dan aldı Fas’a götürdü. Sonra Fas’tan alıp Hollanda’ya bırakıp şaşkına çevirdi.
Asıl kahramanımız ;Atlas . Atlas anne babasız büyümüş , kendisine psikoloğunun koyduğu “Nostalji Sendromu “ile günler geçen ama on sekizinci doğum gününde yıllar önce annesine yazılmış bir mektubu bulan, okudukça mektubun peşine düşen biri.Mektubu okudukça kendisine verilmiş bir görev olduğunu anlayıp kendisini cok farklı yerlerde, farkli seylerın pesıne düşmüş buluyor.sayfalar ilerledikçe acaba Atlas görevini başarıyla tamamlayacak mı, Atlas’ı ne bekliyor diyerek hop oturup hop kalktım diyebilirim.
Kurgusu ilgi çekici,kalemi lezzetli,içinde bolca göndermeler olan harika bir romandı.artık Arlin Çiçekçi’den yeni roman gelecek mi merakıyla kendisinin sayfasında gezinirim.
Büyük keyifle okudum… Atlas annesiz ve babasız büyür, 18 yaşına bastığı gün, annesine yazılmış gizemli bir mektup bulur, hiç düşünmeden mektubun izini sürmeye başlar. Arkası nostaljik, fantastik, fütüristik; hepsi bir arada:) Daha fazla ipucu vermeyeceğim:) Arlin Çiçekçi zeki, bir o kadar da muzip bir yazar; ilk kitabında zoru başarmış, renkli, şaşırtıcı ve orijinal bir hikayeyi, akıcı ve oyunlu bir üslupla anlatmış, insana ve topluma dair dikkate değer tespitleri var. Gelecek kitaplarını merakla bekliyorum...
Yazarın 2023 Duygu Asena Roman Ödülünü alan ‘Servi Nine ve Üç Güzeller‘ kitabından sonra okuduğum ikinci kitabı. Bu kitabı da diğeri gibi; sıcacık bir anlatım, güzel bir hikaye, başarılı bir kurgu, güzel ve zengin bir Türkçe kullanımı ile zekice kurulmuş cümleler. Birkaç yazım hatası dışında, güzel, yalın bir Türkçe ile yazılmış.
en cok etkilendigim, yazarin kurgusu ve karakterler oldu. bu harika kurgunun icinde kullandigi basit ve bir o kadar da sofistike dili ile zamanda ve mekanda harika bir yolculuga cikariyor bizleri. sanat, edebiyat ve tarih alanlarinda yaptigi referanslar ise tam balli lokma tatlisi olmus 👌 yazarin ilk kitabi oldugunu da dipnot duselim ☺️
İhsan Oktay sevenlerin hoşlanacağı türden bir kitap Beşerbazın Marifeti. Bazı detaylar gözüme batsa da ve yine bazı "teorik" notlara gerek yok diye düşünsem de bence tatlı bir kitap. Özellikle sonu şaşırttı, kapanışa doğru ayrı bir hoşluk oldu.
Türkçe edebiyatta fantastik türde fazla örnek yok ama Arlin Çiçekçi sanki buraya sakin sakin geliyor. İkinci romanı Servi Nine ve Üç Güzeller okuma listemde. Bakalım umutluyum.
Son olarak acı üzerinden birbirini anlamaya dair yazılanları pek sevdim. Not düşmüş olayım:
Oysa bizi birbirimize bağlayan acılarımızdır. İnsanın, bir başka insanla, en güçlü ve belki de tek bağı 'acı'dır.
...
Kimseye zararı olmamışmış! Büyük marifet! Peki söylesene nasıl becerebilen bunu? Sen ve senin gibiler! Nasıl oldu da kimselere zarar vermeden öylece durabildiniz onca zulmün ortasında? ...
Nasıl oldu da kimselere zarar vermeden geçebildin koca bir ömrü? Hiç mi görmedin? Hiç mi duymadın? Hep mi unuttun? ....
Benim pek çok kimselere zararım oldu! Çünkü ben hep gördüm, hep duydum ve hiç unutmadım.
...
İyilik, pamuk kalplerin değil ancak ve ancak taş kesmiş yüreklerin marifeti olabilecek bir zanaatmış meğer.
