“Parsel parsel eylediler, oyun bile oynayacak yerin kalmadı.”
Metin Kurt, yıldız bir futbolcuydu. Başını önüne eğerek sadece topuyla ilgilenseydi, efsane bir futbolcu olduğu gibi, efsane bir teknik direktör de olabilirdi pekâlâ. Ama o, futboldaki bozuk düzene başkaldırdı. Başta futbolcular olmak üzere tüm sporcular için sendikal mücadele verdi. Bu uğurda şöhretini, malını mülkünü, dostlarını kaybetti.
Aklın üstünlüğüne haddinden fazla inanan, inatçı ve uslanmaz bir hayalperestti. İsyanıyla bir Spartaküs, düşleriyle bir Don Kişot’tu o. Ve bir Che Guevara’ydı. Fikir de üretti, eyleme de geçti. En aşağıdan en yukarıya, bilimsel ve özgür bir spor için hayatını harcadı. Yeşil sahalardaki devrimci ataklarında takım arkadaşları tarafından yalnız bırakılsa da yılmadı, yenilmedi.
Tarih onu, birçok kupası olan ancak boyun eğenlerden daha çok anacaktır.
1975’te Erzurum’da doğdu. 1999’da Marmara Üniversitesi Gazetecilik Bölümü Bilişim Anabilim Dalı’ndan mezun oldu. 2003’te Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Bilişim Yüksek Lisans programını tamamladı. Meslek yaşamına 1995’te Yaşam Radyo’da muhabir olarak başladı. Aynı radyoda 1997-99 döneminde yayın yönetmenliği görevinde bulundu. 1999-2000 arasında Perspektif Dergisi İstanbul Temsilciliği görevini üstlendi. 2000-2001 döneminde General Electric Türkiye Beyaz Eşya Temsilcisi GEPA AŞ’de Halkla İlişkiler Müdürü olarak çalıştı. 2001-2005 döneminde de Foreks Bilgi İletişim’de haber editörü olarak görev yaptı. Eylül 2005’te girdiği Referans gazetesinde editörlük ve futbol ekonomisi üzerine köşe yazarlığı, analiz, haber ve söyleşiler kaleme aldı. Ekim 2010’dan itibaren Radikal gazetesinde başlayan spor yazarlığını, 2014’ten beri Hürriyet’te sürdürüyor. İstanbul Şehir Hatları’nın vapurlarını konu edinen “İstanbul’un Gelinleri” adlı belgesel çalışmasıyla 2005 Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Sedat Simavi Radyo Ödülü’nü, “Üç büyüklere forma reklamı verenlerin yarısı tarihe karıştı” yazısıyla da 2008 Nezih Demirkent Ulusal Basın Ödülü’nü kazandı. İletişim’den daha önce Arkadan Müdahale - 3 Temmuz Şike Davası Süreci kitabı yayımlanmıştı.
Metin Kurt’un hikayesi ve bunun bize aktarılma çabasını önemsediğim için verdim bu notu(4⭐️/5).
Bunların dışında, kitabın dili akıcı olsa da zaman zaman dikkatinizi dağıtabilecek seviyede yanlışlarla karşılaşabilirsiniz. Yazım yanlışlarına ek olarak başlığın yanlış bölüme atıldığına şahit olmak bile mümkün. (Bunu nasıl anladım? Başlıktaki kısım, aynı cümlelerle başka bir bölümde anlatılıyor.) Ek olarak, kurguyu takip etmekte zorlandığım kısımlar oldu. Birkaç yerde yazar, zamanda sert geçişler yapmayı tercih etmiş. Dikkatinizi tekrar toplayınca anlaşılmayacak bir yönü yok ama “hangi yıldaydık ya?” diye bir tereddüte sürüklediği gerçek.
Yukarıda sözünü ettiğim hataları kabullenerek bu kitabı okumanızı ve Metin Kurt’u tanımaya çalışmanızı tavsiye ederim. Hem dünya hem de Türk futbolunda eşine az rastlanan bir karakter ve okumaya değer bir yaşam öyküsü. Sadece bunun için bile okumaya değer.
Bir biyografı kitap. Metin Kurt'u anlatıyor. Galatasaray'da dönemin yıldız futbolcusu, iyi futbolcu aynı zamanda da. Türkiye Profesyonel liginin yeni kurulduğu dönemlerde ünleniyor.
Türkiye'de bir futbolcunun; futbolcu (antrenör, malzemeci, çalışan herkesin aslında) hakları, sendikalaşma gibi işçi gözü ile hak araması, bunun için dikkat yaratma çabasına odaklanıyor. Tabi ki dönemin dünya da gelişen sosyalizm ideolojisinden de çok besleniyor. Bu perspectifi ile çok güzel bir biyografi. Futbolcu da çalışandır, onun da hakları korunmadır. Fotbol, daha az politik olmalıdır eleştirisi yapıyor. Politika ile içiçe geçmiş olmasını da eleştiriyor Metin Kurt. Futbol ve politika arasında bağı çok güzel okuyor.
Metin Kurt çok etkileyici bir futbolcuymuş, ben de çok etkilendim. Yazar ise, Kenan Başaran. Çok bilgi dolui çok karşılaştırmalı bilgiye sahip biri. Hem siyasi tarih, hem sinema kültürü vs. Ben sadece kurgusunun basit kaldığını düşündüm, yani sanki bildiği herşeyi yazmak istemiş hissi veriyor, Okurken hep onu hissettiriyor.
Futbolda dava adamlığının rol modeli olmuş birisi. Her dava adamı gibi yalnızlıkla dava yolculuğu yapmış. Kendileri için mücadele edilenlerin Metin’i genelde yarı yolda bırakmaları bu yolun kaderidir. Sporu sadece futbol olarak yapsa da dava olarak sporun her türüne ve tüm spor emekçisine sahip çıkmıştır. Spor yazarlığını sporun kendisi kadar iş olarak gördüğü de görünen bir gerçektir.
Son bölümlerde hem Türkçe hem de alıntıların doğruluğu (eksik kelimeler, eksik cümleler) konularında sıkıntılar olsa da çok okunabilir bir kitap. 180-190 sayfa boyunca az hata var, sonrasında ise sayı artıyor.