"Dolapta biri var." "Nerede? Ben gšremiyorum." "Gšremiyor musun gerekten?" (...) Bazõ sabahlar uyandõ_õmda kendimi aynalõ dolabõn iinde bulmaya ba_ladõm. Gece nasõl olup da uyandõ_õmõ, dolabõn iine hangi dŸrtŸyle girdi_imi bir tŸrlŸ hatõrlayamõyordum. Bazen alan saatin sesiyle gšzlerimi aõyor, bazen de Asude'nin kõkõrdayarak kapõyõ atõ_õ ve "Dolapta biri vaaar!" cŸmlesi e_li_inde bana baktõ_õ anda kendime geliyordum. Gerek nedir? Aile nedir? A_k nedir? Bir akõl tutulmasõ, bir dibe vuru_ hik‰yesi Dolapta Biri Var... Peki ama dolapta kim var? O_lak Yayõnlarõ, TŸrk korku ve polisiye edebiyatõnõn usta kalemi Yaprak …z'Ÿn, Dolapta Biri Var romanõnõ Maceraperest Kitaplar arasõnda yayõmlamaktan gurur duyar. Ê (Tanõtõm BŸlteninden) Ê
1973 yılında doğdu. TED Zonguldak Koleji'nin ardından, İstanbul Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı Bölümü'nde öğrenimini tamamladı. Şiirleri, öyküleri ve yazıları, yurtiçi ve yurt dışında çeşitli dergi, gazete ve derleme kitaplarda yayımlandı. Şiirleri, Washington Amerikan Üniversitesi'nde tez konusu haline geldi ve üniversitenin Writer's Collective etkinliklerine davet edilen ilk Türk şair oldu. Yurt içi ve yurt dışında edebiyat festivallerine konuk olan Öz, pek çok şairin eserini Türkçeye çevirdi ve bu çevirilerden bir kısmı çeşitli yayınlarda yer aldı. Kendi şiirleri İngilizce, Yunanca, Makedonca, Sırpça, Bulgarca, Romence ve İsveççeye çevrildi. Farahnaz'ın Çiçeği adlı kitabı İtalyancaya çevrildi. Türkiye Polisiye Yazarları Birliği ve Uluslararası PEN Yazarlar Derneği üyesidir. Şiir kitapları: Fırtına Günlüğü (2006) Şiirli Müzik Kutusu (2009 - Cemal Süreya Başarı Ödülü) Bir, İki, Üç Gökyüzü (2012) Eski Saat Tik Tak (2016) Kendime Leyla (2023) Romanları: Berlinli Apartmanı (2013) Şeytan Disko (2015) Tilki, Baykuş, Bakire (2017) Sobe Siyah Orkide (2018) Farahnaz'ın Çiçeği (2019 - Kristal Kelepçe Yılın Polisiye Romanı Ödülü) İtalya'da yayımlanmıştır. İtalya'da 2024 Giallo Garda En İyi Yabancı Polisiye Ödülü'ne layık görülmüştür.) Villa Şakayık (2020 - Dünya Kitap Yılın Polisiye Kitabı Ödülü) Perisiz Köşk (2021) Dolapta Biri Var (2021) Bayan Begonvil (2022) Efsunlu Cazibe (2023) Siyahlı Sarışın (2024) Tılsımlı Tebessüm (2025)
birkac haftadir “yaprak hanim yeni bir seyler yazsa ne guzel olur, kalemini nasil ozledim, keske kitaplardan birini okumayip imdat sibobu olarak biraksaydim…” diye dusunurken ansizin ‘dolapta biri var’ cikageldi😍🎈 once bekleyip hizli tuketmeyeyim dedim ama nefsimle mucadelede kazanan kitaplar olsun yeter ki!🥳
ne soylesem spoiler olacakmis gibi hissettigim icin su kadarini soyluyorum: azize ile asude’nin hikayesini okurken mola vermek istemeyeceksiniz.🙇🏻♀️
yaprak oz’den yine soluksuz okunacak ve tadi damakta kalacak nefis bir roman. okuru, baskisi, seveni cok olsun☘️
Yazarın okuduğum diğer kitaplarının yanında biraz sönük kalmış olsa da elim 3yıldız vermeye gitmedi. Sonunu kitabın çok başında tahmin etmeme rağmen bir solukta okudum. Kitabın sonlarının pandemi döneminde geçiyor olması da ayrı hoş olmuş, seviyorum böyle detayları. Yaprak Hanım hep yazsın, biz hep okuyalım 🧡
Ben ,Yaprak Öz ne yazsa heyecanla okurum diyenlerdenim.Hatta :”acaba ne zaman bir Yıldız Alatan macerası gelecek “ diye beklerken Dolapta Biri Var çıkageldi .İyi ki de gelmiş 😍Yine nasıl bitirdiğimi anlayamadığım,sonunda ters köşe olduğum hatta okurken yine nefis şarkılar öğrendiğim bir okuma oldu.