Beşerbaz'ın Marifeti Arlin Çiçekçi'nin ilk romanı. @yazariylakonusanlar vesilesi ile okudum ve kendisi ile tanışma fırsatı da bulmuş oldum. Aslında bu roman şöyle doğmuş; Arlin Çiçekçi Van Gogh’un Sarı Ev isimli tablosundaki sarı evi kimin boyadığı sorusundan yola çıkarak bir öykü yazmış ve hocası Mario Levi öyküyü okuduğunda bunun bir devamı olabileceğini, romana dönüşebileceğini söylemiş. İyi ki de söylemiş, bence Arlin Hanım çok iyi bir hikâye anlatıcısı olmasının yanında, kurguladığı karakterleri, kullandığı dili, zaman ve mekânı kullanışı ile de çok çok iyi. (ilk kitap olmasına şaşırmıştım.) Hikâye 2036 yılında, on sekizinci yaş gününde annesinin adına imzalı Yaşar Kemal’in Yer Demir Gök Bakır romanı içinde, annesine yazılmış bir mektup bulan kahramanımız Atlas Balaban'ın Fas yolculuğu ile başlıyor. Fantastik başlayan kurgu ilerledikçe gerçekliğe yakınlaşıyor. Ben merakla ve severek okudum. Yazarı da çok sevdim. Bence siz de seversiniz. 11/2022
Muazzam! Geçenlerde Twitterda bir kullanıcı ahirette geçen bir roman var mı bildiğiniz diye sormuştu. Bu roman kısmen ahirette geçiyor. Ama aynı zamanda geçmişe ve aynı zamanda gelecek zamana da gidiyor. Zaman değişiyor, gökyüzünde geçiyor, zaman değişiyor yeryüzünde geçiyor. Fas'ta, Osmanli'da, Hollanda'da geçiyor. Van gogh'tan giriyor büyük İstanbul yanginindan çıkıyor, De Gaulle'den giriyor Arnavut koylulerinden çıkıyor. Aynalar, yüzükler, tablolar, ses kayıtları, pencereler, rengarenk bir cümbüş. Ama cümbüş dedimse dağınık bir serüven asla değil, adım adım, ilmek ilmek bir serüven...Vedat Turkali edebiyat ödülleri ilk roman dalında uzun listede adaylığı açıklandığı gün bitirmiş oldum. Uğurlu geleyim ülkedeki tüm ödülleri silsin süpürsün isterim. Muazzam demiş miydim...
Hayal gücünüzün kamçılandığını hissettiren bir kitap okumak istiyorsanız, Beşerbazın Mârifeti tam da aradığınız gibi. Hem fütüristik hem nostaljik temaların harmanlandığı, akıcı, ve sonu kolay kolay tahmin edilemeyen bir roman. Zihin bükücü bir yazar kazanmışız, umarım yazmaya devam eder:)
Bitirmeden içim rahat etmedi. Birçok farklı hikâye, birbirine o kadar güzel eklemlendi ki nasıl bir nihayete ereceği merakı yakamı tuttu. Arlin Hanım maharetli bir hikâye anlatıcısı. İyi niyetle öneririm.
Beşerbazın Marifeti ,heyecanla okuduğum, bazı yerlerde kurgunun içine epey bir girdiğim,gizemin peşine düştüğüm zamanda yolculuk yaptığım,1800lerden 2050 lilere uzanan bir serüvende,farklı pencerelerden yeryüzü ile öte dünyanın iletişim halinde olabilme ihtimaline tutundum,umutla okudum ,sanatın ve edebiyatın iç içe geçtiği,nostalji sendromundan ,hafıza yedeklemeye uzanan ,gizemli mektupların,kahramanların ,seslerin peşinden sürüklendiğim, Marekeş’ten Atlas Dağları’na,İstanbul’a Beyoğlu’na,Amsterdam’da maceraya devam ettiğim,sanatın ve edebiyatın ,direnişin, imkansız aşklarla,sırlar ile buluştuğu,çözülmesi binbir serüven içeren nitelikli kurguların romanıydı mektuplara ve karbon kağıtlarına yazılmış 🌸Bir de teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin insanoğlunun derdinin hep benzer olduğunu, ailenin ise hep var olacağını ,bağların acıyla birbirine bağlandığını,merakın peşinden gidip düğümü çözmeye çalışmanın akıl dışı yollardan da geçebileceğini, heyecanlanarak okudum.”Atlas sahiden mümkün mü böyle bir şey, yapabilecek misin ?”derken buldum bir ara kendimi ,kaptırınca öyle güzel giden ,beklenmeyen bir son ile de ufak bir şok yaşatan roman, iyi ki okudum seni diyorum🤓
Bir ilk roman olarak başarılı ancak bana göre aksayan kısımları var. İlki romanda çok fazla referans olması, kitaplar, yazarlar, filmler vs. İkincisi anlatıcının Edward Said’le kafasında tartıştığı gereksiz bölüm. Son olarak finali. Çok aceleye getirilmiş, inandırıcı olmayan bir final. Meğerse hepsi rüyaymış gibi finalleri hiç sevmem:)
“Ne de olsa her zanaat, kalfasıyla Yaşar, ustasıyla Kemal olur” Bu cümle ile Yaşar Kemal’in Yer Demir Gök Bakır eserini daha çok merak ettim,listeme ekleyeceğim. Kitap beklediğimden güzeldi,çok hızlı okudum,yazarın emeğine sağlık,konusu çok değişik geldi.
