Burçe Bahadır, Deliliğe Zarif Bir Giriş adlı öykü kitabında ışıklı kulede güvenlik görevlisi olma hayaliyle yanıp tutuşan gencin, adını ancak haberlerde duyduğu diyarlarda doktorluk yapan genç kadının, gitmekle kalmak arasında bir ömür sallanıp durmuş kadınların, sevecen ama ‘suçlu’ dedelerin, geleneklere çıkan yola kendini gömen Miyase’nin, hesabı divana kalmış Prenses Diana’nın ve tüm çocukların düşlerine çöreklenmiş karakoncolosların resmini çizerken, bütün bunların ‘normal’ bir akılla anlatılamayacağının da farkında. Her gün biraz daha dayanılmaz bir yer haline gelen dünyamıza, incelikle delirmeden katlanabilmek mümkün mü? Duruşu, tavrı kadar öyküleriyle de kadınlardan, çocuklardan ve yaşamdan yana olan yazar, gerçekliği normalleştirmek yerine incecik deliren kahramanlarının kabullenmeme tavrını öne çıkartıyor. Işıklı kulenin, sevecen dedelerin ya da Koncolos’un kurt pençelerine karşı durmaktan, gerekirse zarifçe delirmekten ama ‘yeter’ demekten yana. Öyküleri umudu çoğalttığı kadar insan denen varlığa da inanç taşıyor.
Yazar bu kitabı ile 2023 Haldun Taner Öykü Ödülünü kazandı.
Harika bir kitap. İçeriğinde on iki adet öykü yer alıyor. Yazarın dilini çok sevdim. Özellikle ‘Işıklı Kulenin Dibi’, ‘Kara Konçlu Koncolos’, ‘Deliliğe Zarif Bir Giriş’ ve ‘Giderim’ öyküleri başta olmak üzere hepsi güzel öykülerdi.
Yazarın eserlerine zarif bir başlangıç oldu, diğer kitaplarını da okumak istiyorum.
"Deliliğe Zarif Bir Giriş", kadınlara dayatılan 'makul' kalma zorunluluğuna karşı şiirsel bir başkaldırı. Burçe Bahadır, deliliği bir bozukluk değil, ataerkil düzende bastırılan kadın öfkesinin ve suskunluğunun yankısı olarak kurguluyor. Zarif diliyle içimizdeki çığlıkları kelimelere döküyor. Feminist bir okuma için güçlü bir durak. ✊📚
Bayıldım. Yazarın okuduğum ikinci kitabı. Kendine has tarzı yine her öyküde başka bir hayata çekiyor. Çok dozunda bir dert ve keder, bir tutam isyan, biraz çaresizlik ve bazen biraz iç soğuması… bir sonraki kitabı iple çekiyorum.