Paperback. 13,50 / 19,50 cm. In Turkish. 128 p. Çevirmen : Cemal Süreya Gök Cephesi, Vietnam edebiyatinin öncü yazarlarindan Nguyen Dinh Thi’in kaleme aldigi, benzeri dünya edebiyatinda ender görülen romanlardandir. Kendisi de bir asker olarak Vietnam Kurtulus Ordusunda çarpisan yazar, tanik oldugu savasi ve kahramanca direnen halkini tevazuyla anlatir. Çünkü “Vietnam’da kahramanlik bir efsane olmaktan çikmistir artik. Kutsal efsane kisilerine rastlamak için yazarin evinin kapisindan söyle bir iki adim disari atmasi yetmektedir. Savas da zafer de günlük olaylardan herhangi biri olmustur bu ülkede; kadinlar ve çocuklar dâhil, bütün bir halkin içinde bulundugu küçük ve herhangi bir olaydir kahramanlik”. Nguyen Dinh Thi bir sair, bir yazar ve bir müzisyendir. Bu açidan lirik bir siir, bir kahramanlik destani ve dev bir koronun söyledigi devrimci bir halk sarkisidir. Amerikan askerlerinin isgal çabalarina pilotlarinin verdigi insanüstü cevap, kâh mizahi kâh romantik unsurlarla anlatilir. Bir yandan savasirken bir yandan hayretle su soruyu sorduguna tanik oluruz bir “Ne korsanlar, haydutlar gelmistir buralara, ama sonra da tabanlari yaglayip sessizce çikip gitmislerdir. Nasil anlatmali bunu Amerikalilara? Bu tugla yiginlarinin ve kirik kiremitlerin her birinde yenilmez bir ruh, çelikten dayanikli bir çekirdek bulundugunu nasil anlatmali?” Anlattilar. Herkes anladi. Okurunu degistirecek kitaplardan biridir. Hem de Cemal Süreya çevirisiyle, hele Cemal Süreya çevirisiyle…
Yazar Nguyen Dinh Thi’nin kaleme almış olduğu Gök Cephesi romanı ile ilk defa Vietnam Edebiyatı’ndan bir eser okudum. Bu alanda Türkçeye kazandırılmış pek eser maalesef yok. Yazar, 1966 yılında Kuzey Vietnam’da askeri bir üste görevli iken yaklaşık beş on hafta içerisinde romanını yazmış. Tahminimce kurgu kısmını gerçekler oluşturuyor. Bununla birlikte savaşa dair yaşadıklarını bir bir aktarmaya çalışmış. Amerika ve Vietnam arasındaki savaşın daha çok kitabın adından da anlaşılabileceği üzere hava sahasındaki çarpışmalarına odaklanmış. Uçak ve makine temaları anlatımda ön plandaydı diyebilirim. Kitabın ana karakteri Luong adında Vietnamlı bir savaş pilotu. Aslında okurken kitapta şunu da fark ettim, bir nevi Kuvâ-yi Milliye gibi halk organize oluyor ve mücadelesini gerçekleştiriyor. Yani savaş pilotları bile öyle çocukluktan eğitim almıyor yine de ellerinden ne geliyorlarsa yapmaya çalışıyorlar. Tabii bu konuda kısıtlı da olsa uzmanlardan da faydalanmasını biliyorlar. Kitabın zayıf bulduğum yönü ise; ana karakterden ayrılıp farklı kişileri anlatıyor ve odak noktası çok dağılıyor. Detaylı bir anlatım olmadığı için çoğu kısım yüzeysel geçiliyor. İşte o oraları okurken biraz sıkıldığımı ifade edebilirim. Tabii bunlar benim şahsi fikirlerim. 128 sayfalık bu kitabı Fransızcadan Cemal Süreya tercüme etmiş. Tercümede bir sıkıntı ile karşılaşmadım.
Nguyen Dinh Thi bu kitabı, askerî bir üste görevli olduğu sırada, 1966 yılında, 5-10 hafta gibi kısa bir sürede tamamlıyor. Bu kitabı yazdığı sırada 43 yaşında, ünlü bir yazar. Aynı zamanda devrim hareketinde de aktif rol alıyor. Bu kitap yayınlandığında ülkesinde kapış kapış gitmiş, ikinci baskısı hızla çıkmış. Romanlaştırılmış bir savaş günlüğü ve aşk hikayesi diye tanımlanıyor önsözünde.
Çevirmenin Cemal Süreya olması ilgimi çektiği için açıp okudum. Bir solukta bitirdim. Bir kurtuluş mücadelesi anlatılıyor. Henüz yeni kurulmuş havacılık biriminde cesurca savaşan pilotlar, onların sivil hayatı aktarılıyor. Anlatının bir noktasında drama boğulacağımızı düşündüm, hiç o noktaya sapmadı. Umutlu bir hikaye olması insanda güzel bir his bırakıyor. Aynı zamanda kitabın akıcı olmasının da başlıca sebebi. Yoksa savaş hikâyelerini hızlıca okuyup sindirmek zor.
