İnsan doğası hakkında son 40 yıldır yazılanlar kadar kasvetli ve hatalısı yok: Bencil genlerimiz olduğunu, iyilik denilen şeyin sahte olduğunu, sadece başkalarını etkilemek için ahlaklı davrandığımızı, vahşice saldırarak yok ederek hayatta kaldığımızı okuyoruz.
Ama evrim yarışını daha iyi bağışıklık sistemine sahip olmakla, soğuğa direnmekle ya da yiyecek bulma konusunda daha becerikli olmakla da kazanabilirsiniz.
Rousseau'nun toplumsal varlığının yerini bencil bireyci Hobbes alıyor.
Kubrick'in "2001: Uzay Yolculuğu" filminin başında, sersemletici tek bir imgeyle şiddetin iyi olduğu gösterilir: İnsansılar arası kavgada, biri diğerine bir zebra kemiğiyle vurup, silah zaferle havaya kaldırılır ve binlerce yıl sonra uzay gemisine dönüşür.
İyi de insan kendi çıkarından başka bir şey düşünmüyorsa, neden bir bebek başka bebeğin ağladığını duyunca ağlar (kimseyi etkilemeye çalışmadığından emin olabiliriz);
insan saldırıp yoketme genetiğindeyse, çenemizin neden bu kadar zayıfken, beynimiz neden bu kadar büyüktür.
Doğal seçilim için daha az saldırganlık, işbirliğine açıklık ve özenli olmak da avantaj sağlayabilir.
Süreç başarıya giden yolu belirlemez, domuz ahırı gibi bir ortamda yaşarken Beethoven besteleri çıkabilir (gerçektir).
Evrimsel ortaklıklarımız barışçıl ve empatik, dayanışmacı bonobolar ile zalim ve hiyerarşik şempanzelerin özelliklerini birlikte taşımaktayız; şempanzeler cinsel sorunları güçle çözerken, bonobolar güç meselesini cinsellikle çözerler.
Bonobolar arasında hiç ölümcül savaş yoktur, avcılık çok azdır, erkek egemenliği yoktur ve muazzam cinsellik vardır. ŞEMPANZE ŞEYTANİ yüzümüzse BONOBO MELEKSİ yüzümüz olsa gerek.
Dişilerin dayanışmasına dayalı yiyeceklerin kontrolünü ellerinde tutma ve emzirerek edindikleri empati, bonoboları dişi merkezli ve barışçıl kılarken; erkek merkezli ve şiddet kullanıcı şempanze gruplarında bile güçlü denetleme mekanizmaları ve dengeleri vardır.
Son çalışmalara kadar, şempanzeler üzerinden insan doğası açıklamaları yaygın destek bulurken, bonobolar neredeyse görmezden gelindi. Halbuki "mevkiyi çok önemseyen ve ilkelce güç kullanan şempanze vahşi ve ehlileşmemiş bir maymundur; bonobolar ise ilkel güçten uzak, olağanüstü duyarlı ve nazik bir mahluktur"(Tratz ve Heck, Münih Hellabrunn Hayvanat Bahçesi).
Bonoboların özelliklerinin bilinmemesinin nedeni BARIŞÇILLIKLARIDIR; araştırmalarda birbirlerini katlettikleri ortaya çıksa şimdiye herkes bonoboları ezberlemişti.
Sadece kendilerinin değil, diğerlerinin de isimlerini bilen, geçmiş ve gelecek duyguları olan, yüzleri ve benzerlerini/akrabalarını tanıyabilen maymunları izlenir kılan bu zekâları, yaptıkları her işe kattıkları şaşırtıcı öngörü ve incelikleridir.
Desmond Morris'in "çıplak maymunlarız" sözünü doğrulayacak kadar ortak eğilimlere sahip olduğumuzu bilimsel gözlemlerde görmekteyiz.
Kendi iktidarında fazlaca havalanmasının mukabili dökülen kanına bulanmış erkek şempanzeler gibi zayıf düşünce güvenecek dal arıyor, açığını arayan diğer erkekler tarafından alaşağı edilme korkusuyla başkalarıyla kadınlar gibi rahat konuşamıyor, yaralama ve öldürme eğilimimize rağmen her şeyin yoluna gireceğini duymak istiyoruz.
Yine erkek şempanzeler gibi iktidar saplantısıyla kurnazca, böl ve yönet taktikleri ve müttefikler edinerek, zorla hakimiyet, destekçileri mutlu etmek ve isyanı engellemek üzerinden siyaset yapıyoruz.
