What do you think?


Dün, sanki bin yıllık uzak bir zamandır…
432 pages.
432 pages, Paperback
Published June 1, 2009
Ratings & Reviews
Friends & Following
Create a free account to discover what your friends think of this book!
Community Reviews
Displaying 1 - 1 of 1 review
June 19, 2024
Sina Kabaağaç, İstanbul Üniversitesi Klasik Filoloji Bölümü’nde (Latin Dili ve Edebiyatı) 30 yıl öğretim üyeliği, kendi ifadesiyle okutmanlık yapmış. Akademik kariyer için hırsı olmamış. Annesi Hamdiye Vecihi, babası Cevat Şakir Kabaağaçlı (CŞK). Anılarını yazmış fakat düzenleyemeden 17 Eylül 1997'de ölmüş. Meslektaşı Erendiz Özbayoğlu ve 4 kişilik bir ekibin çabasıyla el yazıları kayda geçirilip düzenlenerek kitaplaştırılmış. Zor bir işi başarmışlar. Kitabın bölümleri arasında kopukluklar, anlatım farklılıkları veya tekrarlar hemen fark ediliyor ama bundan iyisi olmazmış.
Kitabı okuyunca "Hoca keşke edebiyata daha yakın olsa, öykü ve roman yazsaymış" diye düşündüm. Bazı bölümleri çok güzel yazmış/anlatmış. Fakat özel bir sebebi olmayan okumaz sanıyorum. Benim özel sebebimi anlatayım. Kışın bir arkadaşımın hazırladığı işe yardımcı olmak için CŞK biyografisini çalışmayı kabul etmiştim. Arkadaşım, Sina Hoca'nın öğrencisi olmuş ve hocasını harika bir insan olarak anlattı. Hoca hakkında yazılanlardan anlaşılan bütün öğrencileri onu çok sevmişler.
CŞK'nin Hamdiye Hanım'ı boşamasını kısaca anlatalım, çünkü Sina Hoca'nın anlatısında bir ömürlük travma gibi görünüyor.
CŞK, 1925’te Bodrum’a sürgün cezası alır. Mahkeme sürecini ve Bodrum’a gidişini “Mavi Sürgün” adlı kitabında anlatıyor. Bodrum’a vardıktan sonra ısrarlı mektup ve telgraflarla Hamdiye’nin derhal gelmesini ister.
Hamdiye Hanım, Bodrum'a geldikten sonra Kaymakam tarafından bir ilköğretim okuluna müdür yapılır. Çünkü mektepli eğitimcidir; öğretmen okulunu bitirmiştir. Üstelik aile kökünde Rodosluluk vardır. Hamdiye Hanım, Rodos'tan göçenlerin ve mübadillerin çocuklarının olduğu okulda, çok genç ve deneyimsiz olmasına rağmen, kısa sürede sevilen bir öğretmen olarak başarılı olur.
Hamdiye Hanım, Muğla'ya eğitim için gönderildiği bir dönemde, ardından CŞK boşanma mektubu gönderir. Anlaşılması için tekrarlayacağım: CŞK, karısı Hamdiye'yi, Bodrum'dan Muğla'ya bir eğitim için gittiğinde, arkasından gönderdiği bir mektup ile boşadığını bildirir. Yıllar sonra 'aldatıldığını düşündüğünü söyler. İlk eşi Agnesia'yle ilgili de bir 'aldatılma' şüphesinden bahsedilir ve hatta baba cinayetinin sebebinin bu olduğu da söylenir. Sina Hoca kitabın 134. sayfasında önceki şüphelere de gönderme yaparak yorumlamış.
"Annem, “Cevad, bana bunu da mı yapacaktın?" diye sorduğunda, “Ne bileyim ben” diyor, “senin artık Mordoğan’a bir daha dönmeyeceğini sanmıştım; Muğla’dan doğru İstanbul’a gidersin diye düşündüm.” Yahu bu adam kendini Tanrı mı sanıyor? Kafasında tasarladığı olayların, gerçek hayatta da hayata geçeceğini mi düşünüyor? Daha önceleri de bu konuda feci yanılgılara düştü, üstelik az kalsın ipe gidecekti, ama vazgeçemez bu huyundan, kafasının, ruhunun kimyası böyle." (134. sy)
Boşanmanın hemen ardından 15 yaşındaki (ya da 16, daha fazla değil) Hatice ile evlenir CŞK.
Hamdiye, tayinini ister fakat gerçekleşmez. Mecburen Mordoğan'a (Sina Hoca kitabında asla Bodrum demiyor.) döner ve öğretmenliğe devam eder. Hakkında söylentiler çıkınca okulundaki bir öğretmen olan Süleyman Nuri Öz ile evlenir. Sina Hoca, kitabında bu üvey babayı, iyi birisi olarak anıyor.
