Duygularımız durmadan akan derelere benzer. Doğduğumuzda pırıl pırıl olan o berrak dereye attığımız her sıkıntı, her kaygı, her üzüntü rengini değiştirir, onu bulanıklaştırıp karartır.
Bütün güzelliğine ve ihtişamına rağmen, hayat huysuz ve bencildir. Huysuz bir hayatla mücadele etmek, iyi yaşayabilmek ciddi bir sanattır. O sanatı da hayat kendisi öğretir bize; onun sesini duyanları, özen gösterenleri, anlamaya çalışanları bilir. Ona bakışımızı, duyduğumuz hayranlığı, onunla mücadele etmekten vazgeçmeyeceğimizi hissettikçe, bizimle başka türlü bir ilişki kurmaya başlar. Bize arkasını dönmez, unutmaz. İki kere vursa da üçüncüde öyle güzel şeyler yaşatır ki şaşırır kalırız.
Huysuz hayatla iyi geçinebiliyor, bunun için mücadele etmekten hiç yorulmuyor ve vazgeçmiyorsak, ne mutlu bize. Çünkü sadece bu mücadeleden hiç vazgeçmeyenlerin dereleri güneşte pırıl pırıl parlayarak akar…
Gülseren Budayıcıoğlu bir kez daha kendi “Kırmızı Oda”sının kapısını aralıyor ve orada biriken hikâyelerden seçtiklerini bizlerle paylaşıyor; “hayatın sesi”ni daha iyi duyup anlayabilelim diye…
Dr. Gülseren Budayıcıoğlu, Ankara’da doğdu. TED Ankara Koleji’nden mezun olduktan sonra eğitimine Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde devam etti. Öğrenciliği sırasında, TRT televizyonlarında spikerlik ve sunuculuk yaptı. İhtisasını yaptığı Hacettepe Üniversitesi Psikiyatri bölümünde, on yıl da öğretim görevlisi olarak hizmet verdi. Yıllarca muayene hekimliği yaptıktan sonra, 2005’te Türkiye’nin ilk psikiyatri merkezi olan ve halen Ankara ve İstanbul’da hizmet veren Madalyon Psikiyatri Merkezi-Madalyon Klinik’i kurdu. Madalyonun İçi, Günahın Üç Rengi, Hayata Dön ve Kral Kaybederse kitaplarının yazarı Budayıcıoğlu, televizyon dizisi İstanbullu Gelin’in de eser sahibidir. Psikiyatri bilimini hikâye ve romanlar yoluyla insanlara ulaştırmaya devam eden Madalyon Klinik’in başkanı Gülseren Budayıcıoğlu iki çocuk annesidir.
Nasihatlar, övünmeler, toplumsal mesaj verme kaygısı ve daha birçok sebeple bu kitap maalesef yazarın önceki kitaplarındaki akıcılığa sahip olamamış. Kitabın isminin bile kitap ile uzaktan yakından bir alakası bulunmuyor.
Hayatın içinden, kadına şiddet üstüne yoğunlaşan kısa hikayeler paylaştığı bir kitap olmuş. Öncekilerdeki gibi romansal bir bütünlük aramayın. Bu kitabında toplumumuzda pek çok kadının (maalesef) maruz kaldığı sorunlara değinmek, onlara seslenmek ve belki yalnız olmadıklarını hissettirmek istemiş.
Muhtemelen en sevdiğiniz kitabı olamayacak. Yine de Gülseren Budayıcıoğlu yazmışsa vakit ayrılır, okunur.
Daha önce bütün kitaplarını okuduğum yazar, burada adeta yazmış olmak için kasmış. Şuraya biraz acıklı hasta öykülerini koyayım, 1-2 cümle psikolojik bilgi serpeyim, aralarda da kendi hayat hikayemi öveyim. Saf kibir var kadının cümlelerinin alt metninde ve ben bu yazarı hiç samimi bulmuyorum. Burda yazdıkları inanın hiçbir şey katmıyor insana. Emeğe saygım var ama bu kitaptan gına geldi. Yazara veda kitabım budur..
Tüm kitaplarını okudum Gülseren Budayıcıoğlu’nun sanırım en az beğendiğim kitap oldu. Biraz fazla mesaj kaygısı var gibi geldi. Çok içine alamadı beni. Belki de çok hassas bir konu kadına şiddet, bu sebeple mesaj vermek zorunda hissetmiş olabilir.
(Türkçe) içinde çok değerli bilgiler de bulundursa bana biraz yazmak için yazılmış bir kitap gibi geldi. Daha önceki hikayelerdeki roman havası yok kitapta. Kısa kısa değerli hocamızın anılarını içermekte. Benim için bu yüzden 3 yıldız yoksa okunabilir bir kitap.
(English) The book consists of very precious information however I still searched for previous books of the author. It is not a novel form. It consists of short memories of the dear doctor. Therefore it is 3 star book for me although it is an easy read book