İnsanlar dahil tüm primatların erkekleri rekabet için rekabet ederken, dişileri sadece gerekliyse rekabet ederler. Akademik toplantılardaki ilk karşılaşmalarda bile kolaylıkla gözlenir bu durum. Erkekler için iktidar en büyük afrodizyaktır ve bağımlılık yapar. Bir erkeği kürsüsünden düşürmek, bir bebeğin elinden en sevdiği eşyayı almaya benzer. Buna karşın genel söylem, HEP BAŞKALARININ İKTİDAR PEŞİNDE KOŞTUĞU şeklindedir.
Bir hiyerarşi içindeki konumlar, (ki sembol ve işaretlerle gösterilir) yarışma ile belirlense de, düzen bir kere kurulunca çatışma gereğini ortadan kaldırmaktadır. Merdivenin alt basamaklarında olanlar daha yüksekte olmayı tercih etseler de kötünün iyisine, yani kendi hallerine bırakılmaya rıza gösterirler.
Bonoboların ormanlarda geniş gruplar halinde yaşaması, dişilerin hiyerarşilere karşı dayanışmalarını kolaylaştırır; bu durum hayvanat bahçesindeki şempanzelerde de görülürken, arazide dağınık yaşayanlarda asla olmaz.
İki dişi ile yaşayan erkek şempanze bütün yiyeceği kendine alırken, aynı koşullardaki bonobo erkeği dişilerin dayanışması nedeniyle yiyeceğe yaklaşamaz bile.
Dişi bonobo dayanışmasında genel belirleyici yaştır; gençlere had bildirmede ise şiddet yoktur ve sadece tepkisiz kalma, dikkate almama şeklinde tepki gösterilir.
Erkek bonobo annesinin peşinden ayrılmadan erişkinleşir; erkek hiyerarşisi de şempanzeler gibi erkek koalisyonları kurarak değil, annelerinin gözündeki konumları için yarışmalarıyla oluşur.
Bonobo erkekleri kendi kaderlerini denetleme becerisinden mahrumdurlar.
Doğada bir erkek şempanze başına iki dişi düşerken (doğumda eşit, sonrasında erkek ölüm oranı çok yüksek), bonobo oranı bire birdir.
Erkek egemen şempanze hiyerşisinde zirve aniden, 4-5 yılda bir değişirken, dişi egemen bonobolarda bu değişim hem daha ender (genelde ölümle) hem de kademeli olur.
Alfa erkek şempanze genelde kavgaları önler veya ayırır; şempanzeler ise bir kavgada yenen veya yenileni destekleyebilir; hatta alfa erkek bile protesto ve tecrit edilebilir.
Sosyal Darwincilik tabiriyle insanın kendisinden başkasını düşünmeyen, haris ve şiddet yanlısı doğası vardır diye dayatılırken, Darwin'in empati ve ahlâk üzerine yazdığı cümleler bunun tam reddidir: "Pek çok hayvan bir diğerinin acı ya da tehlike altında olma gibi duygularını paylaşabiliyor; belirgin sosyal güdülere sahip her hayvan, zihinsel gücü de insanınki kadar ya da ona yakın geliştiğinde, kaçınılmaz olarak bir AHLÂKİ hassasiyet ya da VİCDAN edinecektir..
Reagan ve özellikle "toplum diye bir şey yoktur, tek tek kadınlar ve erkekler vardır" diyen Teatcher döneminde zirveye çıkan çiğ bireycilik kökenli izahlar, şişirilmiş borsa balonunun patlamasıyla yerini aniden değişen "İşbirliği Geni", "Başkalarına Özen", "Ahlâkın Evrimsel Kökeni" isimli kitaplara bıraktı.
Amerikalılar bazen ülkelerinin dünya nüfusunun %4'ünü barındırdığını ve gücün zayıflık olduğunu unutuyorlar; ayrıca ülkelerindeki gelir uçurumunun aşırı boyutlarda olmasının yarattığı gerilimi ve sağlıksızlıktaki ciddi artışı göz ardı ediyorlar; güçlü olana yakınlaşmaktan elde edilecek çok az şey olduğu için şempanzelerde olduğu gibi ikincil oyuncuların her zaman ve hınçla bir koalisyon oluşturabileceği unutulmamalıdır.
En iç çatışmalı canlı olan insan, hem çevresini hem kendi türünü inanılmaz bir biçimde yok edebilen, yine de engin empati sahibi ve şimdiye kadar hiç görülmemiş ölçüde sevmeyi bilen bir hayvan. Bu canlı bütün diğerlerine baskın çıkmışsa, aynaya dürüstçe bakması ve hem karşısında duran CAN DÜŞMANINI hem de DAHA İYİ BİR DÜNYA İNŞA ETMEK İÇİN HAZIR BAŞ MÜTTEFİKİNİ tanıması çok önemlidir.