Süleyman Velioğlu ve Kâzım Dağyolu, 1957’de İstanbul Üniversitesi Psikiyatri Kliniği bünyesinde kurdukları Psikopatolojik Sanat Laboratuvarı’nda hastalarla yaptıkları çalışmaların ürünlerini 1960’lardan itibaren kamuyla paylaşmaya başladılar. 1960 ile 1962 arasında kurumdaki hastaların ürünlerinin teşhis ve tedavi amacıyla nasıl kullanıldığını anlatan ve sanatın psikopatolojiyle ilişkisini o dönemin bütün teorik birikimini de seferber ederek analiz eden üç kitap yayımladılar. Ayrıca hastaların eserlerinden oluşan, önce İstanbul’da sonra da Ankara’da açılan iki sergi 350 binden fazla kişi tarafından ziyaret edildi.
1962’de yayımlanan Bir Şizofren Hastanın Sanat Ürünleri’nde tek bir hastanın ürünleri yer alıyor: “35 yaşında erkek. Beden yapısı astenik, bakışları canlı, giyimi itinasız. Nazik, bazen teatral jestlerle konuşuyor,” diye tanımlanan ve “entelektüel, aristokrat, pederşahi, mistik ve müreffeh” bir aile çevresinden gelen bu hastanın kitapta geniş yer verilen resimleri, şiirleri, bir piyesi, fıkraları ve bir “beste”si etrafında psikopatolojik sanatın nitelikleri ayrıntılı olarak tartışılıyor. Bu öncü niteliğindeki kitaba ayrıca kendisi de çok başarılı bir ressam olan Velioğlu’nun akıl hastalarıyla sanatçıların eserleri arasındaki benzerlik ve ayrımların mantığını daha sistematik olarak analiz eden Akıl Hastası ve Sanatçı (1978) adlı eserinden aynı başlıklı bölüm de eklendi. Bu yazıda ilk kitaptaki hasta ile bir başka hastanın eserleri, bir aşamada kendilerini özdeşleştirdikleri Van Gogh’un eserleriyle kıyaslanarak tartışılıyor.
Saffet Murat Tura kitaba yazdığı sunuşta nöroloji ve nöropsikiyatri alanındaki yeni çalışmalardan yola çıkarak sanat ve akıl hastalığı ilişkisi konusunda kendi görüşünü aktarıyor, Velioğlu düşüncesinin beslendiği düşünür ve düşünce akımlarını tartışıyor ve Velioğlu’yla aralarındaki hoca-öğrenci ilişkisinin sıcaklığını ve sahiciliğini biz okurların da hissetmesini sağlıyor.
3.5/5 Eski bir metin. 1960'larda yayınlanmış. Tek bir hastanın öyküsü etrafında toplanmış. Hastanın Psikodinamik yaklaşım çerçevesinde sanatla tedavisi amaçlanmış. Kitapta şizofrenik kişiliğe dair genel bir kuramsal yaklaşımdan sonra hastanın durumu ile ilgili bilgilendirme var. Daha sonra hastanın çizdiği resimler, yazdığı oyun ve şiirler çerçevesinde bir analiz ele alınmış. Sanatla tedavi zaman zaman kullanılan bir yaklaşım ama bu derece ağır bir vaka için ne kadar etkili olabilir emin değilim. Bir de dediğim tek gibi tek hasta bir zerinden genel bir çıkarım yapmak zor. Yine de böyle eski metinleri okumak ve o dönemin bakış açılarını günümüzle kıyaslamak güzel oluyor.
"- Yani derdimi dökünce iyileşiyorum. Yani bu adeta bir ihtiyaç...