What do you think?


Beterotu
Fazla erkekler, fazlasını isteyen kadınlar, komşular... Plazaların oksijen vakitleri, otobanların çiçekleri, ailelere mahsus adım sürüyüşleri... Gökyüzünden yağan kapılar, kendi bahçemizde biten beterotları... Şehre inen ve zaten şehirdeki yabaniler... Büyüyen bir çukur, nükseden bir ağrı, yükselen bir alarm. İyi, kötü, beter...
Pınar Öğünç kendi içinin mutfağına geçiyor, kıvamlı öyküler hazırlıyor… Zamanı yakalıyor, anlıyor, hünerli bir dille anlatıyor.
Beterotu, günümüz Türkiyesi’nin aslından da fazlasını sunan fotoğraf kareleri. Muazzam bir gözlem heyecanının süzgecinden geçen hikâyeler.
Hazırlıksız yakalandığımız çok şey var, sevdiğin biri bindiği trenden inmeyebiliyor, kaldırımda yürürken bir kamyon ezebiliyor, bekler misin, tepesine yıldırım düşebiliyor. Bir bomba patlıyor, öldürmeyecek kadar uzakta. Ya da evin yıkılıyor, dümdüz, belki her şeyin yanıyor. Ya da âşık olduğun insan birden hayatından gidiyor, görünmez bir organın eksilmiş, çok sevmenle kalıyorsun. Ya da bir cinayete tanık oluyorsun, önünde oluyor her şey, kan pembe değil, tam kan rengi… Ölmüyorsun ama aynı da kalamıyorsun. O sabah bunları hiç bilmeden yüzünü yıkamışsın, aynaya bakmışsın.
Pınar Öğünç kendi içinin mutfağına geçiyor, kıvamlı öyküler hazırlıyor… Zamanı yakalıyor, anlıyor, hünerli bir dille anlatıyor.
Beterotu, günümüz Türkiyesi’nin aslından da fazlasını sunan fotoğraf kareleri. Muazzam bir gözlem heyecanının süzgecinden geçen hikâyeler.
Hazırlıksız yakalandığımız çok şey var, sevdiğin biri bindiği trenden inmeyebiliyor, kaldırımda yürürken bir kamyon ezebiliyor, bekler misin, tepesine yıldırım düşebiliyor. Bir bomba patlıyor, öldürmeyecek kadar uzakta. Ya da evin yıkılıyor, dümdüz, belki her şeyin yanıyor. Ya da âşık olduğun insan birden hayatından gidiyor, görünmez bir organın eksilmiş, çok sevmenle kalıyorsun. Ya da bir cinayete tanık oluyorsun, önünde oluyor her şey, kan pembe değil, tam kan rengi… Ölmüyorsun ama aynı da kalamıyorsun. O sabah bunları hiç bilmeden yüzünü yıkamışsın, aynaya bakmışsın.
Audiobook
About the author
Pınar Öğünç
13 books25 followers1975 İstanbul doğumlu. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu. 22 yaşında, bir haber dergisindeki iş görüşmesine yazdığı hikâyelerle giderek gazeteciliğe başladı. 1997’den bu yana çeşitli dergi ve gazetelerde muhabir, editör, köşeyazarı olarak çalıştı. Kitapları: İnce İş (röportaj-deneme, İletişim, 2009), Asker Doğmayanlar (röportaj, Hrant Dink Vakfı Yayınları, 2013), Aksi Gibi (öykü, İletişim, 2015).
Ratings & Reviews
Friends & Following
Create a free account to discover what your friends think of this book!
Community Reviews
Displaying 1 - 30 of 34 reviews
November 12, 2021
Ülke gündelik hayatının yakın tarihine bir göz atacak gücünüz varsa, mutlaka okuyun.
July 15, 2019
gelecekte türkiye’nin 2000’li ilk 20 yılını öğrenmek isteyenlere pınar öğünç okumasını önermek gerekir.
toki’ler, kentsel dönüşümler, yakılan dükkanlar, kesilen ormanlardan kaçan yanan domuzları, iş cinayetleri, plazalarda çalışan beyaz yakalılar, bim vs. marketlerde çalışanlar... bugünümüzü anlatan her şey var bu öykülerde.
incelikler, detaylarla örülmüş.
aynı öğünç’ün fotoğrafları gibi... görüp de dikkat etmediklerimiz, bir daha bakmadıklarımız.