Sina Hoca’nın babasının üçüncü eşi Hatice'den olma kardeşleri İsmet, Aliye ve Suat ile ve annesinin ikinci eşi Süleyman Nuri Öz'den olan kardeşleri Güner Büyüklimanlı ve Kaya Öz'le ilişkileri her zaman iyi olmuş.
Kitabın son kısmında (405-422), “Fındıklı, Edebiyat Fakültesi” ve “Üniversite” başlıklı bölümlerde İÜ Klasik Filoloji bölümüyle ilgili anılarını anlatıyor.
Kitabı okuyunca "Hoca keşke edebiyata daha yakın olsa, öykü ve roman yazsaymış" diye düşündüm. Bazı bölümleri çok güzel yazmış/anlatmış. Fakat özel bir sebebi olmayan okumaz sanıyorum. Benim özel sebebimi anlatayım. Kışın bir arkadaşımın hazırladığı işe yardımcı olmak için CŞK biyografisini çalışmayı kabul etmiştim. Arkadaşım, Sina Hoca'nın öğrencisi olmuş ve hocasını harika bir insan olarak anlattı. Hoca hakkında yazılanlardan anlaşılan bütün öğrencileri onu çok sevmişler.
CŞK'nin Hamdiye Hanım'ı boşamasını kısaca anlatalım, çünkü Sina Hoca'nın anlatısında bir ömürlük travma gibi görünüyor.
CŞK, 1925’te Bodrum’a sürgün cezası alır. Mahkeme sürecini ve Bodrum’a gidişini “Mavi Sürgün” adlı kitabında anlatıyor. Bodrum’a vardıktan sonra ısrarlı mektup ve telgraflarla Hamdiye’nin derhal gelmesini ister.
Hamdiye Hanım, Bodrum'a geldikten sonra Kaymakam tarafından bir ilköğretim okuluna müdür yapılır. Çünkü mektepli eğitimcidir; öğretmen okulunu bitirmiştir. Üstelik aile kökünde Rodosluluk vardır. Hamdiye Hanım, Rodos'tan göçenlerin ve mübadillerin çocuklarının olduğu okulda, çok genç ve deneyimsiz olmasına rağmen, kısa sürede sevilen bir öğretmen olarak başarılı olur.
Hamdiye Hanım, Muğla'ya eğitim için gönderildiği bir dönemde, ardından CŞK boşanma mektubu gönderir. Anlaşılması için tekrarlayacağım: CŞK, karısı Hamdiye'yi, Bodrum'dan Muğla'ya bir eğitim için gittiğinde, arkasından gönderdiği bir mektup ile boşadığını bildirir. Yıllar sonra 'aldatıldığını düşündüğünü söyler. İlk eşi Agnesia'yle ilgili de bir 'aldatılma' şüphesinden bahsedilir ve hatta baba cinayetinin sebebinin bu olduğu da söylenir. Sina Hoca kitabın 134. sayfasında önceki şüphelere de gönderme yaparak yorumlamış.
"Annem, “Cevad, bana bunu da mı yapacaktın?" diye sorduğunda, “Ne bileyim ben” diyor, “senin artık Mordoğan’a bir daha dönmeyeceğini sanmıştım; Muğla’dan doğru İstanbul’a gidersin diye düşündüm.” Yahu bu adam kendini Tanrı mı sanıyor? Kafasında tasarladığı olayların, gerçek hayatta da hayata geçeceğini mi düşünüyor? Daha önceleri de bu konuda feci yanılgılara düştü, üstelik az kalsın ipe gidecekti, ama vazgeçemez bu huyundan, kafasının, ruhunun kimyası böyle." (134. sy)
Boşanmanın hemen ardından 15 yaşındaki (ya da 16, daha fazla değil) Hatice ile evlenir CŞK.
Hamdiye, tayinini ister fakat gerçekleşmez. Mecburen Mordoğan'a (Sina Hoca kitabında asla Bodrum demiyor.) döner ve öğretmenliğe devam eder. Hakkında söylentiler çıkınca okulundaki bir öğretmen olan Süleyman Nuri Öz ile evlenir. Sina Hoca, kitabında bu üvey babayı, iyi birisi olarak anıyor.
Sina Hoca’nın babasının üçüncü eşi Hatice'den olma kardeşleri İsmet, Aliye ve Suat ile ve annesinin ikinci eşi Süleyman Nuri Öz'den olan kardeşleri Güner Büyüklimanlı ve Kaya Öz'le ilişkileri her zaman iyi olmuş.
Kitabın son kısmında (405-422), “Fındıklı, Edebiyat Fakültesi” ve “Üniversite” başlıklı bölümlerde İÜ Klasik Filoloji bölümüyle ilgili anılarını anlatıyor.
Displaying 1 - 1 of 1 review


