Avrupa’nın belleğinde yüzyıllar boyunca farklı imgelerle yer etmiş, Shakespeare, Dante, Milton’un eserlerinden Bosch ve Goya’nın resimlerine kadar pek çok sanat yapıtına, masallara konu olan cadılar on binlerce masum insanın ölümüne sebep olan “cadı avı çağı”nda Engizisyon mahkemelerince yargılanıp cezalandırılmıştır. Haydar Akın, ortaçağın sonlarıyla yeniçağın başlarına kadar olan bu süreçteki kültürel, sosyolojik arka planı çok zengin bir bibliyografya taraması yaparak incelemektedir.
Ortaçağ Avrupa’sında Cadılar ve Cadı Avı Eski Mısır, Mezopotamya, İran kültürlerindeki şeytan, büyü ve demon inanışlarının Avrupa’daki büyücülük ve cadı inanış ve ritüellerine etkileri; Şeytan’la işbirliği; Hıristiyan teolojisi ile büyücülük, demon inanışlarının birbirinden ayrılması; büyücülük ritüelleri; Engizisyon mahkemelerinin cadılık testleri; hayvana dönüş büyüleri ve hayvan davalarında Kutsal Engizisyonun verdiği cezalar, infazlar, mahkeme kayıtlarıyla eşsiz bir okuma sunuyor.
Konuya merak duyuyorsanız ya da tarih merakınız varsa kesinlikle okumanızı öneririm. Hatta bunlara gerek bile yok aslında. Ortaçağ karanlığında öyle manyaklıklar yaşanmış ki kitabı ister istemez çok ilgi çekici duruma getiriyor. Yazar da derli toplu, titiz bir araştırma sonucu iyi bir eser koymuş ortaya, sayısız kitaptan faydalanmış.
İnanç kavramı cidden insanların zayıf karnı ve manipülasyona en açık konu belki de. Cehaletten ve bilgisizlikten kaynaklanan eksikliği bazı insanlar ne de güzel kullanıyorlar. En basitinden ortaçağda yakalanan sözde cadıların bütün mallarına kilise el koyuyor! Zaten işin içinde para olmasa olmazdı. İnsanların suçlu bulunma yöntemleri ise başlı başına fecaat zaten. Örneğin suçlu olduğu düşünülen bir cadıyı suya batırıyorlar; batmazsa suçlu bulunuyor, batarsa da ruhu temizlenip ölsün diye sudan çıkartmıyorlar.. Bunun gibi tonlarca garabet insanı cidden etkiliyor ve şaşırtıyor. En kötüsü de ne biliyor musunuz? Ülkemizdeki son 20 yıl yaşananlara baktığımızda Ortaçağ'ın güncellenmiş bir versiyonunu yaşıyor olduğumuzu anlamak..
Bazı kısımlarında fazla ayrıntıya boğulmuşsa da genel olarak bir kaynak kitabı olma amacı taşıdığı için puan bile kıramadım, cadılarla ilgili Türkçedeki en iyi kaynak olsa gerek. Meşhur cadı avları ile ilgili neden dönemin Osmanlı İmparatorluğunda hiç cadı yargılaması, cadı avı yapılmadığına bile değinmiş ve Avrupa'da engizisyon mahkemelerinde yargılanan cadılarla ilgili bulunan tüm dava kayıtlarını tarihleriyle ve alıntılarla birlikte derlemiş kitap, yetmemiş dönem Avrupa'sında resim sanatına cadılığın yaygınlaşmasının etkisini bile incelemiş, cadılıkla ilgili terimleri bayağı ayrıntılı bir şekilde sıralamış, vay be daha ne yapsın. Bu kitabı okumadan önce Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Cadı adlı romanına "Ama cadı demek tam olarak o demek değil ki?" diye şaşırmıştım, meğer Türkçeye cadı kelimesinin ilk olarak mezarından çıkıp ortalarda gezen ölü, hortlak diye geçtiği gibi bir gerçek varmış. Cadı figürünün radikal feminizm ile birlikte ikonlaştırıldığını bile açıklayıp eleştiriyor kitap, günümüze cadılığın nasıl yansıdığını, masallardaki, filmlerdeki, eski inanışlardaki cadılarla linç edilen kadın büyücülerin arasındaki farkları ve benzerlikleri uzun uzadıya anlatıyor, hızını alamıyor demonolojiden bahsediyor, Şeytan inancını çeşitli dinler için ayrı ayrı anlatıyor, içinde cadı kelimesi geçen çeşitli ülkelerin ceza kanunlarını anlatıyor, cadılıkla ilgili müthiş bir kaynak ya, sadece dipnotlardan bile ayrı bir başvuru kitabı çıkar.