öğünç’ün instagram hesabını hararetle öneririm.
ayrıca orhan koçak’ın birikim’de bugün yayımlanan yazısı da zihin açıçı.
* kitap hakkında notos'a yazdım.
https://tembelveyazar.blogspot.com/20...
toki’ler, kentsel dönüşümler, yakılan dükkanlar, kesilen ormanlardan kaçan yanan domuzları, iş cinayetleri, plazalarda çalışan beyaz yakalılar, bim vs. marketlerde çalışanlar... bugünümüzü anlatan her şey var bu öykülerde.
incelikler, detaylarla örülmüş.
aynı öğünç’ün fotoğrafları gibi... görüp de dikkat etmediklerimiz, bir daha bakmadıklarımız.
öğünç’ün instagram hesabını hararetle öneririm.
ayrıca orhan koçak’ın birikim’de bugün yayımlanan yazısı da zihin açıçı.
* kitap hakkında notos'a yazdım.
https://tembelveyazar.blogspot.com/20...
August 18, 2022
Banu Hanım’ın kitap hakkındaki yorumuna burada denk gelip merakla elime aldığım bir öykü kitabı oldu Beterotu. Birçok yorumda da bahsedildiği gibi 2001 sonrası Türkiye’sinde günlük yaşamda görebileceklerimizin öyküsü bu kitapta. Bu hikayeleri okumak cesaret de istiyor bence. Çünkü hala içinde yaşadığımız bu son yirmi yılda çevremizde yaşananlara bir daha bakınca nasıl bu kadar sessiz ve kör kalabildiğimizi sorguladığım bir kitap oldu Beterotu. Okurken güldüğüm ama bitince üzerine derin düşünmem gereken öykülerdi. Bana en dokunan öykü Çimento oldu. O öyküyü sanırım uzun süre unutamayacağım.
Bu kitaba mutlaka bakmanızı öneririm!
Bu kitaba mutlaka bakmanızı öneririm!
November 29, 2019
“önemseyip sorun çıkarmasından çok, dinleyip de önemsememesinden endişe ettim sanırım.”
böyle hayatın içinden, her gün görüp de söylenmeyen, anlatılmayan hikayeleri okumak çok güzel geldi.
böyle hayatın içinden, her gün görüp de söylenmeyen, anlatılmayan hikayeleri okumak çok güzel geldi.
July 4, 2025
3,5/5
April 20, 2019
Her bir oyku hayatimin bir yerinden bana dokundu. Insan olmayi, hissettiklerimizi, kulaga her ne kadar sacma gelse de insanlarin yasadiklarini o kadar dogal anlatmis ki Pinar Ogunc, “keske hic bitmese ve beni anlatmaya devam etse” dedim. Bu kitap bana cok iyi geldi.
June 10, 2024
anlatımı ağırkanlı, biraz uzatılmış ve sürpriz öğesi az öykülerdi yine de sıkılmadım...
seçmek zorunda olsam "plazada huzur" ve "çimento"yu seçerdim..
seçmek zorunda olsam "plazada huzur" ve "çimento"yu seçerdim..
December 31, 2021
Yılı bir öykü kitabı ile kapatmış oldum 2020'de. Güzel bir kapanıştı.
August 27, 2023
Ne yalan söyleyeyim, uzun zamandır kaliteli çağdaş Türk edebiyatı öyküleri okumaya hasret kalmışım. Pınar Öğünç'ün diğer öykü kitabını da en kısa zamanda edineceğim. En beğendiğim öyküler Tanga mevsimi, karnabahar mevsimi, Plazada huzur, Çimento, Ağ Tercihleri ve Ceylan ile Kâmuran oldu. Aynı zamanda Ses-Tuval üzerinde yağlıboya öyküsünün tekniğini de sevdim.
