Bu kitapta doksanlı yıllardan itibaren İstanbul taksilerinde yaşadıklarımdan bir demet sundum okurlarıma. Turistleri, savunmasız yaşlıları, özellikle de yaşlı kadınları hedef alan taksici eziyetine sık maruz kalmış biri olarak yazdıklarımın çok kişinin yüreğine dokunacağına inanıyorum. Amacım, İstanbul’un taksi şoförlerini incitmek değil, sorunun çözümünü engelleyerek İstanbulluları kendi çıkarları için mağdur edenlere dikkat çekmek. Mesleklerini hakkıyla, namusuyla yapan çilekeş sürücülere ise saygılar olsun!
Ayşe Kulin is a Turkish contemporary novelist and columnist. Kulin graduated in literature from the American College for Girls in Arnavutköy. She released a collection of short stories titled Güneşe Dön Yüzünü in 1984. A short story from this called Gülizar was made into a film titled Kırık Bebek in 1986, for which she won a screenplay award from the Turkish culture ministry. Kulin worked as a screen writer, cinematographer and producer for many films, television series and advertisements. In 1986, she won the Best Cinematographer Award from the Theatre Writers association for her work in the television series Ayaşlı ve Kiracıları.
In 1996, she wrote a biography of Münir Nureddin Selçuk titled Bir Tatlı Huzur. With a short story called Foto Sabah Resimleri she won the Haldun Taner Short Story Award the same year and the Sait Faik Story Prize the next year. In 1997, she was chosen as the "Writer of the year" by the İstanbul Communication Faculty for her biographical novel Adı Aylin, She won the same award the next year for her short story Geniş Zamanlar. In November 1999, she wrote a novel called Sevdalinka about the Bosnian Civil War and in 2000, a biographical novel called Füreyya. In June 2001, she put out a novel titled Köprü about drama in Turkey's eastern provinces and how they shaped the republic's early history.
In May 2002, Kulin wrote a novel titled Nefes Nefes'e about the Turkish diplomats who saved in the lives of Jews during the holocaust in World War 2.
She has married twice, her latest novels Hayat and Huzun describe her life with her spouses, Mehmet Sarper and Eren Kemahli. Both ended in divorce but she bore 4 sons from the marriages.
Ayşe Kulin'in başından geçen tatsız taksi anıları. İstanbul 'daki taksi sorununu bu kitabı okuyunca daha iyi anliyorsunuz. Yazılma amacı da bu zaten. Fakat bir kitap olamayacak , belki bir hafta sonu dergisinde yer alabilecek bu anılar yazarı Ayşe Kulin olunca karikatürlerle sayfa sayısı arttırılmış ve kitap olmuş. Sınav kağıtlarını okumaya ara verdiğimde başladım, 2 saatte bitti.
Basladigim gibi bitirdigim ender kitaplardan. Hikayeler o kadar tanidik, o kadar surukleyiciydi ki, kitabi elimden birakamadim. Keske daha cok yazsa. Hayatindan kesitleri anlatmaya devam etse. Yazmaktan vazgececek diye korkuyorum. Siddetle tavsiye ederim.
Aynı semtte ve çevrede yaşayan biri olarak okuduklarım sanki hergün yaşadıklarım gibiydi. Sadece yaşlı ve turistlere değil artık tüm müşterilere aynı saygısız ve ahlaksız tavrı sergileyen taksicilerin bir an önce trafikten men edilmesi dileğiyle.
Ayşe Kulin’nin akıcı dilinden yaşadığı taksi anılarını yaşadım. Bir kahve sırasında hızlıca okuyabileceğiniz karikatürize edilmiş çizimlerin tat kattığı hoş bir hafta sonu kitabı.