Sadece -Dolapta Biri Var ,Yaprak Öz’ün diğer kitaplarına göre bır tık daha nasıl desem gerisinde kalmış gibi hissettim.(bu dogru bir tanım mı oldu,onu da bilemedim ) Kitap hakkındakı yorumları okuyunca herkesın gönlünün baştacının Yıldız Alatan oldugunu ,hepimizin kendisinden dört gözle bir Alatan macerası beklediğini anladım 👀 🎈
Yaprak Öz ne yazsa okuruz ,klişe ama “alışverıs listesi yazsa heyecanla okuruz “😍
Uzun zamandır bir günde kitap bitirmemiştim. Sevgili Yaprak Öz yine bizi hemen içine alan ve son sayfaya kadar sürükleyen bir kitap kaleme almış. Gerçekten Türk Kadın Polisiye yazarları arasında en sevdiğim. Gerçi bu kitap fazlasıyla gerilim olmuş. Ve siz siz olun benim gibi gecenin bir yarısı okumayın. :)) 17 Ağustos Depremi’nde İzmit’te babasını kaybetmiş Azize’nin, annesi ve kız kardeşi ile İstanbul’a, anneannesinin yanına taşınmasıyla başlayan serüveni. Kitabın sonlarına doğru öyle bir gerçek çarpıyor ki yüzünüze, hadi canım diyorsunuz. Gerilim / polisiye severlere kesinlikle tavsiyedir.
Aşırı klasik bir konu. Kesinlikle yıldız alatan üçlemesi gibi olamaz. Orda bir merak heyecan ve olay örgüsü görmüştük. Akıllıca bir gerilim vardı. Burda ise Türk toplumunda hep ilgi çekmiş klişe korku öğeleri ile okuru çekmeye çalışmış yazar. Neden bu kadar aceleye gelmiş sonu hızlıca bitirilmiş bir kitap onu da anlamadım. Kısacası çok daha iyilerini yabancı versiyonlarında okuduğumuz için (mesela çok az shirley jackson diyelim çok az ama) bu sebeple çok da sıradan buldum. Ne diyeyim umarım en kısa sürede bir yıldız alatan okuruz.
Creepypasta hikayeleri tadında bir uzun öykü. Okurken kesinlikle sıkılmadım. Bu tip öykülere ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Yazar İstanbul’da yalnız başına ayakta kalan kadın figürlere takıntılı gibi. Okuduğum üç kitapta da İstanbul’da bir başlangıç yapan kadınlar baş karakterdi. Tekrara mı düşüyor yoksa ben mi aynı karakterleri seçiyorum emin değilim.