January 20, 2025
Pınar Öğünç, bize 2000’li yılların yeni toplumundan yeni insanların hikayelerini anlatıyor. Iş yaşamının yaldızlı kafesinden kaçmaya çalışan ‘beyaz yakalı köleler’, geçmişin mahalle komşuluk ağlarından TOKİ’leşen, kentin çeperlerine savrulmuş yüzeysel ve çıkarcı insan ilişkileri, iş cinayetleri, çiçekli bahçelerin betondan mezarlara dönüşümü, doğal yaşamın içine taşarak onu yok eden obur kentleşme gibi yeni sosyolojinin insanlarını ajitasyona kaçmadan yalın ve gerçekçi bir dille öyküleştirmiş Pınar Öğünç. Modern öykü okuma arayışlarımda tatmin eden bir öykü toplamıyla buluşmuş oldum Öğünç’ün Beterotu’nda. Kitapta en sevdiğim öyküler ise Bir İleri İki Geri, Plazada Bir Huzur, Çimento oldu.
August 24, 2026
[2.5] Pınar Öğünç’ün Beterotu’nu bitirdiğimde bende kocaman bir tamamlanmamışlık hissi kaldı. Her hikâyenin ucunun açık bırakılması başta hoşuma gitse de bir süre sonra bu tercih benim için rahatsız edici bir boyuta ulaştı. Bazı hikâyelerde bu yarım bırakılmışlık hissinin metne çok yakıştığını düşünürken, bazılarında hikâye tam da yazılmak için yazılmış ve sonra bir yerde bırakılmış gibi hissettirdi.
Kitabın içindeki hikâyeler arasında da ciddi bir fark olduğunu düşünüyorum. Bazılarını gerçekten severek okudum, bazılarını ise bitirdiğimde “bunun ne gereği vardı?” diye düşündüm. Bu açıdan Beterotu, son dönemde okuduğum çağdaş Türk edebiyatı örneklerinden çok da farklı bir yerde durmadı benim için. Yine de Pınar Öğünç’ün ne yaptığını bilerek yazdığını hissetmek kitabın en sevdiğim taraflarından biriydi. Kurduğu dil, yaptığı şakalar ve metinlerin edebiyatla kurduğu ilişki oldukça bilinçliydi; sırf farklı görünmek için yapılmış bir şey hissi vermedi.
Ama bütün bunlara rağmen kitabı sevdiğimi de söyleyemiyorum, sevmediğimi de. Bende bıraktığı şey daha çok, bazı hikâyelerde yakalanmış güzel fikirler ve yer yer çok başarılı anların arasında dolaşan büyük bir eksiklik hissi oldu. Bitirdiğimde aklımda kalan en baskın duygu da sanırım tam olarak bu: Kitap bitti ama sanki hiçbir şey gerçekten tamamlanmadı.
Kitabın içindeki hikâyeler arasında da ciddi bir fark olduğunu düşünüyorum. Bazılarını gerçekten severek okudum, bazılarını ise bitirdiğimde “bunun ne gereği vardı?” diye düşündüm. Bu açıdan Beterotu, son dönemde okuduğum çağdaş Türk edebiyatı örneklerinden çok da farklı bir yerde durmadı benim için. Yine de Pınar Öğünç’ün ne yaptığını bilerek yazdığını hissetmek kitabın en sevdiğim taraflarından biriydi. Kurduğu dil, yaptığı şakalar ve metinlerin edebiyatla kurduğu ilişki oldukça bilinçliydi; sırf farklı görünmek için yapılmış bir şey hissi vermedi.
Ama bütün bunlara rağmen kitabı sevdiğimi de söyleyemiyorum, sevmediğimi de. Bende bıraktığı şey daha çok, bazı hikâyelerde yakalanmış güzel fikirler ve yer yer çok başarılı anların arasında dolaşan büyük bir eksiklik hissi oldu. Bitirdiğimde aklımda kalan en baskın duygu da sanırım tam olarak bu: Kitap bitti ama sanki hiçbir şey gerçekten tamamlanmadı.
April 25, 2020
"Plazada Huzur" nasıl da güzel bir öyküydü.
"Sırtından Afrika görünüyor"
"Sırtından Afrika görünüyor"
This entire review has been hidden because of spoilers.
July 6, 2019
Uzun zamandır yaşadığımız, tanıklık ettiğimiz, duyduğumuz fakat dile dökemediğimiz bütün o olaylar ve duygular silsilesine dil kazandırmış Pınar Öğünç. Bildiğimizi sandığımız toplumsal karakterlerin bazen mucizevi bazen mide bulandırıcı hayatlarını başarılı kadrajlarla açıyor. Düşündüğünüz ama söyleyemediğiniz şeyler çıkıyor karşınıza. Bu kadar az sayfada gerçek karakterler yaratabilmek de inanılmaz bir başarı. Bir tanıdık, dost hissiyatı bırakıyor insanda...
