رواية القاضي كوسيه، هي رواية تاريخية يصحبنا فيها الكاتب في رحلة إلى تخوم الدولة العثمانية، وصولات وجولات سلاطينها ضد دول أوروبا الشرقية، حيث تسير بنا الاحداث في سياق بوليسي مثير، بين مؤامرات هنا، وغارات هناك، وتحالف هنا، وانفصال هناك، وتعد هذه الرواية أولى الروايات التي تناولت الحرب العثمانية المجرية، وهي محاولة للإجابة عن عدة أسئلة.
İstanbul’da 20. Yıl İlkokulu'nda (1939), Karagümrük Ortaokulu'nda (1942) okudu. Daha sonra Sultanahmet Sanat Enstitüsü'ne devam etti. O sıralarda ilk hikâyelerini yazmaya başladı. Sanat Enstitüsü'nü bitirdikten sonra Haliç Tersanesi'nde ustabaşı oldu.
Askerliğini 1947'de Erzurum'da yaptı. İki yıl Almanya'da kaldı. Almanya'da kaldığı sırada batı dünyasını da yakından tanıma fırsat buldu. Yurda döndükten sonra 1956’dan vefatına kadar İTÜ’de kaynak öğretmeni olarak çalıştı.
Yeşilköy hava alanında çalıştığı sıralarda, tanıştığı edebiyat ustaları kendisiyle yakından ilgilenirler. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın evindeki bir sohbette yazdıklarını dinleyen Tanpınar, "Devam et evladım. Sen on tane Sait Faik edersin" der.
1959'da hikâyelerini "Bir Çınar Vardı" adlı kitapçıkta topladı. Bu kitapçık otuz hikâyecikten meydana geliyordu. Akbaba dergisinde mizah öyküleri olarak yayımlanmıştır.1969 yılında evlendi.
1970-1971 yılları arası Köse Kadı - Uçdaki Adam - Sokakta olmak üzere üç roman yayınladı. Yayınlamadığı hikâyeleri yeniden gözden geçirilip ilavelerle Göç Zamanı adıyla basıldı. "Köse Kadı" adlı roman çeşitli film şirketleri tarafından senaryo için istenmiş fakat eşi ve kızı Zeyneb'in, bu filmin Kuruluş filmi ayarında ve sekiz-on bölümlük bir dizi film olmasında ısrarları sebebiyle projeler gerçekleşmemiştir.
هذه الرواية تعانى من خلل ما فى صياغتها بكل تأكيد إما بسبب أن النص الأصلي لم يكن جيداً من الأساس أو أن الترجمة لم تكن على المستوى
بعد قراءة أكثر من ربع الرواية أنت فى حالة من التوهان التام. أبطال الرواية ظهروا هكذا من العدم وكأن هذا شىء بديهي يعرفه القارىء من الأساس !!!
على مستوى السرد ؛ حدث ولا حرج عن مدى السوء والتشتت والتداخل الرهيب فى الأحداث. أنت فى حدث ما وفجأة تجد نفسك مع سرد يخص حدث أخر وشخصيات أخرى ظهرت فجأة لا علاقة لها بما كنت تقرأه منذ ثوان قليلة !!!
