Bu bir “kişisel gelişememe” kitabı. Melis Danişmend, bizi tanıdık bir hikayeye kaçırıyor Büyüyemeyenler’de. Aşkta şansının baş aşağı gittiğini görenler, ailesiyle çatışırken artık barışma vaktinin geldiğini fark edenler, “kariyer seçimi”ni gözden geçirenler, yani kendi iç dünyasına dönerek hesaplaşmaya cesaret eden, ama bunu gülerek, kendiyle dalga geçerek, etrafını da zekice iğneleyerek yapabilenlerin kitabı bu.
Kim bilir kaç kişi “bu kitabı ben yazmış olabilirdim” diyecek. Ve tabi ben de. Normalde 1.5 bilemedin 2 saatte bitireceğim 120 sayfalık kitabı ancak 3 güne uzatabildim. Bitmesini istemeyerek, kışını, baharını, yazını, sonbaharını sindire sindire okudum. Yazarla(ve ikiziyle) başımıza benzer şeyler geldiğini, benzer şeyleri gözlemleyen, benzer şekilde yetiştirilmiş, anası babası benzer tornalardan çıkmış kadınlar olduğumuzu bilirdim de, bu kadarını ben de bilmezdim. Kahkaha attığım yerler çoktu, gözlerimin dolduğu da oldu. Röportaj ve anı yazımında kendini kanıtlayan Melis Danişmend’in artık belki de kurguya ve romana geçme zamanı gelmiştir diye düşünüyorum. Yaşar Kemal olmaya özenmemeli, çok başka, çok özel başka bir şey de olabilir insan.
Hey 70’li yıllarda doğanlar, iyi evlat olmaya çabalayanlar, yolda tökezleyenler, yoldan çıkanlar, anne babasını gözleyenler, onların içindeki kendini keşfedenler, büyüyenler, büyüyemeyenler, sağlığından olanlar, hastalıktan yeniden doğanlar, istanbullular, kadıköylüler, yazanlar, yazamayanlar, sevenler, kırılanlar, boşananlar, evlenenler, arkadaşlıktan boşananlar, yalnız kalanlar, kürkçü dükkanına dönenler, dönüp dolaşıp kendine dönenler, hayatı gelişine yürüyenler ya da d hiçbiri ve e hepsi, zamane ruhunu kırklarındaki bir kadının kafa sesinden bolca gülerek, gülerken düşünerek, kendinden şeyleri görerek okumak isteyenler, Büyüyemeyenler hepinize tavsiyemdir.
Müziği gibi kalemi de o kadar naif ve içten ki, sanki oturmuş sohbet ediyoruz gibi. Öyle ince yerlere dokunmuş, öyle güzel gözlemleri var ki toplumumuza, hayata dair, kitabın son sayfasında buruk bir gülümseme vardı yüzümde, ne çabuk bitti dedim, daha yeni başlamıştık oysa. Yalnız olmadığımı hissettirdiği için buraya Melis Danişmend’e bir teşekkür bırakmak istiyorum. Hep söylesin, hep yazsın, hep üretsin…
Okuru sanki 10 senelik arkadaşıymış- ve kadıköyde iş çıkışı buluşup dertleşiyormuş gibi hissettiren bir yazar. edebiyat ne garip; tanımadığımız insanları kelimeleri bir araya getirme yetenekleriyle, hayat tecrübelerini, hayallerini, düş kırıklıklarını, toparlanırken dizlerine batan kıymıkları ayıklarken iyiyim ya bişeyim yok sen nasılsın bu arada canım deyişlerini hissediyoruz. ruhumuz serinliyor.
Bol mizahlı, tüm detayları kendinde saklı anlamlanmış günlük görüntüleri gülümseyerek okudum ama son sayfalarda öyle bir sermiş ki kaçışı olmayan, aranınca bulunabilecek bir şey olmayan duyguları. Geriye bir arkadaş gibi kaldı bu kitap, eski bir dost gibi ara ara tüm dertleri dökmek için alınıp bir köşeye çekilmek üzere.