İçeriğinden tamamen bağımsız ; kapak, kağıt , baskı kalitesi ve küçük hacmi ile verdiğim parayı hiç hak etmediğini düşünüyorum. O kadar sinirliyim ki bu kadar boş bu kadar dandik bir kitap nasıl bu kadar pahalı olur diye, sonra biraz sakinleşince kitabın içinin daha da boş olduğunu hatırlıyorum iyice çıldırıyorum, nedir bu yazarların (!!) Canları sıkılınca bir şeyler yazıp yayınlama sevdası ? Yaprak Öz okumayı bana göre kendini dünyanın en iyi her şeyi zanneden Yıldız bilmem ne abla abladan sonra okumayı bırakmalıydım. Asla ve asla o kadar para verip almayın, okumayın da
Yaprak Öz'ün kalemini sevdiğim için çıkar çıkmaz aldım. Hatta ilknoktadan aldığım için uzun süre heyecanla da bekledim. (Bu arada ilknoktadan 2 sefer alışveriş yaptım her ikisinde de bekletti yaklasik 1 ay)Bir çırpıda da okudum ki uzun zamandır okuyamıyorum. Buna rağmen akıcı ve kısacıktı. Fakat eleştirime gelirsek kitabı Yaprak Öz kitap çıkarayımda nasıl olursa olsun gibi geldi. Kurgu bir noktadan sonra bariz bende vurucu etki yapmadı. Cüneyt karakteri ve olanlar açıkcası,çok basitti ucuz erotik bir sürü olaydı.Artı deliller konusuna girmiyorum. Sadece delil parmak izi olmasa gerek diyorum. Yani Yaprak Öz'den bu kadar basit bir şey beklemiyordum. Karakter açısından pandemi dönemindeki psikolojik durumu yansitmasi ekstra puan getirmedi. Bu kitaba 43.20 tl verdim ve haketmedi diyorum. Bu ekonomik krizde beğenmediğim bir kitaba hele de baskı kalitesi ve sayfa sayısından bakarsak bu parayı ödemek üzdü. Ben tavsiye etmiyorum. Yaprak Öz 'ü gene okuyacağim ama bir daha aynı hataya düsmemek adına kitabı çıkıp yorumlara baktıktan sonra alacağım. Sonuçta ağaçtan para toplamıyorum. Kusura bakmayın net olmak istedim.
Henüz yarıya gelmeden finali tahmin etmiştim ama Yaprak Hanım'ın akıcı anlatımını sevdiğim için merakla okudum. Çok kısa geldi tabii, bin sayfa yazsa yine kısa gelirdi zaten. Yıldız ablanın maceralarını özlediğimi de hissettim bu arada. Hep yazsın hep okuyalım. =)
Yaprak Hanım ne yazsa okurum. Okuduğum herşeyden de çok zevk alacağımı biliyorum. Dolapta Bir Var da okurken zevk aldığım bir kitap oldu. Kitabın özellikle sonunun Korona Pandemisi’ne bağlanması çok hoşuma gitti. Güzel bir farkındalık yaratmış Yaprak Hanım (ayrıntı veremiyorum spoiler olacak yoksa. Okuyunca siz de anlarsınız ne demek istediğimi). Yaprak Hanım hep yazsın :)
#dolaptabirivar #yapraköz herkese merhaba sevdiğim bir yazarın uzun süre beklettiğim bir kştabıyla geldim size. Kitabı @nihllck.kitap ın #harfliyazarokuyoruz grubu için okudum. Azize 99 depreminde babasını kaybedince annesi ve kardeşi Asude ile birlikte İstanbul Beşiktaş'ta anneannelerinin evine yerleşirler. Onlarla yaşayan dayısı ise alkolik ve bazen onları bazen anneannesi ve annesini dövüyor. Okulda akran zorbalığına uğrayan ve dışlanan Azize, cinlere kafayı takıp dolaba saklanan Asude, Asude'nin her kötü yaptığı işi cin yaptı diyip cin üstüne atması, çaresiz bir anneanne, sürekli çalışıp evi döndürmeye uğraşan, ilgisiz donuk anne... Azize işe girip Cüneyt ile tanışınca kitap farklı bir boyut alıyor. O Herif her cümlesinde toksik iğrenç bir adamdı. Asude'nin kederle takıntılı bir çocuk haline gelişini okuyoruz, duyduğu her şeyi çarpıtan dolaptaki cinden söz eden dolabın içinden çıkmayan sorunlu bir çocuğa dönüşüyor. Düzgün bir aile ortamı olmayınca çocukların yozlaşmasını da takip ediyoruz. Azize gizli gizli sigara içmeye başlıyor, aşk diye çok büyük bir erkeğin kendini kullanmasına izin veriyor. Gaslighting denen şeyin alasını yapıyor cüneyt ve kitabın en korkunç bölümleriydi bence. Okuduklarımı unutmak istiyorum. Hele de Türkiye erkeklerinin böyle olduğu düşünülünce. Asude'nin halleri bir çoğunuzu korkutabilir. Okurken iyice gözünüzde canlandırırsanız korkunç oluyor. Ama Cüneyt kitabın en korkuncuydu. @yaprinka sen yine ne yapmışsın ya bu nasıl harika kitap. Bayıldım çarpıc�� ve ters köşe. Sona doğru gelecek ters köşeye hazırlandım ve duble ters köşe oldum az hüzünlü ve çok şaşırtıcı güzel bir kitaptı.