January 29, 2022
Çok uzun zaman önce almıştım, uysalca kendi gününün gelmesini bekliyordu bu kitap.
Severek okudum; akıcı, yani insanı yormadan akıp giden hikayeler de var, düşündüren, yani dönüp dönüp önceki paragrafları yeniden okutan hikayeler de var. Ama her bir hikayede bir parıltı, bir heyecan vesilesi okuma keyfi veriyor insana.
Tanışmak istemekten korktuğum bir yazar haline geldi Pınar Öğünç bu kitap bittiğinde, öyle bir sesi var ki kitabın, ister istemez bir yazar hayal ettim. Sakin, derdini kolay anlatabilen, muzipliğini saklayabilen, konuşma bittiğinde ağızda güzel bir tat ve yüzünde belli belirsiz bir Mona Lisa gülümsemesi bırakan, ruhunu deşmeden derdini dinleyen, senden çok konuşma sevdalısı olmayan biri... Bunu bozmak istemem tanışıp.
Kısacası, güzel hikayeler. Okuyun lütfen!
Severek okudum; akıcı, yani insanı yormadan akıp giden hikayeler de var, düşündüren, yani dönüp dönüp önceki paragrafları yeniden okutan hikayeler de var. Ama her bir hikayede bir parıltı, bir heyecan vesilesi okuma keyfi veriyor insana.
Tanışmak istemekten korktuğum bir yazar haline geldi Pınar Öğünç bu kitap bittiğinde, öyle bir sesi var ki kitabın, ister istemez bir yazar hayal ettim. Sakin, derdini kolay anlatabilen, muzipliğini saklayabilen, konuşma bittiğinde ağızda güzel bir tat ve yüzünde belli belirsiz bir Mona Lisa gülümsemesi bırakan, ruhunu deşmeden derdini dinleyen, senden çok konuşma sevdalısı olmayan biri... Bunu bozmak istemem tanışıp.
Kısacası, güzel hikayeler. Okuyun lütfen!
March 23, 2020
Tanıyorum bu kitaptakileri. Mahallemizde bir tane pasaj var, eski zamanlardan kalma. Köşesinde bir tuhafiyeci, diğer köşesinde ev yemekleri. Afiyet olsun. Sevgili yazar, bu öyküde Üsküdar'dan geçmiş midir? Bir tanıdığın uzak akrabasının makam şoförlüğünden tanıyorum Ender'i. Nabza göre şerbet Ender onun adı. Bak ama en çok plazadakileri tanıyorum, benimki huzur değil; huzursuzluk versiyonu tek. Bazen hepimizde Enver Hulki Beyler uyanıyor sonra, seviyoruz başka hayatlara karışmayı, meraktan değil de... Bizden başka birilerinin de bizimle aynı hayata sabretme biçimlerini meraktan. Aynı gemideyiz. Bugünlerde sırtım ağrıyor sahi, üç yıl geriye mi gitmek zamanı şimdi?
June 30, 2023
Hikayelerin sade dili ve anlatılanlar beni çok etkiledi. "Kendi bahçemizde biten beterotları". Hayatımızın özeti sanki. Anlatırken öyle hassas ve dikkatli ki yazar. Okurken kendi anlarınıza dikkat kesiliyorsunuz,en çok bunu sevdim galiba. Bu dikkati ve bakışı. Bu dikkat sizi daha güçlü kılmaya yarıyor, ayakta ve dik durma isteği çoğalıyor. Başka bir duyguya geçiyorsun sonra "dünya bu kadar işte"diyorsun kendi kendine. Bu kabulleniş de başka güçlü bir duygu.