İmza, kaşe, CV, mühür... artık hangisi olursa diyerek yorumuma giriş yapıyorum.
Bir zamanlar "Masa" şarkısına aşırı derecede taktığım için sesini ve şarkılarını çok sevdiğim biri Melis Danişmend. Geçtiğimiz aylarda ilk kitabını çıkardığını ve isminin Büyüyemeyenler olduğunu görünce kitabın içeriğini okumadan hemen "İŞTE BENİM KİTABIM!" diye heyecana kapılıp listeye eklemiştim. Okumak ise şimdiye nasip oldu. 20'li yaşlarımın başında ama özellikle de şu an sonlarında düşündüğüm çoğu şeyi kitabında bi de onun kaleminden okumak o kadar hoşuma gitti ki anlatamam. Her sayfasında size tanıdık gelen, hayatınızdan birer parça(lar) bulabileceğiniz, size çok güzel duygular yaşatan güzel bir 120 sayfaydı. Umarım başka kitaplar da yazar ve umarım bir gün kendisini canlı dinleme fırsatım olur. İyi ki varsın ✨
Sevgili Melis Danişmend; öncelikle kalemine ve yüreğine ve mizacına sağlık. Kitabın giriş kısmında kol olmaktan bahsetmiştin ve gerçekten kol oldu. Kimi sayfalarda kahkahalar atıp güldüğüm, inanamıyorum bak Melis de benim düşündüklerimi düşünüyormuş dediğim, kimi zaman hüzünlendiğim ve hiç bitmesin dediğim bir kişisel gelişememe kitabı :) olmuş gerçekten. Bu kadar mı olur dediğim aile meselelerinin ortak olması, kendimi arayış yolunda aynı yerlerde çaktığımız farklı insanlar ve aslında aynı hikayeler. Evet yalnız değiliz yalnız değilsin.
Bu günlerde herkesin bu kitabı okumasını şiddetle tavsiye ediyorum. O kadar samimi, içten, dürüst bir anlatım ki. Aynı zamanda akıcı ve komik.
Okuma tıkanıklığımı gidermeme yaradığı için bu kitabı çok sevdim. Melis Danişmend’i 20’li yaşlarımdan beri takip edip, dinleyen, kendim de ilk gençlik dönemini geriden bırakmış biri olarak anlattıklarıyla bağ kurmam hiç zor olmadı. Kendi bilinç akışımı dinliyormuş gibiydim yazdıklarını okurken. Altını çizmeye değer bulduğum cümleler de oldu. İyi ki yazmış ve bizimle paylaşmış. “Hep lanet ettiğin şehir yaşamında, gün batımında köprüden geçerken “Ulan yine de güzelsin be İstanbul!” anı gibi o sesler. Her şeye rağmen, yaşamaya değer.”
Bir büyüyemeyen olarak keyifliydi. Sanki anılar sinemasından bir bilet almıştım kendime. 90'lar; çocukluğum ve ergenlik, 2000'ler ilk gençlik, lise yılları ve üniversite, 2010'lar karakterin oturması, iş hayatı ve hayatın sertleşmesi ve "Gezi" ile birlikte politize olmak...Kısacası eserde kendi öz öykümü bulmuş gibi hissettim. 80'ler başı veya ortasında doğmuş olanlar için tanıdık hikayeler bulacakları bir otobiyografik eser...Yazara teşekkürler 🙏
Farklı sebeplerle benzer yollara girdiğimiz biriyle dertleşme hissi duydum kitap boyunca. Yazar durgunluğundan, üzüntüsünden, öfkesinden bahsederken bile eğlendirmeyi çoğunlukla öncelik edinmiş, benim için çok kıymetli bir şey bu.
Alçakgönüllü bir klasik olacak. İnsan onu ne zaman tekrar eline alsa yeniden keyif verecek bir demirbaş kitap. Yazarın da dediği gibi “hırka gibi sıcacık” bir kitap.