Şiirleri ile tanıdığımız Melih Cevdet Anday’ın tiyatro oyunu.
İsim yok, sadece iki kişi; kadın ve erkek. Tek bir mekan; bir ev. Diyalogları birbirinden bağımsız ama her bağımsız diyalog birbiriyle ilişkili. Birbirlerine kurdukları her cümle gerçek de olabilir uydurma da… Birbirlerini yeni tanıdıklarını sanıyoruz ama eski bir tanışıklık da olma ihtimali var.
Certified Copy filmine çok benzettim birçok açıdan. Filmde de çocuklu bir kadın, yazar olan bir erkek, düzensiz ve derinlikli diyaloglar… Yeni mi tanıştılar yoksa yeni tanışmış gibi oyun oynayan evli iki insan mı size bırakıyor.
Kitap da öyle, birçok yerde gerçek ve uydurmaca olan iç içe ve asıl olanı seçme tercihi size kalıyor. Okuyucuyu her iki ihtimale de ikna edebilen böyle kurgular çok zekice.
Bir gün bir yerde bu oyun oynanırsa izlemeye gitmem sanırım. Korkuyu Beklerken’i okuduktan sonra, oyununa giderek yaşadığım hayal kırıklığına tekrar uğramamak için gitmemeliyim :) Tek veya az kahramanlı böyle iyi eserler sahnede ziyan ediliyor çoğu zaman.
Kitaptan şu harika ‘mutluluk’ tasvirini de buraya bırakıyorum:
“Mutluluk nedir diye sorsanız bana, kaşıntıdır derim.
Bir gün az kaldı mutlu oluyordum. Bir sancı saplandı belime, kıvrana kıvrana yatağa düştüm. Böbrek taşı imiş. Sancıdan öleceğim.
Sabaha karşı idi, doktor geldi, morfin yaptı. Derdemez o korkunç sancı kesiliverdi, çok güzel bir dünya başladı birdenbire...
İnanamıyordum...
Mutlu idim, tam anlamı ile mutlu... Mutluluğumu doya doya tatmak istiyordum...
Ama o ara, kulağımın arkası kaşındı azıcık. Şöyle sinek ısırmış gibi.
Bense kolumu kıpırdatmak istemiyordum, mutluluğuma ara vermemek için. Ama o kaşıntı bozuyordu mutluluğumu. Çaresiz kaldırdım kolumu, kulağımın arkasını kaşıdım, tam olsun mutluğum diye.
Kolumu gene yanıma uzattım. Biraz sonra... Biraz sonra gene o kaşıntı. Kaşıdım, biraz sonra gene. Gene kaşıdım.
Bitmedi, bitmedi namussuz kaşıntı, iğneledi durdu ve berbat etti mutluluğumu.
O günden beri, ne zaman şöyle mutluluğa benzer bir şey duyacak olsam, bakalım bunun kaşıntısı nerden başlayacak diye beklerim.
Beklediğim de gelir başıma."
s.115