Bilmediğim ne çok kadın yazarımız varmış. Güzide Sabri 1901-1944 yılları arasında eserler vermiş, ilk romanı Münevver 'i 13 yaşındayken yazmış ve kitap basildiktan sonra yabanci dillere de çevrilmiş. Necla, yani bu kitap, günümüz için pek enteresan değil ama Güzide Sabri çok ilgi çekici.
Sonu yine kadın(lar) cinayetiyle biten bir kitap..girift ve karmaşık ilişkiler..ilginç bir kitap ancak yaşanmamış şeyler de diyemiyorsunuz konusu hakkında..
Güzide Sabri’yi ilk defa okuyorum. Hikaye başta basit dursa da, yazıldığı dönem itibariyle cesur bir eser. Necla’nın hayat ve kötü insanlar tarafından ordan oraya sürüklenmesi, başına gelenlere rağmen her darbeden sonra yeniden ayağa kalkması, çalışarak kendine bir hayat kurması iyi verilmiş. Ailesi, özellikle annesi ve kardeşi korkunç karakterler… Çok fazla dram yaşanmasına rağmen, yazım dili ve olay örgüsü açısından iç sıkmayan, akıcı bir kitap. İnsanların kötü yanını, zaaflarını, ikiyüzlülüklerini irdeleyen Güzide Sabri, keşke eseri biraz daha detaylı, daha uzun yazsaydı diye düşünmeden edemedim.
aslında sonuna kadar akıcı, keyifli, hatta film olsa izlenir diye düşündüğüm bir kitaptı ancak sonu birden bire pat diye ve beklenmedik bir şekilde bitti, irfan'ın babasının içindeki ateş, irfan'ın içindeki ateşten daha çokmuş demek ki, ne hissedeceğimi tam olarak bilemediğim bir son olsa da, sona gelene kadar ki kurgu, betimlemeler gayet güzeldi
Resmen Yeşilcam filmi gibiydi. Zavallı Necla en sonunda hayat sana güldü dedim ama İrfan sen ne mendeburdun ya Necla'nın öz annesi... hani derler ya gökten üç elma düştü resmen hakedilen sondu