TAKSİ / AYŞE KULİN Kadıköy Kitap Fuarı'ndan Ayşe Kulin'den imzalı aldığım Taksi adlı kitabını okudum. ( Bir yanlışlık oldu 3 - 5 ay bekletmeden okudum ve yorumu da hemen yazdım) Arka kapakta: "Bu kitapta doksanlı yıllardan itibaren İstanbul taksilerinde yaşadıklarımdan bir demet sundum okurlarıma. Turistleri, savunmasız yaşlıları, özellikle de yaşlı kadınları hedef alan taksici eziyetine sık maruz kalmış biri olarak yazdıklarımın çok kişinin yüreğine dokunacağına inanıyorum..." diyerek Kulin amacını açıklamış. Benim yüreğime dokunma ötesine geçti, ayda bir kere dışarı çıkıp, taksi bulamamak, kırk yılda bir yaşadığın keyfin burnundan gelmesi; ayağın bandajlı hastaneye gitmek ve dönmek için taksi bulamamak vb... Kitap hakkında Ayşe Arman ile yaptığı röportajdan birkaç alıntı yapacağım; kitabın özeti, ana fikri gibi anlattıkları: ✅ “Derdim, İstanbulluların çektiği taksi eziyetini, bu sorunun çözümünü tıkayanlara duyurmaktı! Umarım duyarlar…” diyor. ✅ “Taksi duraklarında taksi yok. Arabayla gitsek park yeri yok. Uber ve benzeri araçlar kullansak huzur yok.” ( Burada bir şey ilave etmek istiyorum; 'arabayla gitsek' ifadesi biraz zor çünkü trafik çoğu zaman öyle tıkalı ki gidemiyorsunuz!!!) ✅Acı olan, zengin-yoksul fark etmeksizin İstanbullulara has o nezaketin, İstanbul beyefendileri ve hanımefendilerinin, hatta İstanbul külhanbeylerinin dahi neslinin tükenmiş olması! ✅ Doksanlı yıllarda, “Bu para sahte abla!” çok yaygın bir sahtekârlıktı. Aynı yıllarda, gece ve gündüz saatlerinin taksi ücretleri de değişikti. Saf müşterilerden, gece tarifesini gündüz alırdı açıkgöz sürücüler. Tarifeler eşitlenince, bu oyun bitti. Günümüzün modası, “Trafik çok!” bahanesiyle en uzun yolu seçmek ve turist kazıklamak. Kitapta çeşitli dönemlerde Kulin'in taksicilerle yaşadığı aksilikleri anlattığı on dört anı var. Her bölümde de konu ile ilgili illüstrasyonlar / karikatürler ile birlikte. Bu çizimler kime ait bulamadım (kapak tasarımcısı ve sayfa düzenini yapanların adı var ama bu çizimler onlara mı ait???). Hepsi çok güzel ve yaşananları özetliyor ama benim en çok hoşuma gidene gelince işler karıştı... Birkaç tane aday vardı, zor da olsa sonunda şoför ile taksinin üzerinde kılıçla dövüştüğü çizim bir tık öne geçti ve en beğendiğim oldu. Kitabın adı aklıma bir şarkı sözünü getirdi ve şarkının nakaratını mırıldanarak okudum. Hangi şarkı mı? Bir düşünün, yok yok o ilk aklınıza gelen dizinin şarkısı değil. İbrahim Tatlıses'in 2013 yılında çıkan " Amanın Taksi" şarkısının nakaratı: Amanın yandım taksi, şu bayanlar ne aksi.". Bu arada aklınıza gelen dizideki şoförlerden bugünlere nasıl geldik, toplum olarak neden böyle değiştik? Yazdıklarının çoğunu biz de yaşadık, benden de küçük bir tavsiye asla cuma günü taksiye binmeyi düşünmeyin ya da öğleden önce binin. Cuma namazı sebebiyle ortadan yok oluyorlar ( tabii ki kimsenin ibadetine karışmıyoruz sözümüz bunu bahane edip işten kaçanlar, pazarlık konusu yaparak avantaja çevirenlere), çıkışta tam değişim saati oluyor, birkaç saatte değişim sürüyor ve mesai bitimi ile trafik sıkışıklığı, cuma akşamı rutini başlıyor. Çoğu problemi bire bir yaşamış biri olarak okurken güleyim mi, ağlayayım mı, kızayım mı bilemedim. Durumumuz tam olarak "güleriz ağlanacak halimize olsa da; bunların sadece benim başıma gelmediğini, yalnız olmadığımı bilmek de güzel. Taksi'den kalanlar ( bu seferlik üstü kalsın diyemiyoruz 😁😁 : 🚕 Yıllardan beri bin bir çeşit taksici eziyetine maruz kalmış bir İstanbullu olmama rağmen yenilgiye doymayan pehlivan misali taksiye her geçen gün daha çok ihtiyaç duyduğum da hayatımın acı bir gerçeği! 🚕 İnsanız... Biz bitmeden gece hayatıımız da bitemiyor; düğünlere, kutlamalara, bazı davetlere katılmak icap ediyor. Bu tür yerlere giderken giydiklerimizle metroya, otobüse binemeyiz, elbette taksi çağıracağız da... Eğer taksi varsa! 🚕Yapmayacaktın bunu bana sürücü kardeş! Kafama göre bir taksi şoförü bulmuşum kırk yılın birinde, siz'den sen'e geçmiş arkadaş olmuşuz, mutlu mesut gidiyoruz, niye limon sıkıyorsun keyfime yahu!
Keşke bu kitap daha geniş çaplı bir derlemenin parçası olsaydı ya da başka türlü bir formatta sunulmuş olsaydı. Kulin'den çok kitabı ortaya çıkarmaya destek olan editöryal kısımla ilgili bir şey, vizyona dair bir not yazıyorum ama hikayelerin sığlığından dolayı bunu yapıyorum. Büyük şehirlerin genel sorunlarından birini ele alıp bu kadar da girişte bırakmalarına içerledim. Çabuk okunuyor ve belki amaç yazarın dediği gibi birilerinin dikkatini çeksin de bir çözüm düşünülsün; ama konunun derinliği hiç mi hiç kullanılmamış. Gerçekten okurken keyif almadım, sıkıldım, bunu Ayşe Kulin değil de başkası yazsaydı ne fark edecekti diye sık sık sordum, yaşçılık, cinsiyetçilik vb ayrımcılıklara dair anekdotları da sığ buldum.
