Psikanalist ve yazar J.-B. Pontalis’ten anlara ve anılara, kimliklerin iç içe geçişine dair zarif ve çarpıcı bir anlatı.
“Bir Adam Yok Oluyor ‘başlangıçlar’ için de hayli yazmış olan Pontalis’in bu kez ‘bitişe’ değindiği bir kitap. Yaşamının son on yılının başlarında kaleme aldığı bu yapıtta, başlangıç gibi bitişin de uzun bir süreç olduğunu vurguluyor. Onun yetkin kaleminin ürünü olan satırlarından, yaklaşan ölümün bir gerçeklik olarak yadsınamayacağını ama yok oluşun olsa olsa bir yorum olduğunu anlıyoruz, uzun bir yaşamdan onda kalanların capcanlı anlatımını okuyarak.” -Talat Parman
Kitabın ön sözünde söylenene göre yazar şimdiye kadarki eserlerinde açık ismini kullanmamış. İlk defa eserinde ismini açık olarak kullanmış. Daha doğrusu kendine hitaben ama bir yabancıyı anlatmış gibi yazmış. Bir aynanın karşısına geçip direk kendi gözlerinin içine bakarak konuşmak gibi. Ama o gözlere baktığında bir başkasını görür gibi. İçinde yaşayan diğer kişiliklerle konuşmak gibi. İçerisinde çok fazla ''ben'' olan bir kitaptı ve bu kendini arayan, kendini sorgulayan, kendisi ile mücadele içerisinde olan kişilerin cümlelerine hep ilgi duymuşumdur.
Bir Adam Yok Oluyor (Un homme disparait, 1996) J.-B. Pontalis (1924-2013, 89y 🇫🇷) Çeviren: Talat Parman
Bu kitap 1996’da, yazar 72 yaşındayken yayınlanmış. Kitap iki bölüm. Birisi ve öteki olarak bölmüş kitabı yazar. Kitapta ayrıca yoldan geçen ve kitabın adı olan ‘yok olan adam’ gibi müphem tanımlamalar da kullanıyor. Hatta kitabın sonlarına doğru ..bellek ve unutma arasında bir fark göremiyordum.. bile dedirttiriyor baş karakterine.. yani içiçe geçiş hem karakterlerde, hem hafızada, hem anılarda..
Bu kitaba neden yakınlık duyamadığımı bilemiyorum; çevirisinin başarılı olmadığını düşünüyor olmam belki, yahut yazarın dağınıklığı da olabilir, samimiyet eksikliği olarak hissettiğim. İlginç cümleleri vardı, eğer aforizmalar topluyor olsaydım not ederdim.
Ulaşmak isteyip de ulaşamadığım insanları düşündüm kitap boyunca.Aramızdaki mesafenin günden güne artışını ,engel olamayışlarımı (belki de çok çaba harcamamamı).Hayatıma hiç girmemiş gibi aniden çıkmalarını. En çok üzüldüğüm şeyse zamanla bazı duygularımın kalıcı olarak gitmesi bir daha gelirler mi diye düşünürken,gelmesini umuyorum bir yandan da. Bu aralar kitaplarda en çok etkilendiğim şey bir yandan bana düşündürdükleri sanırım.Kendimle savaşımı yenilişlerimi her şeyi sorgulayarak okudum.