Ve isyankar bir ruh haliyle takılıp kaldığım cümle,bu ülkede yüksek sesle çokça tekrar etmek istediğim cümle:
"Kimsiniz siz? NEYİN TEK SAHİBİNİZ LAN? "
Ve isyankar bir ruh haliyle takılıp kaldığım cümle,bu ülkede yüksek sesle çokça tekrar etmek istediğim cümle:
"Kimsiniz siz? NEYİN TEK SAHİBİNİZ LAN? "
October 13, 2021
Aksi Gibi ile tanıdım Pınar Öğünç'ü. O kitabın kendine has bir karamizahı vardı diye hatırlıyorum. Uzun süre sonra yeniden bir kitabını daha edindim ve bu sefer olmuş dedim. Hikayeleri yaşamın içinden çıkarıp, biraz da acı bir romantizm katmış. Umutlar var, bir beklentiye sarılış var, mevsimler geçerken kaybedişler var. Keyifli bir okuma süreci oldu. Tüm hikayeleri beğendim. Ama ilk hikaye çok etkileyici idi.
November 23, 2023
Öncelikle Pınar Öğünç'ü takipte kalacağımı ve en kısa zamanda diğer kitaplarını okuyacağımı belirteyim. Evet ilk hikaye çok sarmadı, evet sanki her şey havada kalıyor gibi hissediyorsunuz ve evet sanki bunlar daha uzun bir şeyin doğum sancısı gibi. Ama ama ama....
Çok iyi hikayeler var, öyle ki kitabı evde bir yerlere koyup zaman zaman tekrar edeyim diyorum.
1 yıldızı ilerde yazılacak güzellikler için kırıyorum. Beğendim.
Çok iyi hikayeler var, öyle ki kitabı evde bir yerlere koyup zaman zaman tekrar edeyim diyorum.
1 yıldızı ilerde yazılacak güzellikler için kırıyorum. Beğendim.
March 30, 2020
Ayrıntıların hayatı nasıl güzelleştirip yönlendirdiğini, bugünün insanını ortaya koymuş yazar. Öykülerini okurken ya evet bunu ben de yaşadım, bunu nasıl düşünemedim dediğim oldu. Özetle öykülerini çok sevdim.
February 7, 2021
Yazarın düzgün bir üslubu var , ama özgün konu ve anlatım bulamadım bu kitapta. Zaten çoğu yerli öykü kitabında da bu dediklerim yok. Herkes aynı şeyleri aynı dille yazıyor. Bence risk alınmalı. Çeviri edebiyatta bu yeknesallik yok.
July 3, 2023
Son zamanlarda okuduğum öykü kitaplarının en iyilerindendi. Her bir öyküde ülke ahvalinden bir şeyler var. Ancak bu durum kitabın edebi olarak yavanlaşmasına, didaktikleşmesine neden olmamış. Dilinin yalınlığını, sakinliğini, akıcılığını da çok sevdim.
December 12, 2023
Ne dilden ne kurgudan ödün veren (yeni dönem öykülerde nadir bir durum) bu öyküler arasında favorim “Çimento”. İnşaat sahasına dönüşen ülkemizin çimentosunda da kan var çünkü. Sadece iş cinayetleri nedeniyle değil doğaya, insana, hayvana ait yaşam alanlarını yok edişiyle de.
April 24, 2019
Birbirinden beter öyküler
May 23, 2019
Oykuler ortalama aslinda. Ancak Yekta Kopan betimlemelerinden ziyade kaplan desenli battaniyelerdeki gozlem gucu bana gore daha cekici.
Bir de Plazada Huzur.
Bir de Plazada Huzur.
June 30, 2019
Harika öyküler, çok sevdim.
November 19, 2019
“Ama ruhunuza tamamen yabancı olan, sadece önünüze çıkmakla da güzel gelmez.”
November 27, 2020
Leziz ve vurucu. Bir de romanda şansını denemeli Pınar Hn
June 2, 2021
İnsanın aptallığı ne kadar kısa zamanda geçebiliyor değil mi? Saflığı da.
Bu cümle yetti bana..
Bu cümle yetti bana..
May 18, 2022
Yaşamı da insanı da çok ince ayrıntılarla ve su gibi sade bir dille anlatmış. Bütün karakterleri çok canlı. Çok keyifle okudum.
June 3, 2022
Yazarı, dilini, kelimeleri kullanışını, birbirinden kopuk görünen ama çok derinden örülü hikaye kurgusunu çok beğendim.
Displaying 1 - 30 of 34 reviews



























