Hanene Ay Doğacak adlı ilk kitabıyla 1993 Yunus Nadi Öykü Ödülü'nü kazanan ve büyük bir ilgi odağı olan Şebnem İşigüzel, öykü yazmayı başarıyla sürdürüyor.
Öykümü Kim Anlatacak adlı bu kitabında oldukça şaşırtıcı öyküler bulacaksınız. Bu öykülerde sanki bir iksir var. Bu iksiri içince, insan bir balona tutunup yükselir gibi yaşamına tepeden bakabiliyor ve tepeden bakınca da, geniş bir ovaya benzeyen tutkularını görebiliyor. Sonra da bu geniş ovanın üzerine bir kent gibi oturttuğu avuntularını, kaçışlarını, beklentilerini...
Bu genç yazar, okurlarını değişik dünyalara doğru yolculuğa çıkarırken, bazan Fellini filmleri kadar eğlenceli öyküler de anlatıyor.
1973 yılında doğdu. İstanbul Üniversitesi’nde antropoloji okudu. İlk kitabı Hanene Ay Doğacak 1993 yılında yayımlandı. Aynı yıl Yunus Nadi Öykü Ödülü’ne değer bulundu. Sonra sırasıyla Öykümü Kim Anlatacak (öykü, 1994), Eski Dostum Kertenkele (roman, 1996), ağırlıklı olarak Radikal İki’de yayımlanan yazılarını topladığı Neşeli Kadınlar Arasında (deneme, 2000), Sarmaşık (roman, 2002), Çöplük (roman, 2004), Resmigeçit (roman, 2008), Kirpiklerimin Gölgesi (roman, 2010), Venüs (roman, 2013) ve Ağaçtaki Kız (roman, 2016) kitapları yayımlandı. 2016 yılında İletişim Yayınları tarafından yayımlanan Gözyaşı Konağı, Ada, 1876 adlı romanıyla Duygu Asena Roman Ödülü’nün sahibi oldu. Çocuklar için Annem, Kargalar ve Ben’i (2011) yazdı. Hayatını yazarak sürdüren Şebnem İşigüzel, Tamar ile Ararat’ın annesidir.
Dümdüz akmamış hayatları, takılmış duyguları, tutkulu aşıkları ve trajedileri, tuhaf bir normallikte ve neşeyle harmanlayarak bize sunuyor. Uzaktan bakınca küçük gibi gözüken hayatlar. İşigüzel öykülerinde elimize bir mercek veriyor ve bize bu hayatları anlamamız ve daha yakından bakmamız için bir araç oluyor. Okurken hem gülüyorsunuz, hem hüzünleniyorsunuz; çünkü geçmiş ve bugün, mizah ve hüzün, öylesine ustaca iç içe geçiyor ki, her sayfa bir keşif gibi. Karakterlerin hayat hikayelerini dinlerken, yazarın anlatımı onları yargılamalara karşı koruyor sanki. Yargılamıyorsunuz yaşananları ben olsam öyle yapmazdım demedim mesela ben.. -ki bir okur olarak oldukça sık yaparım bunu. Zor konuları, zor kararları, zor kişilerin olağan hayatlarını okuyoruz gibi.
Şebnem İşigüzel’den yıllar önce Hanene Ay Doğacak isimi öykü kitabını okumuş ve çok etkilenmiştim. İşigüzel’i yeniden okumak için neden bu kadar bekledim bilmem. Öykümü Kim Anlatacak’taki neredeyse tüm öyküleri çok severek okudum. İşigüzel öykülerini 90’ların ikinci yarısına yaklaşırken yazmış. Bunun bilincinden miydi bilmiyorum; ama yer yer 90’ların o özlediğim havasını da soluyormuş, o yıllardan birindeymişim gibi hissettim. Bu da bana kitabı daha çok sevdirdi. :)
Guzel bir haftasonu okumasi oldu. Daha once hicbir kitabini okumayisima sasirdim. Yazarin bu kitabi 21 yasinda yazdigi dusunulurse cok basarili ve vurucu oykuler var diyebilirim. Hele bir de 1990'li yillari dusudugumuzde daha bir degerli geldi oykuler. Inanmasi guc ama 30 yil olmus (konumuzdan bagimsiz)
Kesinlikle her okuduğumda çok çok etkilendiğim bir kitap. Şebnem İşigüzel, bu kitabıyla en sevdiğim yazar haline gelmişti, yıllar sonra işte tekrar okudum ve değişen bir şey yok. İnsanın içinde bir yerlere dokunan, kimi zaman sızlatan, kimi zaman rahatsız eden, kimi zaman da acıyan bir yerleri okşayan öykülerle dolu. Kitaba sarılmak, sarılmak ve hiç bırakmamak istiyorum. 10 küsur yıl önceki tüm okumalarımda da, yıllar sonra şimdi okuduğumda da aynı hislerle doldum. Şebnem İşigüzel, seni seviyorum!