Rusya’da ilk kez 1900 yılında Jizn dergisinde yayımlanan Çukurda, Çehov’un edebiyatçı kimliğine, ülkesinin toplumsal ve siyasi yaşamında son derece etkili bir şahsiyet olarak üstlendiği rolü de eklediği önemli yapıtlarından biridir. Yazar, dostlarına yazdığı mektuplarda “fabrika yaşamına ve çürümüşlüğüne dair”, “köylülerin yaşamıyla ilgili” bir öykü olarak tanımladığı eserini, ülkesinin farklı bölgelerinde görev yaptığı hastanelerde edindiği izlenimlerden ve Sahalin’de bulunduğu dönemde tanık olduğu gerçek olaylardan esinlenerek kurgulamıştır.
20. yüzyıl başında Rus toplumunda ortaya çıkan sosyolojik gerilimlere odaklanan Çehov, Ukleyevo bucağında yaşayan yoksul köylüler ile dükkân sahipleri ve fabrikatörler arasındaki derin uçurumu sorgular. Erk sahiplerinin bu uçurumu giderek derinleştiren tamahkârlığını ve ikiyüzlülüğünü, mujiklere yönelik vicdansız tutumunu mizahı da elden bırakmadan gözler önüne serer. Trajik ve sarsıcı bir finale doğru ilerleyen öyküde felaketlerin ve kötülüğün dozu giderek artar.
Çukurda “karamsar” bakış açısı ve dolaysız mesajıyla zamanında hararetli tartışmalara konu olsa da, aralarında Lev Tolstoy ve Maksim Gorki’nin de bulunduğu birçok edebiyatçının hayranlığını kazanmış, “Rus edebiyatının bir mücevheri” olarak kabul görmüştü.
Dramas, such as The Seagull (1896, revised 1898), and including "A Dreary Story" (1889) of Russian writer Anton Pavlovich Chekhov, also Chekov, concern the inability of humans to communicate.
Born (Антон Павлович Чехов) in the small southern seaport of Taganrog, the son of a grocer. His grandfather, a serf, bought his own freedom and that of his three sons in 1841. He also taught to read. A cloth merchant fathered Yevgenia Morozova, his mother.
"When I think back on my childhood," Chekhov recalled, "it all seems quite gloomy to me." Tyranny of his father, religious fanaticism, and long nights in the store, open from five in the morning till midnight, shadowed his early years. He attended a school for Greek boys in Taganrog from 1867 to 1868 and then Taganrog grammar school. Bankruptcy of his father compelled the family to move to Moscow. At the age of 16 years in 1876, independent Chekhov for some time alone in his native town supported through private tutoring.
In 1879, Chekhov left grammar school and entered the university medical school at Moscow. In the school, he began to publish hundreds of short comics to support his mother, sisters and brothers. Nicholas Leikin published him at this period and owned Oskolki (splinters), the journal of Saint Petersburg. His subjected silly social situations, marital problems, and farcical encounters among husbands, wives, mistresses, and lust; even after his marriage, Chekhov, the shy author, knew not much of whims of young women.
Nenunzhaya pobeda, first novel of Chekhov, set in 1882 in Hungary, parodied the novels of the popular Mór Jókai. People also mocked ideological optimism of Jókai as a politician.
Chekhov graduated in 1884 and practiced medicine. He worked from 1885 in Peterburskaia gazeta.
In 1886, Chekhov met H.S. Suvorin, who invited him, a regular contributor, to work for Novoe vremya, the daily paper of Saint Petersburg. He gained a wide fame before 1886. He authored The Shooting Party, his second full-length novel, later translated into English. Agatha Christie used its characters and atmosphere in later her mystery novel The Murder of Roger Ackroyd. First book of Chekhov in 1886 succeeded, and he gradually committed full time. The refusal of the author to join the ranks of social critics arose the wrath of liberal and radical intelligentsia, who criticized him for dealing with serious social and moral questions but avoiding giving answers. Such leaders as Leo Tolstoy and Nikolai Leskov, however, defended him. "I'm not a liberal, or a conservative, or a gradualist, or a monk, or an indifferentist. I should like to be a free artist and that's all..." Chekhov said in 1888.
The failure of The Wood Demon, play in 1889, and problems with novel made Chekhov to withdraw from literature for a period. In 1890, he traveled across Siberia to Sakhalin, remote prison island. He conducted a detailed census of ten thousand convicts and settlers, condemned to live on that harsh island. Chekhov expected to use the results of his research for his doctoral dissertation. Hard conditions on the island probably also weakened his own physical condition. From this journey came his famous travel book.
Chekhov practiced medicine until 1892. During these years, Chechov developed his concept of the dispassionate, non-judgmental author. He outlined his program in a letter to his brother Aleksandr: "1. Absence of lengthy verbiage of political-social-economic nature; 2. total objectivity; 3. truthful descriptions of persons and objects; 4. extreme brevity; 5. audacity and originality; flee the stereotype; 6. compassion." Because he objected that the paper conducted against [a:Alfred Dreyfu
Kısacık bir hikaye ama öyle çok şey yaşanıyorki… Dolandırıcı, kaçakçı, hırsına yenik düşen ve hırsından beslenen, elinde yetki olduğu için diğer herkese eziyet eden vb her tip var. Bir de halinin zorluğundan şikayet etmeyip de haksız kazançlı bir evin insanı olmaktan huzursuz olan var. Yalnızca Varvara karakterini nereye koymalı bilemedim. Sahketarlıklardan şikayetçi ama harekete geçebilecek yetkinlikte değil ama konforundan da memnun…
Bence Çehov'un çizgisinden azıcık ayrıldığı, farklı bir öyküsü Çukurda. Hem trajikomik bir tarafı var hem de son derece karanlık ve kasvetli. Adeta sağa sola çarpa çarpa çukurun içine düşüyor kurgu. Okuyucunun moralini de yanında götürüyor.
Yaşanan olaylara kayıtsız kalan insanlar kadar tahammül edemediğim başka bir zümre yok sanırım ama hayat böyle. Kimisi şeytan gibi hakkı olmayanı bile alır, kimisi ise hayatı parça parça olsa bile gık diyemez.
Anton Çehov, bomboş bir olayı yine müthiş süsleyerek bir toplum meselesi haline getirmeyi başarmış. Düğünlerin, ailelerin, akrabalığın ne kadar gereksiz olduğunu kaç sene öncesinden söylemiş. Çok da güzel yapmış. Mujiklerin (Rus köylülerin) ötekileştiği, soyluların ise gerçekten soylu olup olmadığını sorgulatan uzun bir hikaye niteliğinde bir kitap Çukurda. Bu da kenarda durabilecek, denk gelirse bir günde okunabilecek bir kitap olarak kalsın.
Çehov, bir kasabadaki farklı sınıftan (işçi, köle, gündelikçi, tacir vb.) insanları ve hayatlarının farklılıklarını anlatıyor. Ön planda ise bir dükkan işleten, zengin, üçkağıtçı ve zalim bir aile yer alıyor. Çok şeyin olduğu ama hayatın sürüp gitmesi dolayısıyla sanki değişen hiçbir şey yokmuş gibi ilerleyen bir olay örgüsü var. Lipa karakterini sanırım hiç unutamayacağım. Canım Çehov yine hayal kırıklığına uğratmadı.
Güzel bir kitap zaten kısa tek oturuşta bitirilebilir ama biraz fazla Rus kültürüne yazılmış gibi hissettirdi.Sanki başka ülkeden kimse okumayacak gibi yazmış Çehov amca.