Aleksandros Papadiamantis’in altı öyküsünden oluşan Düşkün Derviş seçkisi, yazarın edebi serüvenini yansıtmanın yanında, izleyen yıllarda Ege-Akdeniz havzasındaki edebi, kültürel arayışlara temel oluşturacak motifler barındırmaktadır. Doğduğu ve çocukluğunu geçirdiği adalardaki yoksul halkın yaşantısı, âdetleri, gündelik karşılaşmaları ve gerilimleri Papadiamantis’in alabildiğine yalın, neredeyse masalsı dilinde yansımasını bulur. Meçhul bir yoksul Müslüman, intikam ile kabulleniş arasında salınan denizci delikanlı, istemeyerek gelin geldiği evden kaçmaya çalışan genç kadın ve tefeciler, balıkçılar, kahvehaneciler Papadiamantis’in öykülerinde ortak bir hümanizmin yapı taşlarını oluşturur.
*Sıla Özlemi *Başak Toplayıcı *Aşk ve Yiğitlik *Düşkün Derviş *Hisar’daki Hz. İsa Kilisesi’nde *Dalgalarda Düş Kurmak
Alexandros Papadiamantis (Greek: Αλέξανδρος Παπαδιαμάντης) was an influential Greek novelist and short-story writer. He was born in Greece, on the island of Skiathos, in the western part of the Aegean Sea. The island would figure prominently in his work. His father was a priest. He moved to Athens as a young man to complete his high school studies, and enrolled in the philosophy faculty of Athens University, but never completed his studies. He returned to his native island in later life, and died there. He supported himself by writing throughout his adult life, anything from journalism and short stories to several serialized novels. From a certain point onwards he had become very popular, and newspapers and magazines vied for his writings, offering him substantial fees. Papadiamantis did not care for money, and would often ask for lower fees if he thought they were unfairly high; furthermore he spent his money carelessly and took no care of his clothing and appearance. He never married, and was known to be a recluse, whose only true cares were observing and writing about the life of the poor, and chanting at church: he was referred to as "kosmokalogeros" (κοσμοκαλόγερος, "a monk in the world"). He died of pneumonia.
"o narin bir dokunuş bir yük değil, bir rahatlama, bir dinlenmeydi. Hiçbir zaman kendimi o yükü taşıdığım an kadar hafif hissetmemiştim. Bir anlığına ellerimle bir rüyayı, kendi rüyamı kavrayabilen insan olmuştum." Aleksandros Papadiamantis Düşkün Derviş s.104
"Η θρησκεία, η γλώσσα, τα έθνη και οι παραδόσεις είναι απλώς συμβάσεις ορισμένων κοινωνικών ομάδων που έχουν την ανάγκη να νιώθουν μέλη ενός συνόλου. Τίποτα από όλα αυτά όμως δεν πρέπει να τους χωρίζει, αφού στην τελική όλοι είναι μέλη ενός ευρύτερου συνόλου, του ανθρώπινου."
Papadiamantis, kanımca Modern Yunan Edebiyatı’nın en büyük düzyazı ve öykü ustası. Bu kitaptaki her kısa öyküyü (Στο Χριστό, στο Κάστρο’yu Almanca çevirisiyle daha evvel de okumuştum) büyük bir keyifle okudum. Hayata dair, olması gerektiği gibi, insana dair hikâyeler… Ari Çokona’nın ise ne kadar muazzam bir çevirmen olduğunu tekrar hatırladım.
Değişik bi deneyimdi. Yazarı tanımıyorum kör aldım bu kitabı, zamanında gazetede yazılan 6 hikayenin derlemesi. Hikayelerin kendileri güzel ama hepsinin sonu çok muğlak bitiyor ve 3.hikayenin sonu da böyle bitince bende koptum açıkcası devamını getirmeyi erteleye erteleye anca yeni bitirdim. Yazılan zaman ve gazetede yayınlanmasına bağlı olarak hikayelerin sonunu okurların hayal gücüne bırakmasının kendine has bir tarz olduğu fikrine vardım. Benlik değildi, potansiyeli olan hikayeler yani güzeldi ama tatmin etmedi.
1800 lü yılların sonunda bir adada geçen öyküler öyle güzel yazılmış ki kendinizi ada atmosferinde bulup onu yaşıyorsunuz. Muhteşem Çeviri ve Açıklamalar.... Altı öykü: Yaşlı kocası ile yaşayan kadını karşı adaya ailesinin yanına küçük bir kayıkla geçiren Mathias ın öyküsü ile başlıyor. Uzun zamandır haber almadığı oğlundan Para gelen kadın ve Bankerin ilişkisini okuyoruz. Bir diğer öyküde aşık olduğu kızı başkası ile evlendiği günün ardından başka adaya götüren kayıkçı Yorgo'nun duygularına ortak oluyoruz. Bekçilerin kapattığı sabahçı kahvehane yüzünden Kış mevsiminde sokakta kalan derviş ve Noel ayinini bir adak yüzünden karda kışta uzaklardaki başka kilisede icra etmek isteyen insanların karşılaştığı süprizler ile güzel yeğeni ile yaşayan yaşlı papaz.....
Yazar doğup büyüdüğü Skiathos adasında geçen kısa hikayeler anlatıyor ama hepsi de sonuçta dini inancına varıyor. Eğer illa böyle sonlar olmasa hikayeler daha etkileyici olurdu diye düşünüyorum.