İtiraf etmeliyim ki kitabı cazip kılan öncelikle adıydı. Tarif edemediğim bir şeyleri, sevdiğim bir dili, özlediğim bir dönemi hatırlatıyordu. İdefix sepetimde bir süre bekledi 🤓 birkaç alışverişte alınmadan kaldı. Öte yandan yazarın adı (çok romantik değil mi?) Ve kitabın kapağı da garip bir çekiciliğe sahipti 💜 Neyse vakti geldi, alındı ve bir günde de okundu. . Nostalji sendromu tanısı konulmuş, 2018 doğumlu, annesiz babasız Atlas, 18. doğum gününde bir kitap ve içinde annesine hitaben yazılmış bir mektup bulur. Onu doğururken ölen annesinin izini sürmek için doğduğu topraklara, Fas'a gider. Bu esnada yıl 2036'dır. Atlas Hulki Binsekizyuzelliuc adlı bir rehber eşliğinde dünyalar arası bir görev üstlenir. . İpuçlarını çözmesinde yardımcı olacak 7 ses kaydı dinler ve Van Gogh'un Sarı Ev adlı tablosundaki sarı evi boyayan boyacı ve savaşta ölen oğlu, Charles de Gaull, Jeanne D'arc , annesi , babası; İstanbul, Fas, Paris, Amsterdam boy gösterirler sahnede. Ama ben en çok Arnavut göçmeni aile, Çerkez Kalfa Berduk , demirci Zeynel, Marika, Poli ve çocuklarını ; Rum meyhanelerini yani İstanbul'a dair bölümleri sevdim. Zaten her zaman eski Pera halkının kalbimde ayrı bir yeri olmuştur. . Neyse daha fazla anlatıp büyüsünü kaçırmayalım kitabın. . Bir "ilk roman" olan Beserbazin Marifeti'nin yazarı İstanbul 1981 doğumlu ( 1980 doğumlu biri olarak hayli genç olduğunu düşünüyorum 😀) Tanıdığım için mutluyum. İleride daha iyi eserler vereceğine eminim ki yeni kitabı çıktı sanırım bugünlerde. . Nacizane bir eleştirim ara ara boy gösteren didaktik tiratlara yönelik. Ha okuması keyifli, altı çizildi, notlar alındı ama kurgudan kopmayı sevmiyorum ben. . Bu arada Fas seyahati tekrar gündemimize girdi kitap sayesinde, Atlas dağlarına bir selam götürelim yedi tepeden ♥️🕊️ . Sevgiyle tavsiye ederim ✌️💜 . #Ne de olsa her zanaat, kalfasıyla Yaşar, ustasıyla Kemal olur."⭐ . #beşerbazınmarifeti #arlinçiçekçi #ilkroman #holdenyayınları #kitaptavsiyesi #türkedebiyatı #roman #moderntürkedebiyatı #okudumbitti #
Gelecekte başlayıp, Van Gogh'un Sarı Ev tablosundaki evin duvar boyacısının, annesine yazdığı mektubun peşinde Marakeş'e giden 18 yaşındaki Atlas'ın izinde zamanda yolculuk yaptım. Sonu beklenmedik ve akıl dolu. Müthiş keyif aldım. Beşerbazlar var mıdır acaba?Hayatımızın beşerbazları kimler, dokunuşlarıyla nelere kadir oluyorlar? Felakete mi, hayra mı?
Kurgusu sürükleyici, fantastik öğeler yanında gerçek olgulara dokunan, insanın ruhunu ve duygularını iyi analiz edebilen, çok okuyan bir yazarın elinden çıktığı belli bir ilk roman. Kesinlikle tavsiye ediyorum. Yeni kitaplarını sabırsızlıkla bekliyorum.
Ben sondan başladım. Önce Servi Nine ve Üç Güzelleri okudum sonra Beşerbazın Marifetlerini. İlki de güzeldi ama bu kitap, hem konusu hem de yazım olarak çok daha güzeldi bence. Konusu, işlenişi ve sonu ile oldukça farklı bir kitaptı. Van Gogh, Jean d'Arc, daha bir sürü farklı karakter,Türkiye ve Fas'ta geçen bir hikayede ancak bu kadar güzel yan yana gelebilirdi.
Sevdiğim yazarlar kategorisine yeni birini eklediğim için çok mutluyum. Müthiş bir kurgu, ne alaka demediğiniz detaylar ve ayaklarımız tabi ki biraz da yere basmalı son.
Bazı kitapları bitirdiğinde sinirlenirsin hani, "e ama neden?" Diye sorar, kitapları bitene kadar kafanda canlanan tüm düşünce ve soruların boşa gittiğini hissedersin hani, biraz öyle hissettim doğrusu. Beşerbaz elime geçmesin tripleri falan.😊 Diğer yandan, sonuna kadar, neymiş acaba hikaye dedirten bir merak unsuru, etkileyici ifade biçimi, beklenmedik şekilde gelen bağlantılar okuma tecrübesini zenginleştiriyor.