Ortaçağ Avrupası'nda terör estiren cadı avlarını, kutsal engizisyonu, örnekleri ile detaylı ve referans vererek anlatan, orjinali Türkçe basılan ender kitaplardan biri; hatta benim ulaşabildiğim tek kaynak. Okuyunca, yapılan bu terörün, insanlara çektirilen bu zulmün arkasındaki mekanizma gözler önüne seriliyor, ve ürperiyorsunuz. Yazarın konu ile ilgili diğer kitabı "Ortaçağ Sonları ve Yeniçağ Başlarında Avrupa'da Çocuk Cadılar ve Çocuk Cadı Avı" da, konuyu tamamlar nitelikle; resmin bütününü görebilmek için, onu da mutlaka okumak lazım. Ortaçağ Avrupasının o karanlık günlerinde, insanların cahilliklerine, kandırılmışlıklarına ortak oluyorsunuz; ve kitabı bitirince farkına varıyorsunuz ki, tüm bu yaşananların tekrar etmeyeceğini kimse garanti edemez.
Bu konuya çok meraklıyım cadılar üzerine kitap çıkarmış bir profösürün Cadınlar ve kadınlar üzerine berbat bir çalışmasından sonra bu eseri baştan detaylıca okumak iyi geldi. Çünkü bu eserle çelişen bazı kısımlar ve kaynağı sağlam olmayan bilgiler kafamı çok bulandırdı ve ancak Haydar Bey'in eserleri ile tekrar konu hakkında ki kafa karışıklığım giderildi. Cadı Avı eseri gerçekten çok doyurucu ve dili oldukça akıcı ve sade. Cadılar üzerine bu kitaptan sonra yazılan ve çalşmayı ileriye taşıyacak bir türkçe araştırma eseri hala gelmedi maalesef.. Bu konunun türkiyedeki tek önderi birçok kitabı ile Haydar Akın Bey. Bunu başka eserleri okuyup her defasında kafası karışarak tekrar Haydar Bey'in kitaplarına dönmüş bir tarih meraklısı olarak yazıyorum.
Keyifli ve akıcı bir okumaydı. Bölümler ustaca sıralandırılmış, konular boğmadan ayrıntılarıyla işlenmiş.
Eski kültürlerin büyü ve şeytan inancına bir bakış attıktan sonra Avrupa'da "cadı" kavramının gelişimini, cadıların eylemleri ve büyüleri ayrıntıyla işlenmiş. Kutsal Engizisyon Mahkemesi'nin kuruluşundan otoritesinin zayıflayışına kadar olan tarihi, gündemleri ve yöntemleri sıralanmış. Cadı avı çılgınlığının ne şekilde ayyuka çıktığı ve çok daha fazlası, mesela cadı yazını ve sanatta cadının yeri, ustaca incelenmiş.
Ben kitabın sonuna doğru kronolojiyi kafamda oturtmakta zorlandığımı farkederken karşıma anlatılanların kronolojik bir listesi çıkınca öğrendiklerimi pekiştirmiş oldum. Karşıma çıktığı için kendimi şanslı saydığım değerli bir kaynak. İlgilisine tavsiyedir.
Türkiye'de konu ile ilgili yazılmış sanırsam tek kitap. Bir çok eserden alıntılanmış da olsa konuya ilgi duyanları tatmin edecek düzeyde bilgi içeren bir derleme kitap. İçerisindeki çizim ve tasvirler de kitabı gayet ilginç kılıyor.
Ortaçağ Avrupası'nda cadı kavramını ayrıntı bir şekilde ele alan güzel bir eser. Eğer bu konuya meraklıysanız okuyabileceğiniz en iyi kitaplardan biri. Benim bitirmem biraz uzun sürdü, biraz dikkat vermek gerekiyor çünkü okurken.
Konu ve o dönemin bakış açısına dair kapsamlı bilgi sunan nadir kitaplardan birisi. Başlarda fazla ayrıntı vererek sıkıyor gibi düşünülse de kitabın ilerleyen kısımlarında o ayrıntılar sayesinde akıp giden, bilgi içeriği oldukça zengin bir kitap. Okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.