لا يوجد أى تنسيق ولا فواصل بين الأحداث الا بعد مرور عدة كيلومترات من الجري وراء الأحداث المبهمة !!!. ناهيك عن تضارب الأسماء وألقابها طيلة الوقت. مرة أنت مع لقب الكونت ثم فجأة مع اسم الشخصية ثم مرة ثالثة مع كُنية أخرى لها
حقيقة لا أعلم أن يكمن الخلل بالضبط !!!. هذه الرواية إما أنها لا تصلح للترجمة من الأساس أو هى بحاجة إلى إعادة ترجمتها من البداية
يؤسفني أن أقول أنها لا تستحق القراءة ولا تضييع الوقت معها وبالتالى لا تستحق أى تقييم على الإطلاق
İlk önce söylemem gerekir klasik roman iskeletine göre daha girift yazılmış bir kitaptı. Bu gözünüzü korkutmasın ben en başta ''ne oluyor?'' diye düşsem de sonra toparladım ve hikayeye daldım. Serhad boylarında hem kendi milletleri hem de düşman (siyaseten) milletin refahını sağlamak için çırpınan insanları okuyorsunuz. Öyle yabancısı olduğunuz tipler değiller, hepsi müthiş kahramanlıklar barındırıyorlar. Milli şuurları öyle keskin ki bir görevden bir göreve atılırken içlerine şüphe düşmüyor. Bu inanmış yiğitlerin Macaristan'ın sömürülen kimliğine bir nefes getirme çabalarını takdir edeceksiniz. Bu farklı anlatım tarzına hemen ısındım diyebilirim. Tek hoşuma gitmeyen öyle bir yerde bitti ki kitap devam kitabına hemen başlamazsam meraktan ölürdüm. -_-
Yapılabilecek her ayrımcılık yapılmış kitapta. Her satırdan kötülük, nefret akıyor. Müslüman Türk erkek dışında her şey aşağılandı. Diğer dinler acımasız, yalan, yanlış olduğu gibi kadınların da hiçbir değeri yok. Bir noktada Macarlar silah karşılığında kadın takas ettiler. Çocuk gelin ve kadına saygısızlık kol gezerken, bazı kadın karakterlerin adı bile yok. Kadınların yaptığı tek şey sevişmek, evlenmek. Tabii adamlara hizmet etmeyi unutmamak lazım. Bir de Yahudilik bir başka aşağılanıyor kitapta. Kitap, sanki kendinin çok iyi olduğunu, tek doğru yol olduğunu ve onun kendi yolu olduğunu, insanları bu yola sokarak hayatlarını aydınlatacağına inanan biri tarafından yazılmış gibi.
Uzun zamandir kitapligimda bekliyordu. Ben bu kitabi 2008'de Istanbul'dan almistim. Benimle 4-5 ulke gezmistir okumak simdiye nasipmis, detayli yorum gelecek.
Köse Kadı, Bahaeddin Özkişi'nin Osmanlının yüzyıllarca Rumeli ve Orta Avrupa topraklarında nasıl kaldığına aradığı cevaptır. Sayı üstünlüğü, teknik üstünlük matematik ile bu mesele açıklanamıyor ise mutlaka bunun başka bir cevabı vardır ve şu an devletimizin içinde bulunduğu durum bize bu cevabı aramayı zorunlu kılıyor. Kitapta bulunan cevap ise açık ve net olarak "adalet"tir. Adalet sadece hukuksal olarak değil geniş manada alınmalıdır. Kitapta da birçok kez zikredildiği gibi bu adalet İslam kökenlidir. Emaneti ehline vermek, yoksulluk ile savaşmak, zulmetmemek, masuma kesinlikle zarar vermemek...
Ve en önemlisi fedakarlık. Devlet için kendi devletin tarafından kulaklarının kesilmesine göz yummak. Küçük zararlarla büyük faydaların sağlanabileceğinin idrakinde olmak. Kendini devletle ve milletle bir görmek. Devlet ve millet içerisinde erimek. Bu kavramları yazarımız istihbarat kurumunu işleyerek anlatmış. Bu da kitabın olay örgüsünü geliştirmiş ve aynı zamanda onu sürükleyici bir roman haline getirmiş. Yazar bir yandan okuyucuyu Osmanlı hakkında düşünmeye zorlarken diğer yandan bir sonraki sayfada olayların nasıl gelişeceğini de merak ettiriyor.
Vurgulanan bir diğer nokta, Arşidük Karoli'nin babasıyla uzun sohbeti ve kendi düşünceleri sonucu Türklerle savaş taktiği. Arşidük Türklerin tanımlayamadığı bir kaynaktan gelen farklı bir kuvveti olduğunu söylüyor. Biz anlıyoruz ki o kuvvet teşkilatçılık ve fedakarlıktır. Bunların kaynağı da İslam gayretidir. Arşidük bu gayreti ve dinamizmi yok etmek için Türklere herşeyi vermeyi düşünüyor. Bu herşey altın, içki ve kadındır. Yani Arşidük Türkleri bunlarla yatıştıracak ve uyuşturacaktır. Türklerin gayretini elinden alan Arşidük daha sonra onları Macar topraklarından atacaktır. Yazar aslında Modern Türklerin uyuşukluğunu iğnelemiştir. Bu fikir kitapta başarıya ulaşmaz, fikir olarak kalır ancak maalesef günümüzde geçerlidir...
10. sınıfta edebiyat dersi kitap raporu için - Mustafa A. hocamızın dersi - okumuştum. Aşırı bayılmasam da sevmiştim. Ancak sınıf arkadaşlarımın fazlasıyla saçma bulmaları beni hayret ettirmişti.