Cemal Süreya çevirisinde gözlemlediğim şey, ek-fiillerin bugüne kıyasla biraz daha değişik biçimde kullanılmış olmasıydı. 60'lı yıllarda farklıymış sanki, şu an bazı cümlelerin sonuna -dir, -dır getirmek tuhaf kaçıyor. Örnek vereyim, Amerikan pilotu tarif ettiği bir kısım var, onun düşüncelerini aktarırken şöyle diyor: "Miller'a göre Vietnam Mig üslerine çok şiddetli darbeler indirmek lüzumsuzdur. Dünyanın en ünlü, en güçlü gök korsanlarıyla boy ölçüşmek cüretini gösteren bu ufak hava gücünün moralini kırmanın daha uygun bir yol olacağı kanısındadır." Sondaki -dır bana fazla geliyor. Bazı paragraflarda şimdiki zaman kipiyle geniş zaman kipi iç içe geçiyor mesela, o da bugüne ait bir şey değil gibi.
Kitap, yabancı olduğum bir ülke edebiyatına ait olduğu için beni kültürel farklılıklarla şaşırtır sanmıştım; ama şaşırttığı nokta daha evrensel bir yerden geldi, insanın içinde bulunduğu koşullardan bağımsız olarak aşık olma ve aile kurma arzusu. Savaşın ortasında bile sil baştan aile kurmak, çocuk yapmak kimse için garip veya mantıksız değil. Aksine, sanki normal olan bu gibi davranıyorlar.
So, dokuz yıldır haber almadığı karısından günün birinde mektup alıyor mesela. İkisi de ayrı coğrafyalarda mücadelelerini sürdürmüşler; nihayet kavuşmuşlar. Hayat bir yandan çok ağır trajedilerle devam ediyor, bir yandan tutundukları birer aileleri var. Savaş şartları gereği, kimse aile kavramını her gün birlikte olunan insanlar olarak algılamıyor tabii, 9 yılda bir mektuplaşmak da aileye dahil.
Savaşın arkasında müthiş bir örgütlenme olduğunu görüyoruz. Hemen her akşam halk toplantılara katılıyor, silahlanıyorlar, herkes silah kullanmayı biliyor. Düşman uçaklarının korktuğu bir tehdide dönüşmeyi başarıyor karada bulunan silahlı halk. Uçakları Vietnam hava güçleri indiremese, karadaki siviller indiriyor. Paraşütle atlayıp kaçmaya çalışan pilotları halk bulup teslim ediyor vs. vs. Tam bir mücadele ve örgütlenme hikâyesi. İçinde yenilme ve dram olmayışı, belli ki bilinçli ve politik bir tercih. Korkunun yerleşmemesi, disiplini ve örgütlenmeyi bırakmadan görev ruhuyla devam etmek. Toprağa kök salma arzusunun asla sarsılmaması...
Kitabın önsözünden, Vietnam'da okuryazarlık oranının yüksek olduğunu ve Vietnam edebiyatının çok zengin olduğunu öğreniyoruz. Belki yazıldığı dönem için geçerli olabilir. Bugünün Vietnam edebiyatını çok merak ettim ben.
Savaş karşıtı kitapları araştırırken karşıma çıkan ve Vietnam edebiyatından hiç kitap okumadığımı fark ettiren bir eser oldu. Vietnam Savaşı’nın gök cephesini anlatıyor. Karakterlerin gerçek kişiler olması ve yazarın savaş sırasında yazdığı mektup ve notlardan derlenmiş olması, anlatının ve savaşın soğuk gerçekliğini doğrudan yüzümüze vuruyor.
Edebi bir karşılık beklemeden okunabilecek; ülkelerinden vazgeçmeyen insanların, sadece askerlerin değil tüm halkın katılımıyla yaşanan bir savaşın gerçekliğini gösteren bir eser.
Vietnam coğrafyası ve kültürüne dair ayrıntılar öğrenmek de ayrı bir kazanım. Vietnam edebiyatının Avrupa ya tercüme edilen ilk romanı olarak geçse de roman değil hatırat kategorisinde değerlendirmek daha doğru olacaktır.
"Çocuk aramayın artık sokaklarda, parklarda; okula giden, koltuklarının altında kitaplar, defterler taşıyan çocuklar yok artık; tramvaylara asılıveren çocuklar da, Küçük Göl'ün ağaçları altında keskin çığlıklarla koşup duran çocuklar da yol artık..."
"Her ülkede halk, tarihin kendisine sağladığı özel bir hayat kadrosuna göre yaşamakta. Hiçbir zaman kendimize özgü ölçüleri başkalarına uygulamaya kalkmamalı,başkalarını kendimize ait deneyler ile yargılamaya çalışmamalıyız."