Benim de sıkça yaşadığım bir sorunun yazıyı dökülmesi güzel olmuş. Bir de yıllar sonra okunduğunda tarihe düşülen not gibi olacaktır. Fakat, keşke kağıdın bu kadar pahalı olduğu bir dönemde, renkli basılmasa ve daha çok kişiye ulaşsaydı.. bir solukta okunur :)) metroda okumayın, çıkınca taksi bulma anksiyetesi yaşarsınız 😊🤪
Ayşe Kulin kitapları her zaman zevkle okuduğum kitaplardan olmuştur. Bu kitabını da bir oturuşta okuyup bitirdim, İstanbul'da yaşamıyorum, taksi ve taksi şoförleri ile ilgili haberleri hep duyardım ama Ayşe Kulin'in anlatımıyla konuyu gayet iyi canlandırabildim gözümde. Kalemine sağlık sevgili Ayşe Kulin.
Yarım saat içerisinde okudum bitti valla hatta hem annem hem ben aynı gün içerisinde bitirdik, tam çerezlikti. Konusuna gelirsek de bit ankaralı olarak gerçekten işim şişti diyebiliriz ama taksi problemi istanbulun en büyük problemlerinden olduğu için çok hoş bir kitap olmuş bence.
İstanbul'daki taksi sorununa dair yazılmış tamamen Ayşe Kulin'in yaşadığı olayları içeren durumları barındıran bir kitap olmuş dili akıcı,aralarda illüstrasyonlarla renklendirilmiş bir kitap olmuş bir solukta okudum.
Ben ne okudum şimdi demiyorsunuz da Ayşe Kulin bunu neden kitap olarak yayınlamış diyorsunuz? Bir dergide ya da gazetede yayınlasa çok daha isabetli olurdu. Bir saatte biten içerisinde birkaç bilindik taksi anısı olan, sıradan bir kitap
Tek gecelik bir kitap :) su gibi gidiyor ayse kulin yine yalin ve akici bir dille yazmis resimleri cok hos ve okuyucuyu farkli yerler ve zamanlara goturup enteresan olaylar yasatiyor. Tabiiii zaten istanbulda ikamet etmiyor iseniz :)))
okuduğum en burjuva aptallıktı sanırım. sanırım ayşe kulin küçücük şöhret ve zenginlik fanusunun içinde boğuluyor yardıma ihtiyacı olabilir. (tımarhanede vermedikleri için tezer özlü kitaplarımı bunu okumak zorunda kaldım yoksa hayatta bitirebileceğim bir kitap değil)
Yazarın okuduğum ilk kitaplarından, her ne kadar diğer kitaplarını çok beğensem de bu kitabını biraz baştan savma buldum. İstanbul’daki taksi sorunu gerçekten de üzerine kitap yazılacak kadar bunaltıcı, fakat sürekli benzer anılar üzerine durmaktansa belki farklı bir yol izlenebilirdi. Yine de Ayşe Kulin’den anılar okumak çok zevkliydi.
Bir kahvaltı sonrası kahve yanı muhabbeti tadında bir kitap olmuş. Toplumun kanayan yarası olan taksi problemini biraz olsun derinlemesine analiz edilmesini bekledim kitapta. Sosyolojik bir analiz olmasa da en azından temelde yatan problem ne buna yönelik bir arayış görmek istedim belki de.
Edebi eser ya da roman gibi düşünmeyin, hafta sonu söyleşisi, köşe yazısı gibi. Bunca şeye rağmen inatla taksi kullanmaya devam etmek de işin ilginç yanı, bir alt bir üst sokakta park yeri bulup yürüsen daha zahmetsiz olurdu.
Valla içim şişti taksicilerden, bu kadar da olmaz dedirtti ama olmuş. Güzel akıcı vakit geçirici hoş bir kitap olmuş tüm pislik taksileri şikayet etmek istesem de😂 iyilere lafım yok🤲
Kimsenin yazarı zorlamadığı durumlar için kendisinin saçma sapan dertlerini ve şikayetlerini yazmasının edebi bir değeri olduğunu düşünmüyorum. Bomboş bir kitap.
Ayşe Kulinin kitabını macro center raflarında görünce çıtır çerez bir yazı olduğunu anladım ama biraz nostalji biraz kitap sayfalarının orijinal dizaynı biraz sahilde ıslansa üzülmeyeceğim bir kitap derken alıvermiş bulundum. Kitap tam da beklediğim gibi çıktı - resimleri boşlukları sayfa geçişlerini saymayınca kitap topu topu 70-80 sayfa ediyor. Bir düzine kısa taksi macerasını okumanız uzun bir pazar yazısı okumakla eş değer olacak.